yakınlık ile cümle

yakınlık kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Sonuçta yakınlık, sabır, açık fikirlilik ve zeka ile sorunların üstesinden gelinmeli.In the end, tenacity, persistence, open-mindedness and intelligence should carry the day.
Standarda yakınlıkProximity to a standard
Kartın üzerinde yerleşik bir tuş takımı, ekran, mikroişlemci ve yakınlık çipi bulunuyor.The card has an embedded keypad, display, microprocessor and proximity chip.
Olaya Dahil Olma ve YakınlıkPersonal involvement and proximity
30,000) Fin dilleriyle yakınlık göstermektedir.30,000) are closely related to Finnic.
Cihazın ekranın üstündeki çerçevede ön kamera, yakınlık sensörü ve bildirim ışığı bulunur.Near the top of the device are the front-facing camera, proximity sensors, and notification LED.
Cihazda ivmeölçer, manyetometre sensörü, hall sensörü, yakınlık sensörü ve RGB ışık sensörü bulunur.It has accelerometer, geomagnetic sensor, hall sensor, proximity sensor and RGB light sensor.
İvmeölçer, Geomanyetik Sensör, Hall Sensörü, Yakınlık Sensörü, RGB Işık SensörüAccelerometer, Geomagnetic Sensor, Hall Sensor, Proximity Sensor, RGB Light Sensor
Roma'da Anton Inglott ile bir yakınlık, manevi bir akrabalık kurdu.In Rome he felt a closeness, a spiritual kinship to Anton Inglott.
Cihazlarda jiroskop, yakınlık sensörü ve parmak izi sensörü bulunur.The phone has a gyroscope, proximity sensor, and fingerprint sensor.
Cihazda; yakınlık sensörü, ivmeölçer (G sensörü) ve ortam ışığı sensörü bulunur.It has a proximity sensor, a G-sensor and an ambient light sensor.
Hanya şehrine yakınlık, yarımadanın bu bölümünü çekici bir yerleşim bölgesi haline getirmektedir.There is a string of hills along the northern coast.
Yakınlık, ortak kader ve tamamlamaProximity, common region, and connectedness
Yakınlık YasasıLaw of Proximity
Yakınlık organizasyon yasası (Gestalt) iki obje arasındaki mekânsal uzaklıktır.The grouping property of proximity (Gestalt) is the spatial distance between two objects.
İdeolojik yakınlıkların bir rolü vardı ama belirleyici görünmüyorlardı.Ideological affinities had some role but do not appear to have been decisive.
Böylece birlik (ittihad) ve ruhsal yakınlık (ittisâl-i mânevînin) gerçekleşir.(The near and the distant – Die Nähe und die Ferne) gezeigt.
Müslüman kelimesi, saf ve temiz (hanif) kelimesiyle bu bakımdan yakınlık gösterir.Il est à rapprocher du mot haqq « vrai, recte, di-rect, droit».
Aralarında saf ve duygusal bir yakınlık oluşmuştur.Une tendre et pure complicité s'établit entre eux.
Kadı açık bir şekilde Yahudilere yakınlık gösterdi.Le cadi fraternise ouvertement avec les Juifs.
Bir diğer yakınlık, Amerika'daki etnik gruplarla ilgilidir.Cet article concerne le groupe ethnique des États-Unis.
Lucy bağımsız bir genç olan George'a yakınlık duymaya başlar.Elle commence une relation extraconjugale avec George.
Bu görüş, aralarındaki benzerlik veya tam yakınlıktan ileri gelir.Se basa en la comparación de bienes similares o semejantes.
Kadı açık bir şekilde Yahudilere yakınlık gösterdi.El cadí simpatizaba abiertamente con los judíos.
Paris yıllarında çağdaş akımlara yakınlık duyan sanatçı, ilk sergisini 1948'de Paris'te açtı.Una nueva y difícil etapa de la vida del artista comenzó en París, donde llegó en 1948.
Aynı zamanda Letonya ile Rusya sınırına 120 km yakınlıkta bulunmaktadır.A 120 km de la ciudad se encuentra el punto de unión de la frontera de Letonia con Rusia.
Zamanla Butch ile çocuk arasında baba-oğul ilişkisine benzer bir yakınlık olur.Entre Katczinsky y Bäumer se crea una especie de relación padre e hijo.
Bu akım, sanatla yaşam rasında bir yakınlık kurmayı amaçlar.Creía que este método aproximaría el arte a la naturaleza.
Nikolay Mariyaya karşı yakınlık duysa da, yakında Sonya'ya verdiği sözü hatırlar.Nikolái se siente además atraído por la princesa María, pero recuerda su promesa con Sonia.
Telefondaki sensörler, Yakınlık sensörü ve Hızlanmaölçer'i içerir. ^ SitesiSensori: sensore di prossimità, accelerometro.
Son romanı ‘Gönül Yakınlıkları’ (Die Wahlverwandschaften), dönemin iç deneyimlerinin izlerini taşımaktadır.Intanto lo staff della "Mode" ha a che fare con le conseguenze dei recenti avvenimenti.
Güneş’e on ışık yılı (95 trilyon km) yakınlıktaki alanda nispeten az yıldız bulunur.Относительно немного звёзд в пределах десяти св. лет (95 трлн км) от Солнца.
