Adada açık bir şekilde Yahudi cemaatinin kendilerini göstermeleri yüzlerce yıl almıştır.Pasarían cientos de años antes de que una comunidad judía se estableciera abiertamente en la isla.
Yahudi nüfusu arttıkça Yahudi kültürünün oblasttaki etkisi de kuvvetlendi.A medida que la población judía crecía también creció el impacto de la cultura yidis en la región.
Kısa bir süre sonra bunları Doğu Avrupa Yahudileri takip etti.Poco después, los inmigrantes judíos comenzaron a llegar desde Europa del Este.
Son yıllara kadar yasak olan domuz besiciliği önemli boyutta değildir zira Yahudiler domuz yemezler.Por esta razón, al principio tuvo una especial aceptación en el judaísmo, donde no se puede comer cerdo.
Yahudi Latincesi, Zarphatik, Şuadit, Katalanik ve Yahudi Aragoncası dillerinin tümü şu anda ölü dillerdir.El judeolatín, zarfático, shuadit, judeocatalán y judeoaragonés son ahora lenguas muertas.
Milattan sonra 66 yılında, Yahudiler Yehuda'nın Romalı yöneticilerine karşı bir ayaklanma başlattılar.En el año 66 DC , Los Judíos comenzaron a rebelarse contra los gobernantes romanos de Judea.
İki Yahudi çocuğunu evlerine götürdüler .Mujeres y niños judíos son expulsados de sus hogares.
Yahudi asıllı bir oyuncudur.Es judía no practicante.
Annesi yahudi olan II. Şapur'un Raba isimli Babilli bir hahamla benzer bir arkadaşlığı vardı.Sapor II, cuya madre era judía, conservó una amistad parecida con el rabino babilonio Raba.
Karay Yahudiliği Rabinik Yahudiliği kabul etmemektedir ve din değiştirme konusunda kendi şartları vardır.El juego no tiene nada que ver con Rastan Saga disputa el cambio de título.
Julia Severa’nın kendisinin bir Yahudi olduğu konusunda elde herhangi bir delil yoktur.No está claro si Jule perteneció legalmente a Julia.
Sadece Hristiyanlarla evli olan Yahudiler sürülmemişti.Que los judíos no pudieran casarse con mujeres cristianas.
Gruzinik dilini konuşan bu Yahudiler dünyanın en eski cemaatlerinden biridir.Los judíos egipcios constituyen una de las comunidades judías más antiguas del Mundo.
Kyle Broflovski, South Park'ın Yahudi karakteri.Shelia Broflovski es una personaje de South Park.
1948'de yıkılıp nüfusu azalan Yahudi Çeyreği tekrar inşa edilip Yahudiler tarafından dolduruldu.El Barrio Judío, destruido en 1948, fue reconstruido y repoblado nuevamente.
Luciano, bunların aksine Yahudi ve İrlandalı gangsterlerle iş yapmakta sakınca görmüyordu.Deseaba trabajar no sólo con italianos, sino también con gángsteres judíos e irlandeses.
Yahuda, kardeşlerin seni övecek, Düşmanlarının ensesinde olacak elin.Tus enemigos vendrán a adularte, y tú hollarás sus espaldas.
İsrail'de sivil evlilik mevcut değildir; Yahudi evliliğinin kurumsallaşmış tek şekli dini olandır.Hasta el 2010 no existía en Israel el matrimonio civil, solo el matrimonio religioso.
Kendisi de bir Farisi Yahudisi olan Josephus (y.También lo hace así Flavio Josefo en su obra Antigüedades judías (Ant.
Hükümet yanlısı VEA gazetesi, Yahudi liderleri 2002 Venezuela darbe girişimine katılmakla suçladı.El gobierno venezolano lo ha acusado de participar de forma activa en el Golpe de Estado en Venezuela de 2002.
Bunun üzerine aralarında Haham Yakup Avayu'nun da bulunduğu bazı Yahudiler idam edildi.Algunos manuscritos del Rabino Jaim HaCohen fueron encontrados.
Suriye hükümeti, Yahudi cemaatine göç de dahil birçok konuda katı kısıtlamalar getirmiştir.El gobierno sirio impuso severas restricciones a la comunidad judía, en particular sobre la emigración.
Birisinin aynı anda hem Hristiyan hem de Yahudi olması imkânsızdır."«Es mucho más lo que une a judíos y cristianos que lo que nos separa».
Yahudiler de kutsal kabul ederler.Los santos, por tanto, comprenden.
Nero Roma'ya kaçtı ve olası bir cezalandırmadan kurtulmak için Yahudiliği kabul etti.Nerón regresó precipitadamente a Roma y se convirtió al judaísmo para evitar ese castigo.
Etin kanından tamamen arındırılması gerekir çünkü Yahudilikte kan yemek günahtır.El pecado de la desunión es un pecado contra el cuerpo y la sangre de Jesús se explicita en el Juan 17.
1920'lerde Szeged'deki Yahudi nüfusu arttı ve doruk noktasına ulaştı.En la década de 1920 la población judía de Szeged prosperó alcanzó el cenit de su prosperidad.
13 Adar - (MÖ 522) Yahudilerin Farslılarla savaşı.6), por el procurador Félix (Guerra de los judíos II 15.
Sonucunda bölge yahudi nüfusunun büyük bölümünü kaybetmiştir.Durante este período pereció la casi totalidad de la población judía.
Yahudilikte evlilikte bekaret aranır.El ideal judío es el matrimonio.
1939'da Yahudi cemaati daha istikrarlı hale geldi.Desde 1939, las comunidades judías lograron mayor estabilidad.
