Ana içeriğe geç
Sözlük

yakının ile cümle

yakının kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
2006 - 2004 XP14 adlı asteroid, Dünya'nın 432.308 km yakınından geçti.Maa-lähedane asteroid 2004 FH möödus kell 22.08 maailmaaja järgi 43 000 km kauguselt Maa pinnast.
Repin 29 Eylül 1930'da Kuokkala'da öldü ve evinin yakınına gömüldü.Ilja Repin suri 29. septembril 1930. aastal Kuokkalas ning sinna on ta ka maetud.
Adam onları köyün yakınındaki bir nehre götürür.Küla lähistel voolab Uhmardu jõgi.
Çocuk parklarının yanında veya yakınında çoğu zaman çeşitli spor veya eğlence alanları bulunur.Deltaaladel või nende vahetus läheduses elab tihti palju inimesi.
İlk kez Ay'ın yakınına gidilmiştir Ay'ın çevresinde 10 kez dolandıktan sonra Dünyaya geri döndü.Torm on alates pidevate vaatluste alustamisest, tiirelnud ümber planeedi vähemalt 10 korda.
Bunu Nova Zagora, yakınındaki köy olan Chirpan ve Burgas şehride takip etti.Selle leidis Giancarlo Zigante ja tema koer Horvaatiast Buje linna lähedalt.
Kırtasiye dükkânları genellikle okul ya da işyerleri yakınında bulunmaktadır.Portaali külastatakse kõige sagedamini koolidest või töökohtadest.
Davetlerde de en yakınında oturtmuş, diğer misafirlerden ayrı tutmuştur.Nad paistsid olevat ebakindlad suhtlemisviisides ja viibisid enamjaolt kaaslastest eemal.
Öldürüldüğü köyün yakınındaki köye Salatinkend denir.Ilmselt viidatakse küla kõrval asuvale pühale hiiepaigale, mida kutsuti Salmeks.
Üç ila yedi yumurta bataklık bir alanın yakınında bir yer yuvasına koyulur.Ta sai 1,5 adramaad Viljandi lähedal kodukülla Puiatusse. ... ...
Karayolu inşa edilmeden önce kervan yolunun köyün yakınında geçmesi de bu bilgiyi doğrular niteliktedir.Sissepääs on köögi lähedal maali taga, sissepääsuks peab teadma õiget parooli.
Acil kriz durumları örneğin ağır kaza, yakının ölmesi ya da şiddete maruz kalmaktır.Así por ejemplo, accidentes graves, fallecimiento de personas allegadas o casos de violencia.
Acil kriz durumları örneğin ağır kaza, yakının ölmesi ya da şiddete maruz kalmaktır.حالات الطوارئ المفاجئة هي على سبيل المثال الحادث الخطير أو وفاة شخص قريب أو في حالة أن يكون الشخص ضحية للعنف.
Acil kriz durumları örneğin ağır kaza, yakının ölmesi ya da şiddete maruz kalmaktır.如果您突然遭遇危机,您可以从危机应急中心(Kriisipäivystys)得到急救和支持。危机情况包括重大事故、身边亲人死亡或暴力受害。
Açı iletkinin yakınında, iletkiyi döndürüyorum.Isso é divertido, vamos pegar nosso transferidor.
