yahut ile cümle
yahut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ne kadar kaldın? dedi. "Bir gün yahut daha az" dedi.He said, 'I have tarried a day, or part of a day.'
Azabımız onlara geceleyin yahut gündüz istirahat ederlerken geldi.Our might came upon it at night, or while they took their ease in the noontide,
Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise: "Onu öldürün yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu.But the only answer of his people was that they said, 'Slay him, or burn him!'
Yahut Allah, bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun bu rahmetini önleyebilirler mi?Or if He desires mercy for me, shall they withhold His mercy?'
Gece yatarlarken, yahut gündüz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi.Our might came upon it at night, or while they took their ease in the noontide,
"Yahut kendisine bir hazine verilseydi veya besleneceği bir bahçe olsaydı ya!"Or why is not a treasure thrown to him, or why has he not a Garden to eat of?'
Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu.But the only answer of his people was that they said, 'Slay him, or burn him!'
Yahut bana bir rahmet dilerse, onlar O'nun rahmetini tutabilirler mi?Or if He desires mercy for me, shall they withhold His mercy?'
Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun, yahut güzellikle onlardan ayrılın.Then, when they have reached their term, retain them honourably, or part from them honourably.
“Yahut kendine bir hazine verilse, yahut kendisinin içinden yiyeceği bir bahçesi olsaydı!”Or why is not a treasure thrown to him, or why has he not a Garden to eat of?'
Yahut nasihati dinleyip ondan yararlanacaktı?Perchance he would cleanse him,
"Rabbimiz, unutur yahut yanılırsak bizi sorumlu tutma!Our Lord, take us not to task if we forget, or make mistake.
Kendilerine meleklerin gelmesini, yahut Rabbinin emrinin gelmesini mi bekliyorlar?Do they look for aught but that the angels shall come to them, or thy Lord's command shall come?
"Yahut kendisine bir hazine atılsaydı, veya kendisinin bir bahçesi olsaydı ve ondan yeseydi!"Or why is not a treasure thrown to him, or why has he not a Garden to eat of?'
Halkının karşılığı, "Onu öldürün, yahut yakın,"demelerinden başka bir şey olmadı.But the only answer of his people was that they said, 'Slay him, or burn him!'
Yahut O benim için bir rahmet dilese onlar O'nun rahmetini tutabilir mi?Or if He desires mercy for me, shall they withhold His mercy?'
Sürelerini doldurdukları zaman, onları güzelce tutun, yahut güzelce ayırın.Then, when they have reached their term, retain them honourably, or part from them honourably.
Yahut altı üstüne gelmiş bir kasabaya uğrayan kimseyi görmedin mi?Or, the like unto him who passed by a town, and it lay overturned on its roofs.
Yahut: "Onu kendi uydurdu" diyorlar öyle mi? Hayır, inanmıyorlar.Or say they: he hath fabricated it: aye they will not believe.
Yoksa siz, "İbrahim, İsmail, İshak, Yakub ve torunları Yahudi yahut Hıristiyanlardı" mı diyorsunuz?Or say ye that Ibrahim and Ismai'l and Ishaq and Ya'qub, and the tribes were Jews or Nazarenes?
Eğer dilinizi eğip büker yahut çekimser kalırsanız, Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.If ye incline or turn away, then verily of that which ye work Allah is ever Aware.
Yahut buna biraz ekle!Or increase thereto.
Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar? Hayır, onlar iman etmezler.Or say they: he hath fabricated it: aye they will not believe.
Yahut gökte olanın üzerinize taş yağdıran (bir fırtına) göndermeyeceğinden emin misiniz?Or are ye secure that He Who is in the heaven will not send against you a whirlwind?
Yahut O'nun size taş yağdıran bir kasırga göndermesinden emin mi oldunuz?Or are ye secure that He Who is in the heaven will not send against you a whirlwind?
Yahut yarısından biraz sonra...Or increase thereto.
Toplu olarak yahut ayrı ayrı yemenizde de üzerinize bir günah yoktur.No sin on you whether you eat together or apart.
Yahut yaptıkları (işler) yüzünden gemileri(n içindekileri) helak eder.Or He may destroy them (by drowning) because of that which their (people) have earned.
