yahut ile cümle
yahut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Öldürmeyin onu, bize yararı olabilir, yahut onu çocuk ediniriz."He may well be of some advantage to us, or we may adopt him as a son."
O halde biz yahut siz ya tam hidayet üzerindeyiz yahut açık bir sapıklık içinde."Surely either you or we are on guidance, or are lost in clear error."
Onu yüzbin kişiye yahut daha fazla olanlara elçi olarak gönderdik.We sent him to a hundred thousand men or more,
Yahut şöyle diyecektir: "Allah bana kılavuzluk etseydi elbette ben de korunanlardan olurdum."Or say: "If only God had guided me I would have been a man of fear and piety;"
Çünkü onun, dininizi değiştirmesinden yahut yeryüzünde fesat çıkarmasından korkuyorum."I fear that he will change your faith and spread corruption in the land."
Yahut onları, içindekilerin kazançları yüzünden mahveder. Ama birçoğunu affediyor;Or He could wreck them for what they have done; yet there is much that He pardons.
Yahut onları erkekler ve dişiler halinde çift verir. Dilediğini de kısır yapar.On some He bestows both sons and daughters, and some He leaves issueless.
Yahut da onlara yönelttiğimiz tehdidi sana gösteririz.Or show you some of what We have promised them.
Yahut da şöyle diyorlar: "Uyduruyor onu!"Do they say: "He has fabricated it?"
Ya onlarla çarpışırsınız, yahut onlar Müslüman olurlar.You will fight them till they surrender.
Bir ticaret yahut oyun-eğlence görür görmez, dağılıp ona yöneldiler de seni ayaküstü bıraktılar.Yet when they see some buying and selling, or some sport, they go for it, leaving you standing.
Gecenin yarısını ayakta ol yahut bundan biraz eksilt!A half of it or a little less
Yahut buna biraz ekle! Ve Kur'an'ı ağır ağır, düşüne düşüne oku!Or a little more, and recite the Qur'an slowly and distinctly.
Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için.Whoever of you desires to progress or lag behind.
Özür yahut uyarı için,To end all argument or to warn.
Yemin olsun, boşlukta yahut suda yüzüp gidenlere,And those who glide swimmingly,
Yahut da açlık ve perişanlık gününde doyurmaktır o,Or to feed in times of famine
Yahut ezilmiş-boynu bükük bir yoksulu.Or the poor in distress;
"Bir gün yahut daha az" dedi."A day or less than a day," he replied.
Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekün savaşın.O believers, take precautions, and advance in detachments, or go all together in a body.
Yahut boş laf mı ediyorsunuz?"Or is it only empty talk?
"Yahut, bağının suyu dibe çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın."Or else of a morning its water may sink underground, and you will not find a trace of it."
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten (söz) dinleyeceğini yahut düşüneceğini mi sanıyorsun?Or do you think that most of them hear or understand?
Yahut size fayda ya da zarar verebiliyorlar mı?Or do they benefit you, or do you harm?"
Yahut göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların hükümranlığı onların elinde midir?Or is the kingdom of the heavens and the earth and all that lies between them, theirs?
Yahut şöyle diyecektir:" Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum".Or say: "If only God had guided me I would have been a man of fear and piety;"
Çünkü ben onun, dininizi değiştireceğinden, yahut yeryüzünde fesat çıkaracağından korkuyorum.I fear that he will change your faith and spread corruption in the land."
Yahut yaptıkları yüzünden onları helak eder. Birçoğunu da affeder (kurtarır).Or He could wreck them for what they have done; yet there is much that He pardons.
Yahut onlara vadettiğimiz azabı, sana gösteririz.Or show you some of what We have promised them.
Yahut "Onu kendisi uydurdu!" mu diyorlar?Or do they say: "He has fabricated it?"
Yahut Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır?Do they possess the treasures of your Lord?
Yahut gaybın bilgisi onların nezdinde de, onlar mı (istedikleri gibi) yazıyorlar?Or do they have knowledge of the unknown which they copy down?