Yahudi isyanının bastırılmasının ardından lejyon Carnuntum'a geri döndü ve müstahkem mevkilerini tahkim etti.Tras la supresión de la revuelta, la legión regresó a Carnunto y reconstruyó su fortaleza.
Eğer Yahudi olmasayadım... ressam olamazdım ya da çok farklı bir ressam olurdum.La verdad es que nosotros no nos llamábamos imaginistas ni éramos un grupo propiamente tal.
Geri kalan Yahudiler Holokost'ta öldürüldü.Está dedicado a los judíos que fueron asesinados en el Holocausto.
Yahudi nüfusunun artmasıyla, Filistinliler yahudi köylerine saldırıda bulundular.Cuando oyeron esto los hijos de Israel, tuvieron temor de los filisteos.
Naziler'in Yahudi araması yaptığı bir zamanda 3 gün bir orman içinde saklanmak zorunda kalmıştı.Incluso se vio forzado a esconderse tres días en un bosque mientras las SS buscan a los judíos.
Sorunun olmadığı yerlerde ise, Yahudi göçmenlerin gelişiyle sorun ortaya çıkmaktadır.Dondequiera que no exista, es llevado junto con los inmigrantes judíos.
Poliakov, Kur'an'ın "iyi ve kötü" Yahudiler arasında bir ayrım yaptığını belirtir.Tomando todo esto juntos, Qur'an distingue entre "" judíos buenos y malos, Poliakov declara.
Ortodoks Yahudiler ve dindar Yahudilerin çoğu "ilk İbrani" olarak İbrahim'i kabul ederler.Los ortodoxos "modernos" los reconocen como plenamente judíos.
Birçoğu Yahudiliğini gizlice devam ettirmek zorunda kaldı.Algunos de esos refugiados mantuvieron su fe judía secretamente.
Yahudiliğe olan aşkı ona kendi sonunu getirtti.Su afición a la caza del venado la mantuvo hasta el final.
1938 - Nazi Almanyası, Yahudilere ait pasaportların iptal edildiğini duyurdu.En 1938 se anexa Austria a la Alemania nazi y se expulsan a los judíos locales.
Yahudi Kübalılar, Kübalı Yahudiler veya Yahudi kökenli Kübalılar Küba'da yaşayan bir etnik ve dini grup.Cubanos judíos, Judíos cubanos, o los cubanos de ascendencia judía, han vivido en Cuba durante siglos.
Ancak Ermenilerle Rumların yanında Yahudi azınlıkta vardı.De camino a la muerte, los judíos habrían visto a pocos alemanes.
Yahudileri, çoğunluğun dinine dönseler dahi, kurtuluşu olmayan bir ırk olarak görmüşlerdir.La mayoría de sus habitantes son judíos, sobre todo de ascendencia sefardí.
Şimon, Yahudi halkını Selevkos İmparatorluğu'ndan yarı bağımsız olmasını sağladı.El territorio judío logra su independencia de facto del decadente Imperio Seléucida.
Babası Brezilya'da yaşayan Suriye asıllı bir Yahudi'dir.Su madre es una judía iraquí que vive en Israel.
İlk kadın haham olan Asenath Barzani ünlü Yahudi Kürtlerden'dir.Asnat Barzani, primera mujer rabina judía.
Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar ikinci şehirde yaşarlar.Judíos, Cristianos y Musulmanes en la España medieval.
Alınan bu göçler Dünya'nın başka yerlerinde yaşayan Yahudilerin ülkeye yerleşmesinden kaynaklanıyordu.Estos asentamientos fueron formados por inmigrantes provenientes de otros estados de la república.
Yahudi yasalarınca evlenebilirler.Ser elegible para contraer matrimonio según la ley judía.
Ülkeye olan Yahudi göç dalgaları Avrupa'da Nazilerin başa geçmesiyle artışa geçti.Asimismo, varias olas de inmigración judía se produjeron durante el ascenso del nazismo en Europa.
Bu görüşe, tüm zımmiler arasında Yahudilerin en düşük statüye sahip olduğunu savunan Jane Gerber karşı çıkar.A esta visión le responde Jane Gerber, que mantiene la de todos dhimmis, los judíos tenían el estado más bajo.
1935 - Almanya'da Yahudilerin kamu sektöründe çalışması yasaklandı.En 1935 se le prohibió actuar en Alemania.
Şehir düştüğünde, Haçlılar bir sinagoga topladıkları Yahudileri burada yakmışlardır.Cuando la ciudad cayó, los cruzados los reunieron en una sinagoga y la incendiaron.
Böhme, yönetimi öldürülen her Alman'a karşılık 100 Sırp ya da Yahudi öldürülmesi konusunda zorladı.Böhme introdujo la regla del fusilamiento de 100 serbios y judíos por cada alemán matado.
Diyaspora Yahudileri, kendi kontrolleri dışındaki olaylardan ötürü suçlanmamıştır.A los judíos se les prohibió comprar cualquier cosa fuera de su propia comunidad.
Latin Amerika'daki Yahudilerin tarihi ^ a b American Jewish Year Book.Historia de los judíos en Bolivia Congreso Judío Latinoamericano.
1306'da bütün Yahudileri Fransa'dan sürüp mülklerine el koydu.La expulsión de los judíos de Francia en 1306 marcó el fin de su actividad.
Yahudi Vekaleti (Jewish Agency), bölgede Yahudi nüfusunun artırılması için teşebbüste bulunmaktadır.Necesario para aumentar la población judía en la ciudad.