De ki: "İstekli yahut isteksiz olarak verin, nasıl olsa kabul edilmeyecektir.Say: "Spend (in Allah's Cause) willingly or unwillingly, it will not be accepted from you.
Korkuyorsanız yürüyerek, yahut hayvana binmiş olduğunuz halde kılın.And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Unutur yahut hata edersek bizi hesaba çekme.Punish us not if we forget or fall into error, our Lord!
Hep birlikte yahut ayrı ayrı yemenizde sizin için hiçbir sakınca yoktur.No sin on you whether you eat together or apart.
Yahut onları, içindekilerin kazançları yüzünden mahveder.Or He may destroy them (by drowning) because of that which their (people) have earned.
Yahut onları erkekler ve dişiler halinde çift verir.Or He bestows both males and females, and He renders barren whom He wills.
Eğer (herhangi bir şeyden) korkarsanız (namazlarınızı) yürüyerek yahut binmiş olarak (kılın).And if you fear (an enemy), perfrom Salat (pray) on foot or riding.
Yahut yaptıkları yüzünden onları helak eder.Or He may destroy them (by drowning) because of that which their (people) have earned.
Yahut onları, hem erkek hem de kız çocukları olmak üzere çift verir.Or He bestows both males and females, and He renders barren whom He wills.
Topluca yahut ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur.No sin on you whether you eat together or apart.
Yahut, yaptıkları yüzünden onları yok eder.Or He may destroy them (by drowning) because of that which their (people) have earned.
Kim hasta olur, yahut seferde bulunursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde oruç tutsun.Whoever of you witnesses the month, shall fast it.
Nice kent(ler)i helak ettik; gece yatarlarken, yahut gündüz uyurlarken, azabımız onlara geliverdi.How many a town have We destroyed? Our might came upon them by night, or while they were napping.
Yahut dönüp dolaşırlarken oun, kendilerini yakalamayacağından (emin midirler)?Or that He will not seize them during their activities?
Yahut altundan bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın.Or you possess a house of gold.
Yahut gökleri ve yeri kim yarattı?Or, who created the heavens and the earth, and rains down water from the sky for you?
"Yahut altından bir evin olmalı veya gökyüzüne yükselmelisin.Or you possess a house of gold. Or you ascend into the sky.
Alacağınız kadınlara, onları alacağınızı anlatmanızda, yahut da bunu gizlemenizde bir beis yok.You commit no error by announcing your engagement to women, or by keeping it to yourselves.
Onların malını israf ederek, yahut büyüyünce geri alırlar diyerek yemeyin.And do not consume it extravagantly or hastily before they grow up.
Yahut dönüp dolaşmaları sırasında kendilerini yakalamayacağından...Or that He will not seize them during their activities?
"Yahut altından bir evin olmalı, yahut göğe yükselmelisin.Or you possess a house of gold. Or you ascend into the sky.
Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder.But whoever among you is sick, or on a journey, then a number of other days.
Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir tane alın; yahut da sahip olduğunuz (cariyeler) ile yetinin.But if you fear you will not be fair, then one, or what you already have.
Yahut onlar dönüp dolaşırlarken Allah'ın kendilerini yakalamayacağından emin mi oldular?Or that He will not seize them during their activities?
"Yahut da altından bir evin olmalı, ya da göğe çıkmalısın.Or you possess a house of gold. Or you ascend into the sky.
Yahut onlara kim vekil olacaktır?Or who will be their representative?
"Yahut altından bir evin olsun, ya da göğe çıkmalısın.Or you possess a house of gold.
Yahut şu kimsenin hali gibi ki o bir şehre uğramıştı.Or like him who passed by a town collapsed on its foundations.
Yahut kim onların vekili olacak?Or who will be their representative?
Yok, yok! Bu da yetmez, senin altundan bir evin olmalı yahut göğe çıkmalısın.(Ama unutma!)Or you possess a house of gold. Or you ascend into the sky.
Yahut (yataklarında) dönüp dururlarken kendilerini yakalamayacağından..?Or that He will not seize them during their activities?
Onu öldürme. Belki bize yararı dokunur, yahut onu evlat ediniriz."Do not kill him; perhaps he will be useful to us, or we may adopt him as a son.”