Yakışıksız hissetmeye başlıyorum.I'm beginning to feel out of place.
Tom'un söylediği yakışıksızdı.What Tom said was inappropriate.
Bu çok yakışıksız bir şey!That is not the done thing!
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.It's not just inappropriate, it becomes really unsafe.
Ve bunun yakışıksız olduğu fikriyle çarpıldım.And I was just struck that this is out of place.
Tarihte bizim çağımızda, bu imgeler yakışıksız.At our time in history, these images are out of place.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Doing nothing at work is akin to masturbating at work; it's totally inappropriate.
(Senin aleyhinde söyledikleri yakışıksız sözleri) söylemediklerine Allah'a yemin ediyorlar.They swear by God: "We never said this."
Haberleşme Bakanı Predrag Markoviç, Avusturyalıların teklifini "yakışıksız" olarak nitelendirdi.Telecommunications Minister Predrag Markovic described the Austrians' offer as "indecent".
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Muziek, liederen en dans worden vooral erg gewaardeerd.
Ordu komutanları kendisine hakaret ederek yakışıksız hareketlerde bulundular.Ohjaajille oli määrätty heille sopimattomia tehtäviä.
Ordu komutanları kendisine hakaret ederek yakışıksız hareketlerde bulundular.Keisersoldatene gikk ubøyeleg til angrep.
Müzik dinlemek, dans etmek ve hatta gülmek yakışıksız olarak görülür.Vzdržati se plesa, glasbe, popevanja in nedostojnih predstav.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.Choć nie jestem obywatelem USA, nie obraźcie się, jeśli zasugeruję, że coś z tym trzeba zrobić.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.En ole tämän maan kansalainen, joten toivon ettei ole sopimatonta, ehdottaa että jotain tulisi tehdä.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.Jeg er ikke borger i USA, så jeg håber ikke, det vil være upassende, hvis jeg foreslår, at noget må gøres.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.미국 시민이 아닌 제가 무언가를 해야 한다고 제안하는 게 부적절하다고 여겨지지 않길 바랍니다.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.Nisem ameriški državljan, zato upam da ni neprimerno, če predlagam, da je nekaj treba storiti.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.(Taps)
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.Δεν είμαι πολίτης αυτής της χώρας, οπότε ελπίζω να μη θεωρηθεί ανάρμοστο αν προτείνω ότι κάτι πρέπει να γίνει.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.איני אזרח מדינה זו, אז אקווה שלא ייחשב בלתי-הולם מצדי אם אומר שצריך לעשות משהו.
Ben buralı değilim; o yüzden, umarım bu konuda bir şeyler yapılması gerektiği söylemem yakışıksız bulunmaz.それが不作法であると受け取られないことを望みます (笑)
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.A nu face nimic la lucru este este ca şi cum te-ai masturba la lucru; este total neadecvat.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.At lave ingenting på arbejdet er ligesom at masturbere på arbejdet; det er totalt upassende.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Att göra ingenting på jobbet är att likna vid att onanera på jobbet; det är fullständigt olämpligt.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.직장에서 아무것도 하지 않는 것은 직장에서 자위행위를 하는 거나 마찬가지죠; 절대 부적절한 것입니다.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Làm "không gì cả" trong khi làm việc là đồng nghĩa với việc tự hủy hoại; nó hoàn toàn không phù hợp.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Nedělat v práci nic je něco podobného, jako v práci masturbovat; vůbec se to nehodí.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Ne rien faire au travail, c'est comme se masturber au travail ; c'est totalement inapproprié.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Nerobiť v práci nič je príbuzné masturbovaniu v práci; je to totálne nevhodné.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Nichts tun während der Arbeit gleicht masturbieren während der Arbeit; es ist vollkommen unangebracht.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Nie robienie niczego w pracy jest jak masturbowanie się w pracy; to absolutnie niestosowne.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Nies doen op het werk is verwant met masturberen op het werk, totaal ontoelaatbaar.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.No hacer nada en el trabajo es como masturbarse; es totalmente inapropiado.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Non fare niente al lavoro è come masturbarsi al lavoro; è assolutamente fuori luogo.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Tidak melakukan apa-apa di kantor itu seperti bermasturbasi di kantor; sangat tidak pantas.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Το να μην κάνεις κάτι στη δουλειά σου είναι το ίδιο με το να αυνανίζεσαι στη δουλειά. Είναι εντελώς ανάρμοστο.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Ничего неделание на работе схоже мастурбированию на работе, а это совершенно неприемлимо.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Нічого не робити на роботі це як мастурбувати на роботі; це абсолютно неприпустимо.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.Правене на нищо по време на работа е равносилно на мастурбиране по време на работа; напълно неуместно е.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.לא לעשות כלום בעבודה זה כמו לאונן בעבודה; זה לחלוטין לא מקובל.
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.فعدم القيام بشيء في العمل يماثل الإستمناء اثناء فترة العمل انه تصرف غير لائق على الإطلاق
İşte hiçbirşey yapmamak, mastürbasyon yapmak ile aynı; ikisi de tamamiyle yakışıksız.職場でエッチするのと同様 まったく不適切なことです (笑)
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.C'est non seulement inadéquat, mais ça devient vraiment dangereux.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Điều này không hợp lý, và thực sự không an toàn.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Es ist nicht nur unangemessen, es ist wirklich unsicher.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Ez nemcsak hogy helytelen, de akár veszélyes is lehet.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Het is niet alleen ongepast, het is gewoon niet veilig.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Ini benar-benar tidak sesuai dan sangat tidak aman.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.이는 적절하지 못할 뿐 아니라, 위험하기 짝이 없는 일입니다.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Não é somente inapropriado, torna-se mesmo perigoso.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.No es solo inadecuado, sino realmente peligroso.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Non solo è inappropriato, ma anche potenzialmente pericoloso.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Nu este doar greşit, ci de-adreptul periculos.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.To nie tylko niewłaściwe, ale naprawdę niebezpieczne.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Δεν είναι μόνο αδόκιμο, αλλά γίνεται και πραγματικά επικίνδυνο.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Това е не само неподходящо, а и наистина опасно.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.Это не только неприемлемо, это становится действительно небезопасным.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.זה לא רק לא מתאים, זה נעשה ממש לא בטוח.
Sadece yakışıksız değil güvensiz bir hale geliyor.ليس فقط غير ملائم، ولكنه أيضا غير آمن.