Ana içeriğe geç
Sözlük

yakının ile cümle

yakının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Tu nu trebuie să fie decapitat!", A spus Alice, şi ea le-a pus într-un mare ghiveci care stood lângă.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Ty nesmí být sťat!" Řekla Alice, a dala je do velké květiny, květináč, stál blízko.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'Você não serão decapitados! ", Disse Alice, e ela colocá-los em um grande jarro de flores que estava perto.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Вие не трябва да бъде обезглавен!", Казва Алис, и тя ги поставя в голяма саксия цвете, че стоеше близо.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.Сказала Алиса, и она положила их в большой цветочный горшок, который стояли рядом.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.Сказала Аліса, і вона поклала їх у великий квітковий горщик, який стояли поруч.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."אתה לא תהיה ערפו את ראשו!" אמרה אליס, והיא לשים אותם לתוך סיר פרחים גדול עמדו ליד.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.أنت لا يجوز قطع رأسه! 'وقال اليس ، وأنها وضعها في وعاء الزهور الكبيرة التي وقفت قرب.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.近くに立っていた。 three兵士たちは、それらを探して、1,2分約放浪し、
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırJeden z nejvzdálenějších ostrovů, které Beagle minula, je také nejpodivnější.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırUna dintre cele mai îndepărtate insule pe lângă care a trecut Beagle este şi cea mai neobişnuită.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdır'Ενα από τα πιο απομονωμένα είναι και το πιο μοναδικό.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırОдин из наиболее отдалённых островов, который посетило судно, также был весьма необычным.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırאחד מהאיים המבודדים ביותר שהביגל .חולפת על פניו הוא גם היוצא-דופן ביניהם
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırأحد أكثر الجزر البعيدة بيغل التي هي أيضاً الأكثر إستثنائية
Ben barınak yakınında yaşayan, ve bu birأنا أعيش بالقرب من المأوى واحد وهذا
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.나는 안정 조금을해야합니다. 그리고 당신은 아주 가까이 내 발가락을 부러했습니다.
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.ولا بد لي من الحصول على ثابت قليلا. وكنت قد جميلة بالقرب من كسر إصبع قدمي.
Ben sabit bir miktar almak gerekir. Ve oldukça yakınında benim ayak parmağı kırık.それがすべてのように無理です。
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Apprezziamo il fatto che forse gran parte di voi non ha mai visto un fucile da vicino.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Apreciemos el hecho de que quizá muchos de Uds. nunca han estado cerca de un arma.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım. Bu demek oluyor kiЦінуймо той факт, що більшості з вас, напевно, ніколи не доводилось бути близько до зброї.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Chérissons le fait que la plupart d'entre vous sans doute n'a jamais été à proximité d'une arme à feu.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Chúng ta hãy cùng trân trọng việc hầu hết các bạn chưa phải đứng gần một khẩu súng bao giờ.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Cieszmy się z tego, że prawdopodobnie większość z was nigdy nie obcowała z bronią.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Hoffen wir, dass die meisten von Ihnen niemals so nah an eine Waffe heran gekommen sind.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.여러분들의 대다수가 총과 단한번고 가까이 한적이 없다는 사실을 중요하게 생각해 봅시다.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Lad os være glade for det faktum at de fleste af jer antageligvis aldrig har været tæt på et våben.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Laten we het feit koesteren dat de meesten van jullie waarschijnlijk nooit dicht bij een geweer zijn geweest.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Opatrujme skutečnost, že pravděpodobně většina z vás nikdy nebyla tak blízko pušce.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Örüljünk annak, hogy talán a legtöbbjük soha nem volt még ilyen közel egy fegyverhez.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Preze-mos o facto de que provavelmente a maioria de vós nunca tenha estado perto de uma arma.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Să ne bucurăm că probabil majoritatea dintre dvs. nu au stat în preajma unei arme.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Давайте ценить тот факт, что большинство из вас возможно никогда не имели дело с оружием.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.Нека се порадваме на факта, че най-вероятно повечето от вас никога не са били близо до едно оръжие.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.הבה ננצור את העובדה שקרוב לוודאי רובכם מעולם לא הייתם בקירבת רובה.
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.دعونا نشدد على حقيقة أن معظمكم ربما لم يقترب من بندقية من قبل
Bir çoğunuzun hiçbir zaman bir silahın yakınında olmadığı gerçeğini kucaklayalım.おそらく 皆様のほとんどが 銃の近くにいた経験を お持ちでないことを それはオランダが
Bir kentin kapısının yakınında gömülü bulundu.파묻혔던 게시판이 있었습니다. 어쩌면 헐리우드라고 쓴 것인지 또는
Bir kentin kapısının yakınında gömülü bulundu.Lequel fut trouvé enterré près de la porte d'une ville.
Bir kentin kapısının yakınında gömülü bulundu.שנמצא קבור ליד שער העיר. אנו לא יודעים אם כתוב עליו הוליווד,
Bir kentin kapısının yakınında gömülü bulundu.التي وجدت مدفونة بالقرب من بوابة المدينة. الآن نحن لا نعرف ما اذا كان يقول هذا المجسم هوليوود ،
Bir kentin kapısının yakınında gömülü bulundu.「ハリウッド」と書かれているかは不明です いや「ボリウッド」かもしれませんね
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Am avut privilegiul de a trăi lângă o pajişte pentru ultima bucăţică de vreme şi este foarte frumos.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Az a megtiszteltetés ért, hogy egy mező mellett élhetek egy ideje, és ez nagyon lebilincselő.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Eu tive o privilégio de viver ao pé de um prado nos últimos tempos, e é tremendamente cativante.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ho avuto la fortuna di vivere vicino a un campo per un po' ed è stato terribilmente attraente.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Ik had het voorrecht om de laatste tijd bij een weide te wonen en dat is vreselijk boeiend.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.J'ai eu le privilège d'avoir vécu à côté d'un pré dernièrement, et c'est terriblement plaisant.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Jeg har haft det privilegium at bo ved en eng i det sidste stykke tid, og det er utrolig engagerende.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.저는 지난 얼마 동안 목초지 옆에서 사는 특권을 누리고 있는데요, 정말 기분 좋은 일입니다.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Minulla on ollut onni asua niityn laidalla viime aikoina, ja se on tosi antoisaa.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Szczęśliwie mieszkałem obok łąki ostatnimi czasy; jest to bardzo zajmujące.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Имах привилегията да живея близо до една ливада, в последно време и това е ужасно ангажиращо.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.Я имел счастье жить возле луга в последнее время, и это ужасно интересно.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.היתה לי הזכות לחיות ליד אחו בזמן האחרון, וזה היה מלבב ביותר.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.لقد كان لي شرف العيش على طريق مرج في حين أن القليل من الماضي ، والانخراط بشكل رهيب.
Bir süredir çayırların yakınında yaşama ayrıcalığına sahiptim, ve bu son derece çekici.しばらく住んでいました それは本当に面白い事です 芝生の歴史を見てみると 実は悲劇的なんです
Bizim zekamız sınırlıdır. Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Mais nous sommes pres a, nous allons voir que il y a quelque chose fantastique ici.
Bizim zekamız sınırlıdır. Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Mas estamos no limite, estamos a raspar a superficie, mas há algo espantoso aqui.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod