Ottla böylece Yahudilere karşı yapılan zulümlere karşı korumasını kaybetmiş oldu.Ottla și-a pierdut astfel protecția împotriva persecuției la adresa evreilor.
Avrupa'daki Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenliydi.Motivul principal al prejudecăților împotriva evreilor în Europa a fost religios.
Yahudilere göre burada Başlangıç Taşı bulunmaktadır ve bu Yahudilikteki en kutsal sitedir.Evreii consideră că aceasta conține Sfânta Sfintelor, care este cel mai sfânt loc al Iudaismului.
Bağdat'ta 1828 yılında Yahudilere karşı bir katliam gerçekleşti.A existat un alt masacru la adresa evreilor din Bagdad în 1828.
617'ye kadar, yönetilmek için Kudüs Yahudilere bırakıldı.Evreii au fost lăsați să guverneze Ierusalimul până în 617, când perșii au preluat controlul.
İsrail'e göç eden Yahudilere tazminat vermeyeceğini açıkladı.Cine a refuzat să vândă pâine la evrei?
Fakat antisemitik ve Yahudilere karşı ayırımcılık hareketleri baş gösterdi.Neîngăduitor când ar fi vorba de măsuri contra evreilor sau altor străini.
Bu propaganda zaman zaman Yahudilere karşı saldırılara dönüştü.În istorie, asemenea învinuiri au fost adesea aduse evreilor.
Abs ayrıca yahudilere ait malların arileştirilmesinden de sorumluydu.Az OMIKE a zsidótörvények következményeinek enyhítésében is szerepet vállalt.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Ekkor ismét kezdetét vette a keresztények, s kisebb mértékben a zsidók üldözése.
Hem Hristiyanlara, hem de Yahudilere olan hoşgörüsüyle tanınırdı.Hän myös suhtautui suvaitsevaisesti kristittyihin ja juutalaisiin.
Yahudilere göre Adem ve Havva’nın dünyaya geliş tarihi M.Ö. 3761′dir.Juutalaisen uskon mukaan Jumala loi Aadamin ja Eevan vuonna 3761 eaa.
Hıristiyanlara ve Yahudilere yönelik özel giysi zorunluluğunu yeniden yürürlüğe koydu.Kristittyjä ja juutalaisia vaadittiin käyttämään erityisiä vaatteita tai merkkejä.
Finlandiya 1917'de bağımsızlığını kazanınca Yahudilere Fin vatandaşlarına sağlanan eşit haklar verildi.Suomen itsenäistyttyä 1917 juutalaisille taattiin täydet kansalaisoikeudet.
Yahudilere tanınan eski ayrıcalıklar kaldırıldı.Ansioituneiden juutalaisten kohdalla saatettiin tehdä poikkeuksia.
654 yılında Arapların adayı işgalinden sonra heykelin kalıntıları Suriyeli Yahudilere satıldı.Vuonna 654 jaa. arabit valtasivat Rodoksen ja myivät patsaan jäännökset syyrialaiselle juutalaiskauppiaalle.
1917'deki Balfour Deklarasyonu ise bölgeye ilişkin Yahudilere verilmiş bir diğer vaat olmuştur.Vuonna 1917 annettu Balfourin julistus tuki aikeita perustaa alueelle juutalaisvaltio.
1938 - Kristal Gece: Yahudilere karşı toplu saldırılar başladı.1938 – Kristalliyö: natsi-Saksan ensimmäiset suurisuuntaiset juutalaisvastaiset väkivallanteot alkoivat.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Εξαπέλυσε διωγμό εναντίον τους καθώς και κατά των Εβραίων, σε μικρότερο όμως βαθμό.
Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım.Οι πλούσιοι Ιουδαίοι πωλούν Εβραίους ως δούλους.