Açı iletkinin yakınında, iletkiyi döndürüyorum.돌려 봅시다
Açı iletkinin yakınında, iletkiyi döndürüyorum.Takže to už umíme, uděláme to opět stejným způsobem
Açı iletkinin yakınında, iletkiyi döndürüyorum.いつも同じ順で行なう必要はありませんが、
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumAku mencoba mengakali para singa agar mereka berpikir bahwa aku sedang berdiri di dekat kandang sapi
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumChcel som levy oklamať, aby si mysleli, že stojím pri kravíne.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumChciałem, żeby lwy myślały, że to ja stoję koło zagrody.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumChtěl jsem ošálit lvy, aby si mysleli, že stojím u ohrady.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumEl akartam hitetni az oroszlánokkal, hogy én állok a marhaistálló mellett.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumEstava a tentar enganar os leões a pensarem que eu estava perto do estábulo.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumIch wollte, dass die Löwen dachten, ich stünde neben dem Kuhstall.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumIk wou de leeuwen laten geloven dat ik naast de koeienstal stond.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumÎncercam să păcălesc leii [să creadă] că stăteam în picioare lângă țarc.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumJ'essayais de faire croire aux lions que je me tenais près de l'enclos.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordum저는 사자들을 속여 제가 외양간 근처에 서있는 것처럼 생각하도록 했습니다.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumTôi đã cố gắng đánh lừa những con sư tử đó [vào cái suy nghĩ] là tôi đứng gần chuồng bò.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumTrataba de engañar a los leones para que creyeran que estaba cerca del establo.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumVolevo ingannare i leoni e fare loro pensare che stavo in piedi vicino la stalla.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumYritin huijata leijonat luulemaan, että seisoin suojan lähellä.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumΠροσπαθούσα να ξεγελάσω τα λιοντάρια [ώστε να νομίζουν] ότι στεκόμουν κοντά στη στάνη των αγελάδων.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumТрябваше да подмамя лъвовете да мислят, че съм около кравите.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumЯ намагався обманути левів так, щоб вони думали, що це я стою біля корівника.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumЯ пытался перехитрить львов, как будто бы это я стоял около загона.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumניסיתי לעבוד על האריות כדי שיחשבו שאני עומד ליד סככת הפרות.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumكنت أحاول أن أخدع الأسود بأنني واقف قرب الحظيرة.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumと思わせて ライオンをだまそうとしたんですが・・・ ライオンは とても頭が良いんですよ(笑)
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Cosinus x i sinus x.
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Pero estamos en el borde, estamos arañando la superficie, pero hay algo sorprendente en esto.
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Усещаме го, стържем по повърхността, но тук имаме нещо невъобразимо
Artık elinizi kamışın yakınına getirerek kamışı döndürebilirsiniz빨대의 끝의 근처에 손을 대면 빨대가 손을 따라 움직입니다.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.50 mil) otwartego oceanu, który oddziela Australię od najbliższych wysp dzisiejszej Indonezji.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.Come fecero, non lo sappiamo.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.이 바다는 현재 인도네시아의 가장 가까운 섬들로부터 호주를 갈라 놓습니다.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.המפרידים בין אוסטרליה והאי הקרוב ביותר של אינדונזיה העכשוית.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Alice, và cô ấy đặt chúng vào một nồi hoa lớn rằng đứng gần.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Du må ikke blive halshugget!" Sagde Alice, og hun satte dem i en stor urtepotte, at stod nær.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Du ska inte halshuggas!" Sa Alice, och hon satte dem i en stor blomkruka som stod nära.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Et ei mestattu!" Sanoi Alice, ja hän laittaa ne isoon kukka-potti, joka seisoi lähellä.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Gij zult niet onthoofd worden!" Zei Alice, en ze zet ze in een grote bloempot die stond in de buurt.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'당신이 교수형을 당할 수 없다! "앨리스는 말했다, 그녀는 큰 꽃 냄비에 넣어 그 근처에 서 있었다.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Ne bi obglavili!" Je povedala Alice, in ona jih je dala v velik cvetlični lonec, ki stala v bližini.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Nie będzie stracony!" Powiedziała Alice, a ona je do dużej doniczki, że stał w pobliżu.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'Non deve essere decapitato!' Disse Alice, e li mise in un grande vaso da fiori accanto a lei.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."No será decapitado!-Dijo Alicia, y ella los puso en una gran maceta que estaba cerca.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Te nem lefejezték!" Mondta Alice, és letette őket egy nagy virágcserép, hogy állt közel.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."To nesmie byť sťatý!" Povedala Alice, a dala ich do veľkého kvetináča that stál blízko.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod