yakını ile cümle

yakını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumIk wou de leeuwen laten geloven dat ik naast de koeienstal stond.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumÎncercam să păcălesc leii [să creadă] că stăteam în picioare lângă țarc.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumJ'essayais de faire croire aux lions que je me tenais près de l'enclos.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordum저는 사자들을 속여 제가 외양간 근처에 서있는 것처럼 생각하도록 했습니다.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumTôi đã cố gắng đánh lừa những con sư tử đó [vào cái suy nghĩ] là tôi đứng gần chuồng bò.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumTrataba de engañar a los leones para que creyeran que estaba cerca del establo.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumVolevo ingannare i leoni e fare loro pensare che stavo in piedi vicino la stalla.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumYritin huijata leijonat luulemaan, että seisoin suojan lähellä.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumΠροσπαθούσα να ξεγελάσω τα λιοντάρια [ώστε να νομίζουν] ότι στεκόμουν κοντά στη στάνη των αγελάδων.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumТрябваше да подмамя лъвовете да мислят, че съм около кравите.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumЯ намагався обманути левів так, щоб вони думали, що це я стою біля корівника.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumЯ пытался перехитрить львов, как будто бы это я стоял около загона.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumניסיתי לעבוד על האריות כדי שיחשבו שאני עומד ליד סככת הפרות.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumكنت أحاول أن أخدع الأسود بأنني واقف قرب الحظيرة.
Ahırın yakınında durarak aslanları kandırmaya çalışıyordumと思わせて ライオンをだまそうとしたんですが・・・ ライオンは とても頭が良いんですよ(笑)
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Cosinus x i sinus x.
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Pero estamos en el borde, estamos arañando la superficie, pero hay algo sorprendente en esto.
Ama, inanılmaz bir şeyin çok yakınındayız. -Усещаме го, стържем по повърхността, но тук имаме нещо невъобразимо
Artık elinizi kamışın yakınına getirerek kamışı döndürebilirsiniz빨대의 끝의 근처에 손을 대면 빨대가 손을 따라 움직입니다.
Artık Saragossa'ya daha yakınız!San Román je anarchistický! Jsme teď blíž Saragosse!
Artık Saragossa'ya daha yakınız! Sonra görüşürüz!Se vidimo kasneje!
Artık Saragossa'ya daha yakınız! Sonra görüşürüz!Widzimy się później!
Artık Saragossa'ya daha yakınız!Είμαι ποιο κοντά στη Saragossa τώρα!
Artık Saragossa'ya daha yakınız!Сега вече сме по-близо до Сарагоса!
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.50 mil) otwartego oceanu, który oddziela Australię od najbliższych wysp dzisiejszej Indonezji.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.Come fecero, non lo sappiamo.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.이 바다는 현재 인도네시아의 가장 가까운 섬들로부터 호주를 갈라 놓습니다.
Avustralya'nın yakınındaki adalar orayı bugünkü Endonezya'dan ayırıyordu.המפרידים בין אוסטרליה והאי הקרוב ביותר של אינדונזיה העכשוית.
Aynısı olacak. Hala yeryüzüne yakınız.זה יהיה אותו הדבר. אנחנו עדיין בקירבת כדור הארץ.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Alice, và cô ấy đặt chúng vào một nồi hoa lớn rằng đứng gần.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Du må ikke blive halshugget!" Sagde Alice, og hun satte dem i en stor urtepotte, at stod nær.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Du ska inte halshuggas!" Sa Alice, och hon satte dem i en stor blomkruka som stod nära.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Et ei mestattu!" Sanoi Alice, ja hän laittaa ne isoon kukka-potti, joka seisoi lähellä.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Gij zult niet onthoofd worden!" Zei Alice, en ze zet ze in een grote bloempot die stond in de buurt.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'당신이 교수형을 당할 수 없다! "앨리스는 말했다, 그녀는 큰 꽃 냄비에 넣어 그 근처에 서 있었다.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Ne bi obglavili!" Je povedala Alice, in ona jih je dala v velik cvetlični lonec, ki stala v bližini.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Nie będzie stracony!" Powiedziała Alice, a ona je do dużej doniczki, że stał w pobliżu.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'Non deve essere decapitato!' Disse Alice, e li mise in un grande vaso da fiori accanto a lei.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."No será decapitado!-Dijo Alicia, y ella los puso en una gran maceta que estaba cerca.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Te nem lefejezték!" Mondta Alice, és letette őket egy nagy virágcserép, hogy állt közel.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."To nesmie byť sťatý!" Povedala Alice, a dala ich do veľkého kvetináča that stál blízko.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Tu nu trebuie să fie decapitat!", A spus Alice, şi ea le-a pus într-un mare ghiveci care stood lângă.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Ty nesmí být sťat!" Řekla Alice, a dala je do velké květiny, květináč, stál blízko.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.'Você não serão decapitados! ", Disse Alice, e ela colocá-los em um grande jarro de flores que estava perto.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."Вие не трябва да бъде обезглавен!", Казва Алис, и тя ги поставя в голяма саксия цвете, че стоеше близо.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.Сказала Алиса, и она положила их в большой цветочный горшок, который стояли рядом.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.Сказала Аліса, і вона поклала їх у великий квітковий горщик, який стояли поруч.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu."אתה לא תהיה ערפו את ראשו!" אמרה אליס, והיא לשים אותם לתוך סיר פרחים גדול עמדו ליד.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.أنت لا يجوز قطع رأسه! 'وقال اليس ، وأنها وضعها في وعاء الزهور الكبيرة التي وقفت قرب.
'Başı vurulacakken olmayacaktır!' Dedi Alice, o da büyük bir çiçek saksı içine onları koymak- yakınında durdu.近くに立っていた。 three兵士たちは、それらを探して、1,2分約放浪し、
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırJeden z nejvzdálenějších ostrovů, které Beagle minula, je také nejpodivnější.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırUna dintre cele mai îndepărtate insule pe lângă care a trecut Beagle este şi cea mai neobişnuită.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdır'Ενα από τα πιο απομονωμένα είναι και το πιο μοναδικό.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırОдин из наиболее отдалённых островов, который посетило судно, также был весьма необычным.
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırאחד מהאיים המבודדים ביותר שהביגל .חולפת על פניו הוא גם היוצא-דופן ביניהם
Beagle'ın yakınından geçtiği en uzak adalardan biri, aynı zamanda en sıradışı olanıdırأحد أكثر الجزر البعيدة بيغل التي هي أيضاً الأكثر إستثنائية
Belirlediğim hedef - al Qaeda'yı yenmek, ve tekrar yapılanmasını önlemek - şimdi yakınımızda.Cieľ, ktorý som stanovil - zničiť al Qaeda- u a zabrániť jej znovu zostrojeniu - je teraz na dosah.
Belirlediğim hedef - al Qaeda'yı yenmek, ve tekrar yapılanmasını önlemek - şimdi yakınımızda.제가 세운 목표는 알 카에다를 부찌르고 재건의 기회를 완전히 박탈하는 것이며, 이제 이 목표는 거의 달성에 가까워졌습니다.
Belirlediğim hedef - al Qaeda'yı yenmek, ve tekrar yapılanmasını önlemek - şimdi yakınımızda.La meta que me tracé - de derrotar al Qaeda y no permitir que renaciera - está ahora a nuestro alcance.
Belirlediğim hedef - al Qaeda'yı yenmek, ve tekrar yapılanmasını önlemek - şimdi yakınımızda.Lo scopo che avevo prefisso - sconfiggere al Qaeda e impedirle di ricrearsi - è ormai alla nostra portata.

İlgili Sayfalar