Müslüman yetkililer, Yahudilere karşı yapılan suçlamalara sıcak bakmamaktaydı.Στην επιστολή αυτή ο Αυστριακός καγκελάριος χαρακτήριζε τις κατηγορίες εναντίον των Εβραίων τελείως παράλογες.
1856'da Yahudilere ve diğer gayrimüslimlere eşit haklar sağlandı.Το 1830 απέκτησαν πολιτικές ελευθερίες οι Καθολικοί και οι Εβραίοι.
Önlüğün bulunduğu duvarın önünde ise yahudilere yönelik yazılmış bir yazı tespit edilmiştir.Στο τοίχωμα αυτής της στενής σήραγγας βρέθηκε μια επιγραφή σε αρχαία εβραϊκή γραφή.
Bu Yahudilere "Ruslar" anlamına gelen rusos denir.Disse jøder blev kendt som rusos, "russere".
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.Han forfulgte nu de kristne og til en vis grad også jøderne.
1856'da Yahudilere ve diğer gayrimüslimlere eşit haklar sağlandı.1657 - Jøderne i Amsterdam opnår samme rettigheder og privilegier som andre borgere.
I. Şapur'un Yahudilere olan yaklaşımı dostaneydi.Olga Eggers: Lad nu jøderne få ordet.
Hıristiyanlara ve Yahudilere yönelik özel giysi zorunluluğunu yeniden yürürlüğe koydu.Han innførte også et styre hvor jøder og kristne måtte gå med spesielle klær.
1011'de Córdoba'da ve 1066'da Granada'da Yahudilere karşı pogromlar düzenlendi.Av de mest kjente var pogromene i Cordoba i 1011 og i Granada i 1066.
1938 - Kristal Gece: Yahudilere karşı toplu saldırılar başladı.1938 – Krystallnatten, Nazi-Tysklands første storstilte voldshandling mot jødene begynner.
Yahudilere tanınan eski ayrıcalıklar kaldırıldı.Den tidligere ordningen med leidebrev for jøder ble fjernet.
Bu müddet geçince Hristiyanların Yahudilere hiçbir borcu olmadığı kabul edilecekti.Fra da av måtte praktiserende jøder betale skatt – kristne gjorde det ikke.
Avrupa'daki Yahudilere yönelik önyargının temel gerekçesi din kökenliydi.Personlig bønn og kontakten med Gud var det viktigste i jødedommen, mente de.
Yahudilere göre kadının iki tür yaratılışı bulunmaktadır.Sebagai gantinya, nama suku Yusuf diwakili dua kali (suku Manasye).
Yahudilere göre burada Başlangıç Taşı bulunmaktadır ve bu Yahudilikteki en kutsal sitedir.Dalam kepercayaan Yahudi, Batu Fondasi dan wilayah di sekitarnya adalah tempat paling suci dalam agama Yahudi.