Zorlukla okurken solcu fikirlere yakınlık duyar.Находясь в заключении, разочаровался в левых идеях.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.Лето и осень в регион приходят с запозданием, что связано с влиянием океана.
Hazar Kağanı Justinianos'u çok yakınlıkla karşıladı ve ona destek sağlamayı vadetti.Текие гостеприимно принял Юрия, обещал ему поддержку и убеждал в положительном решении.
Arkeler ve ökaryotlar arasındaki yakınlık, her birinin bakterilerle olan yakınlığından daha çoktur.Археи и эукариоты состоят в более близком родстве, чем каждый из этих доменов к бактериям.
Horasan Türkçesi, Türkmence ve Azerice arasında olup Türkmenceye daha çok yakınlık göstermektedir.Под вопросом остается соотношение азербайджанского с туркменским и турецким на предмет большей близости.
Rusya’ya gelen Avrupalılar’la yakınlık kurarak uygarlıkları hakkında bilgi sahibi oldu.Но его особенностью была подготовка для России людей с европейскими взглядами.
Jovian, Ariusçulardan ziyade Ortodoks inancına yakınlık duydu.И Авраам, без сомнения, более достоин веры, чем Ориген.
Öte yandan Roma'ya yakınlık bu şehir devletlerini kolay ve açık birer hedef haline getirmişti.وكان في ذلك وفي قربهم من روما، جعل منهم أهدافاً سهلة وواضحة.
Kısaca yakınlık varsayılır.بإختصار يفترض القرب.
Müslüman kelimesi, saf ve temiz (hanif) kelimesiyle bu bakımdan yakınlık gösterir.التأنيث لكلمة مسلم هو مسلمة، وجمعها مسلمات وجمع كلمة مسلم هو مسلمون.
Aynı yıl içinde, çabucak bir yakınlık duyacağı Fyodor Dostoyevski'nin eserleriyle karşılaştı.خلال العام نفسه، اتجه لقراءة أعمال فيودور دوستويفسكي، وشعر مباشرة بقرابة بينهما.
Enseste ilişkin yasalar kimi zaman yakınlık dereceleri açısından ifade edilir.ترتبط الموافقة الملكية أحيانًا بالإحتفالات المنمقة.
Donald'a karşı kuvvetli bir yakınlık gösteren biri olarak tasvir edilir.Ela é geralmente mostrada tendo uma grande afinidade com Donald.
Doğuda yaz ile kış arasındaki ısı farkı, denize yakınlıktan dolayı görece düşüktür.O inverno é ameno devido à proximidade do mar.
Örneğin Viyana Slovakya'nın başkenti Bratislava'ya 60 km yakınlıktadır.De Slowaakse hoofdstad Bratislava ligt op slechts 60 kilometer van Wenen.
İktidarlar için en önemli sorun politik yakınlıkta Rusya ya da Avrupa Birliği arasında tercih yapmaktı.Van het Reves belangrijkste onderwerp was Rusland, of liever gezegd de Sovjet-Unie en haar systeem.
O’nun inayeti (ihsanı) kendisine yönelen, yakınlık gösteren bütün kişiler içindir.Een besluit is verbindend in al zijn onderdelen voor degene(n) tot wie zij is gericht.
Kadı açık bir şekilde Yahudilere yakınlık gösterdi.Bojówka ostro występowała przeciwko Żydom.
Güneş’e on ışık yılı (95 trilyon km) yakınlıktaki alanda nispeten az yıldız bulunur.W odległości do 10 lat świetlnych (95 bilionów km) od Słońca istnieje stosunkowo niewiele gwiazd.
Sonra yakınlık ve sohbet başlar.Po pewnym czasie rozpoczęły się rozmowy i konsultacje.
Yakınlık ve güzelliğe de işaret eder.Pozwala ona również na pocałunki i bliskość.
Güneş’e on ışık yılı (95 trilyon km) yakınlıktaki alanda nispeten az yıldız bulunur.Det finns relativt få stjärnor inom 10 ljusår (95 biljoner km) från solen.
Hatta aşık olduğu kızı tavlayabilmesi için arkadaşından yardım ister fakat arkadaşı da kıza yakınlık gösterir.Eller rymde hon med ”vännen” som också kan ha varit hennes älskare.
1945 yılında Cambridge'deki Cavendish Laboratuvarında çalışan Max Perutz ile yakınlık kurdu.V roce 1945 začal spolupracovat s Dr. Maxem Perutzem v Cavendishově laboratoři v Cambridge.
Bu tanımlamadan da anlaşılacağı üzere, sürünme ile soliflüksiyon arasında büyük bir yakınlık vardır.Jak již bylo zmíněno výše, je velice složité rozlišit mezi vyhaslou a spící sopkou.
İyice yakınlık peyda etmedikçe kimsenin arkadaşlığına güvenme.Neberte si jako důvěrníky nikoho kromě lidí z vás!
Hatta aşık olduğu kızı tavlayabilmesi için arkadaşından yardım ister fakat arkadaşı da kıza yakınlık gösterir.Doufá, že nalezne pomoc v podobě snoubence, jenže ten ji zradí.
Arkeler ve ökaryotlar arasındaki yakınlık, her birinin bakterilerle olan yakınlığından daha çoktur.Arheele și eucariotele sunt mai înrudite între ele decât sunt oricare dintre cele două cu bacteriile.

İlgili Sayfalar