(Gecenin) yarısını (kıl). Yahut bunu biraz azalt.A half of it or a little less
Yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.Or be admonished, and the admonition profit him?
Yahut takvayı emrediyorsa?Or had enjoined piety, (it would have been better)?
Oda: "Bir gün, yahut bir günden eksik kaldım." dedi."A day or less than a day," he replied.
Yahut: "Eğer bize kitap indirilseydi, biz onlardan daha çok doğru yolda olurduk", demeyesiniz.Or that: "Had the Book been sent down to us we would surely have been guided better than they."
Allah'a karşı yalan uyduran yahut âyetlerini yalanlayandan daha zalim kim olabilir?Who could be more wicked than he who imputes lies to God or denies His revelations?
Yahut ta kendilerini azar azar yakalayıp helak etmesinden emin mi oldular?Or He may seize them by diminishing their portion.
"Yahut, bağının suyu yerin dibine çekilir de bir daha suyunu çıkarıp bağını sulayamazsın."Or else of a morning its water may sink underground, and you will not find a trace of it."
Varın da ona yumuşak söz söyleyin; olur ki, öğüt dinler, yahut korkar.Speak to him gently. He may possibly take heed or may come to have fear."
Yoksa sen, onların çoğunun gerçekten söz dinleyeceğini yahut akıllanacağını mı sanıyorsun?Or do you think that most of them hear or understand?
Dilesek kendilerini yere geçiriveririz. Yahut gökten üzerlerine parçalar düşürüveririz.We could cleave the earth and sink them, if We pleased, or drop a fragment of the sky upon them.
Yahut şöyle diyecektir: "Allah bana doğru yolu gösterseydi, her halde ben müttakilerden olurdum."Or say: "If only God had guided me I would have been a man of fear and piety;"
Yahut da Allah kazandıkları günahlar yüzünden onları helâk eder ve birçoğunu da bağışlar.Or He could wreck them for what they have done; yet there is much that He pardons.
Yahut Allah onları erkek ve kız olmak üzere çift verir, dilediğini de kısır yapar.On some He bestows both sons and daughters, and some He leaves issueless.
Yahut da onlara vaad ettiğimiz azabı sana gösteririz.Or show you some of what We have promised them.
Yahut hâkim (her şeyin yöneticisi) kendileri midir?Or are they the treasurers?
Onunla arasındaki mesafe, iki yay kadar, yahut daha az kaldı.Until a space of two bow (arcs) or even less remained,
Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.A half of it or a little less
O halde Rabbinin hüküm vermesi için sabret. Onlardan hiçbir günahkâra yahut nanköre itaat etme.So wait for your Lord's command, and do not follow any sinner or disbeliever among them.
Yahut da kendilerini korkuta korkuta, eksilte eksilte alıvermesinden emin mi oldular?Or He may seize them by diminishing their portion.
Onlardan hissedip gördüğün yahut sesini işittiğin bir tek kişi bile var mıdır?Do you see any sign of them, or hear the least whisper of them?
Olur ki aklını başına alır, yahut hiç değilse biraz çekinir.” [16,125]He may possibly take heed or may come to have fear."
Eğer dilersek onları yerin dibine geçiririz, yahut üzerlerine gökten parçalar düşürürüz.We could cleave the earth and sink them, if We pleased, or drop a fragment of the sky upon them.
Yahut Allah'ı sayıp kötülüklerden sakınanları, yoldan çıkanlarla bir tutar mıyız?Should We make those who are morally integrated equal to those who seek disintegration?
Yahut: “Allah bana hidâyet verseydi, ben de Allah'a karşı gelmekten sakınanlardan olurdum.”Or say: "If only God had guided me I would have been a man of fear and piety;"
Yahut azabı göreceği sıra: “Ah! Elime bir fırsat geçse de iyilerden olsam!”Or say on seeing the punishment: "If I could only return I would be among the good."
Yahut Kur'ân’ı “kendi uydurdu” mu diyorlar? Hayır!Or do they say: "He has fabricated it?"
Hak sahiplerine özür, yahut haksızlara tehdit olarak vahyi getiren melekler hakkı için:And those that bring down the Reminder