'Siz onlara hakim olacaksınız' - Müslümanları kim Yahudilere hakim kılacak?今回の靖国参拝はこれに対する“報復”ではないか』と報じた。
Britanya parlamentosu Yahudilere de vatandaşlık hakkı tanıdı.バタヴィア共和国ではユダヤ人にも公民権を授与した。
Yahudilere ve Yahudiliğe karşı bir karşıtlık yoktur.我々は異教徒と平等では断じてない。
Bu müddet geçince Hristiyanların Yahudilere hiçbir borcu olmadığı kabul edilecekti.従ってこの立場ではユダヤ人に対してキリスト教の伝道がされない。
Buna rağmen, çalışanın olduğu ev sayısı Araplarda (76.1%) Yahudilere (66.8%) göre daha fazladır.不过,阿拉伯家庭有一名就业人口的比率(76.1%)则高于犹太家庭(66.8%)。
Hıristiyanlara ve Yahudilere yönelik özel giysi zorunluluğunu yeniden yürürlüğe koydu.他不但恢复关于基督教徒和犹太教徒必须穿特殊服装的旧法令,而且更加严格执行。
212 yılında, tüm Yahudilere Roma İmparatorluğu vatandaşlığı verilmiştir.到212年为止,所有犹太人都已归属罗马帝国统辖之下。
Britanya parlamentosu Yahudilere de vatandaşlık hakkı tanıdı.法国犹太人亦被授予公民权。
1917'deki Balfour Deklarasyonu ise bölgeye ilişkin Yahudilere verilmiş bir diğer vaat olmuştur.而1917年的貝爾福宣言又承諾會促成一個猶太人的國度。
Yahudilere göre kadının iki tür yaratılışı bulunmaktadır.雷惡地兩度歸於姚萇,終對其心服。
1920, 1921 ve 1929 yıllarında yaşanan ayaklanmalara kimi zaman Yahudilere yönelik katliamlar da eşlik etti.1920年、1921年和1929年在巴勒斯坦发生了暴动事件,犹太人和阿拉伯人都杀害。
Fin Yahudileri (veya Finlandiya Yahudileri) Finlandiya vatandaşı olan Yahudilere denir.他們稱芬蘭人為ruotsalaiset,亦即芬蘭人對瑞典人的稱呼。
1961'de çıkan yasayla gerçek Libya vatandaşlığını gösteren izin belgesi 6 kişi hariç Yahudilere verilmedi.1961年,被排除在克列米法令之外的猶太人也獲得了法國公民身份。
Hitler Yahudilere karşı nefretiyle ilgili oldukça dobraydı.히틀러는 유대인에 대한 그의 증오를 공공연하게 드러냈다.
Ülke'de çıkarılan Dönüş Yasası sonucu İsrail vatandaşlığı ülkeye gelen tüm Yahudilere verilir.그렇기 때문에 이스라엘의 귀환법은 이스라엘 시민권을 요구하는 모든 유대인에게 국적 취득을 승인한다.
Muhammed, elde edilen ürünlerin yarısını vergi olarak vermeleri koşulu ile Yahudilere topraklarını iade etti.유대인들이 항복했을 때 그는 1년 생산량의 절반을 바친다는 조건으로 유대인의 거주를 허락했다.
Ardından Hristiyanlara ve daha az seviyede Yahudilere eziyet etti.그리고 아시리아인과 그보다 적은 유대인들의 기독교를 탄압하였다.
Şehirde Yahudilere ait sokaklar vardı.도시 안에 유대인 공동체가 있다.
Umudum, Yahudilere sanki bizler Yahudiliğin bir parçasıymış gibi kardeşçe davranılmasıdır.משאלת ליבי היא שהיהודים יקבלו יחס של אחים, כמו היינו כולנו חלק מהיהדות.
1011'de Córdoba'da ve 1066'da Granada'da Yahudilere karşı pogromlar düzenlendi.כחלק מדיכוי זה נערכו פוגרומים בקרב יהודי קורדובה בשנת 1011 וביהודי גרנדה ב-1066.
Takip eden yıllarda Sovyetler'de Yahudilere ait bir özerk oblast fikri unutuldu.בשנים שלאחר מכן רעיון האזור היהודי נשכח.
212 yılında, tüm Yahudilere Roma İmparatorluğu vatandaşlığı verilmiştir.בשנת 212 לספירה, העניקה האימפריה הרומית אזרחות לכל תושביה, גם אלה היהודים.
İnsanlara Yahudilere yardım etmemeleri gerektiği notlarını her yere asarlardı.הרומאים שולחים מכתבים לכל מלכי האזור, ובהם דרישה שלא להילחם עם היהודים ולא לסייע לנלחמים בהם.
Göçmen Yahudilere İbranice dersleri verdi.הענקת השכלה כללית לילדים היהודים.
Rodos kan iftirası, 1840'ta Yahudilere atılmış bir kan iftirasıdır.עלילת הדם בסצ'חרה לוותה במהומות כנגד יהודי כותאיסי בשנת 1895.