Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Det fremstod en mann, utsendt fra Gud; hans navn var Johannes;
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.En man uppträdde, sänd av Gud; hans namn var Johannes.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Es ward ein Mensch von Gott gesandt, der hieß Johannes.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Houve um homem enviado de Deus, cujo nome era João.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Hubo un hombre, enviado por Dios, que se llamaba Juan
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Il y eut un homme envoyé de Dieu: son nom était Jean.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.하나님께로서 보내심을 받은 사람이 났으니 이름은 요한이라
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Nastopil je človek, poslan od Boga, ki mu je bilo ime Janez.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Oli mies, Jumalan lähettämä; hänen nimensä oli Johannes.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Vala egy Istentõl küldött ember, kinek neve János.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Venne un uomo mandato da Dio e il suo nome era Giovanni
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Υπηρξεν ανθρωπος απεσταλμενος παρα Θεου, ονομαζομενος Ιωαννης
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Був чоловік посланий від Бога, ймя йому Йоан.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Был человек, посланный от Бога; имя ему Иоанн.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.Той дойде за свидетелство, да свидетелствува за светлината, за да повярват всички чрез него.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.ויהי איש שלוח מאת האלהים ושמו יוחנן׃
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.كان انسان مرسل من الله اسمه يوحنا.
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.有 一 個 人 、 是 從 神 那 裡 差 來 的 、 名 叫 約 翰
Tanrının gönderdiği Yahya adlı bir adam ortaya çıktı.有 一 個 人 、 是 從神 那 裡差來 的 、 名叫 約翰
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.A zase odišiel za Jordán, na miesto, kde Ján najprv krstil, a zostal tam.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Ðoạn , Ngài lại sang bên kia sông Giô-đanh , đến_nơi Giăng đã làm_phép báp tem trước_hết , và trú tại đó .
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Ðoạn, Ngài lại sang bên kia sông Giô-đanh, đến nơi Giăng đã làm phép báp tem trước hết, và trú tại đó.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.E retirou-se de novo para além do Jordão, para o lugar onde João batizava no princípio; e ali ficou.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.És újra elméne túl a Jordánon, arra a helyre, a hol János elõször keresztelt vala; és ott marada.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.In odide zopet na oni kraj Jordana, na mesto, kjer je prej Janez krščeval; in ostane tu.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.I odšel opět za Jordán na to místo, kdež nejprv Jan křtil, a pozůstal tam.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.I odszedł zasię za Jordan na ono miejsce, gdzie przedtem Jan chrzcił, i tamże mieszkał.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Isus S'a dus iarăş dincolo de Iordan, în locul unde botezase Ioan la început. Şi a rămas acolo.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Ja hän meni taas Jordanin tuolle puolelle siihen paikkaan, missä Johannes ensin kastoi, ja viipyi siellä.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Jésus s`en alla de nouveau au delà du Jourdain, dans le lieu où Jean avait d`abord baptisé. Et il y demeura.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.다시 요단강 저편 요한이 처음으로 세례 주던 곳에 가사 거기 거하시니
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Og han drog atter bort hinsides Jordan til det Sted, hvor Johannes først døbte, og han blev der.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Og han drog atter bort til hin side av Jordan, til det sted hvor Johannes først døpte og han blev der.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Ritornò quindi al di là del Giordano, nel luogo dove prima Giovanni battezzava, e qui si fermò
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.und zog hin wieder jenseit des Jordans an den Ort, da Johannes zuvor getauft hatte, und blieb allda.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Yesus kembali ke seberang Sungai Yordan, di tempat Yohanes dahulu membaptis, lalu tinggal di sana
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Y volvió al otro lado del Jordán al lugar donde al principio Juan había estado bautizando, y se quedó allí
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.Και υπηγε παλιν περαν του Ιορδανου, εις τον τοπον οπου εβαπτιζε κατ' αρχας ο Ιωαννης, και εμεινεν εκει.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.и пошел опять за Иордан, на то место, где прежде крестил Иоанн, и остался там.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.та й пійшов ізнов на той бік у те місце, де Йоан перше хрестив, та й пробував там.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.וילך וישב אל עבר הירדן אל המקום אשר הטביל שם יוחנן בתחלה וישב שם׃
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.ومضى ايضا الى عبر الاردن الى المكان الذي كان يوحنا يعمد فيه اولا ومكث هناك.
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.耶 穌 又 往 約 但 河 外 去 、 到 了 約 翰 起 初 施 洗 的 地 方 、 就 住 在 那 裡
Tekrar Şeria Irmağının karşı yakasına, Yahyanın başlangıçta vaftiz ettiği yere gitti ve orada kaldı.耶穌 又 往約 但 河外 去 、 到了 約翰 起初 施 洗 的 地方 、 就 住在 那 裡
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Albowiem przyszedł Jan Chrzciciel, i chleba nie jedząc i wina nie pijąc, a mówicie: Dyjabelstwo ma.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Car Jean Baptiste est venu, ne mangeant pas de pain et ne buvant pas de vin, et vous dites: Il a un démon.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Denn Johannes der Täufer ist gekommen und aß nicht Brot und trank keinen Wein; so sagt ihr: Er hat den Teufel.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.E' venuto infatti Giovanni il Battista che non mangia pane e non beve vino, e voi dite: Ha un demonio
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.For døperen Johannes er kommet; han hverken åt brød eller drakk vin, og I sier: Han er besatt!
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.În adevăr, a venit Ioan Botezătorul, nici mîncînd pîne, nici bînd vin, şi ziceţi: ,Are drac.`
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Janez Krstnik je namreč prišel in ne jé kruha in ne pije vina, pa pravite: Hudiča ima!
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.세례 요한이 와서 떡도 먹지 아니하며 포도주도 마시지 아니하매 너희 말이 귀신이 들렸다 하더니
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Lebo prišiel Ján Krstiteľ nejediac chleba ani nepijúc vína, a hovoríte: Má démona.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Mert eljött Keresztelõ János, a ki kenyeret sem eszik, bort sem iszik, és ezt mondjátok: Ördög van benne.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Nebo přišel Jan Křtitel, nejeda chleba, ani pije vína, a pravíte: Ďábelství má.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Porquanto veio João, o Batista, não comendo pão nem bebendo vinho, e dizeis: Tem demônio;
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Porque ha venido Juan el Bautista, que no come pan ni bebe vino, y decís: "¡Demonio tiene!
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Sillä Johannes Kastaja on tullut, ei syö leipää eikä juo viiniä, ja te sanotte: `Hänessä on riivaaja`.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Thi Johannes Døberen kom, som hverken spiste Brød eller drak Vin, og I sige: Han er besat.
Vaftizci Yahya geldiği zaman oruç tutup şaraptan kaçındı, ona ‹cinli› diyorsunuz.Vả , Giăng_Báp - tít đã đến , không ăn bánh , không uống rượu ; thì các ngươi nói rằng : Người mắc quỉ dữ .