1,4 milyon Yahudi asker, müttefikler ordusunda savaştı.Como mucho, se calcula que 1,4 millones de hombres lucharon en el Ejército Confederado durante la guerra.
Yahuda öpücüğü (Judas Kiss), İncil de İsa'nın Yahuda'yı öpmesi.Prendimiento de Cristo o Beso de Judas.
Kişinin nine ve dedelerinden bir veya ikisi Yahudiyse kişi Mischling yani melez sayıldı.Quienes tuvieran dos o un sólo abuelo judío eran mischlinge, es decir, medio judíos.
İran Yahudileri terimi İranlı Yahudilerin yanı sıra İrani diller konuşan Yahudileri de kapsar.Nuestro objetivo es expulsar a los judíos junto con los rusos rojos.
Birkaç yıl sonra da Yahudiler şehirlere taşınıp topraklarını Moldovalılara sattı.Años más tarde los Jordá vendieron sus tierras a otros cheranos.
Yahudilerin çoğu İstanbul'da yaşamaktadır.La mayoría de los budistas están en Asia.
Bugün ülkede yüzden az Yahudi kaldığı tahmin edilmektedir.En la actualidad no existe censo del número de judíos en España.
Şam Yahudi cemaati dini cinayet işlediği gerekçesiyle suçlandı.El jurado encontró a Shore culpable de asesinato capital.
Yaşadıkları ülkelerden sürülen Yahudilerin çoğu Polonya’ya kaçmıştır.Muchos judíos emigraron de Alemania a Polonia.
Charedim, Yahudiliğe uygun giysiler giyer.El judogi es la vestimenta usada para la práctica del Judo.
Enkratitler, Komünyon'da şarap yerine su yahut süt kullanmalarıyla tanınmışlardı.Para celebrar la misa utilizaban agua en lugar de vino.
Bugün Yahudilikte Kohen soyadı pek bir şey ifade etmeyebilir.La congregación judía no diezma en la actualidad.
Çünkü annesi Yahudi'ydi.Su madre era judía.
Kitap: Hamon isimli bir Yahudi’nin oğluna aittir.Es considerado como el antepasado de aquéllos cuyo apellido es Yuan (袁).
Şarkıları folk, Punk, Yahudi müziği, Rus müziği, Hip hop, caz ve klasik müzik içeriklidir.Sus canciones están influenciadas por el folk, punk, rock, hip hop, jazz y música clásica.
Bu iki Yahudi grubu arasında husumet vardı.Había castas de estos dos grupos.
Fenena ve Yahudilerin zincirler altına ölüme götürüldüklerini görür.Ve que llevan a Fenena, encadenada, a la muerte.
Yahudi olmak suç mu?¿Seré Judía?
Aile Yahudi'dir.La familia es judía.
Az sayıda Yahudi (Karaim ya da Kırımçak).Ellos eran muchos caballos (fragmentos).
Yahudilikte dinden çıkanlar için yas tutulmaz.No se ha de señalar a los judíos como réprobos de Dios y malditos».
Taksimlerinde daima makamların işlenmemiş yahut az işlenmiş yönlerini arar.Junto a ellos se cultivan otras plantas raras o no frecuentes.
İsrail topraklarına Aliyah (göç) Yahudi ibadetlerinde daima tekrarlanan konudur.La aliyá a la Tierra de Israel es un tema recurrente en las oraciones judías.
Asher Wertheimer, Londra'da yaşayan ve sanat simsarlığı yapan zengin bir yahudiydi.Obermayer, que era ciudadano suizo, era Doctor en Derecho y marchante de vinos en Wurzburgo.
Lakap, normalde aileden birinin yahut bir arkadaşın taktığı isimdir.Por lo general, el nombre simplemente llega, de una revista o alguien diciendo algo.
Azınlık statüsü gayrimüslim toplululuklar içinde sadece Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler için devam etmektedir.Para provocar menos envidia, le digo a todos que en mis viajes he visto solo arena, pinos, páramos y judíos.
Ana madde: Tunus'taki Yahudilerin tarihi 1948 yılında, Tunus'ta yaklaşık 105.000 Yahudi yaşıyordu.En 1948, aproximadamente 105.000 judíos vivían en Túnez.
Çünkü Yahudilerde domuz eti yemek ve kullanmak yasaktır.Durante los nueve días, la ley judía (Halajá) prohíbe comer carne, y placeres.
O dönemde, ülkede birkaç bin Yahudi varken bugün bu sayı yüzün altına inmiştir.Hasta ese momento, el país contaba con varios miles de judíos.
Bu sırada Yahudi Soykırımı başlamıştır.Comienza la sublevacíón judía.
İbadet ediş şekilleri Yahudiler'inkine benzer.Como la vida imita al ajedrez.
Tapınak Tepesi, Yahudilikteki en kutsal alandır.Para los bahaíes éste es el lugar más sagrado de la Tierra.
Votka gibi patates yahut tahıldan damıtılır.Se destila al igual que el vodka, de patatas o grano.
Tsvaygenbaum annesi Sovyetler Birliği'nde doğdu, o bir dağ Yahudisiydi.La madre de Tsvaygenbaum nació en la Unión Soviética;.
Diğer Yahudiler ise ülkeyi hep birlikte terk etmiştir.Los otros miembros del jurado solo quieren volver a casa.
II.Dünya Savaşı'ndan sonra Yahudi nüfusu 5000'e kadar çıktı.Durante la Segunda Guerra Mundial, la población judía se redujo de 8000 a 500.
Yerel Yahudiler de bu Bizans’a karşı bu saldırıya yardım etti.Además de aquel ataque los bizantinos tomaron otras precauciones contra los búlgaros.
Hitler Yahudilerden nefret ediyordu.Hitler odiava gli ebrei.
İspanyol ve Portekiz Yahudileri bu geleneğe uymazlar.Gli ebrei spagnoli e portoghesi non osservano questa tradizione.
Birisinin aynı anda hem Hristiyan hem de Yahudi olması imkânsızdır."Non è possibile essere cristiani ed ebrei simultaneamente."
Bu metinlerin çoğu ahiret yahut öteki dünya hakkında bilgiler vermektedir.Molti di loro recitano o hanno recitato.
Yahudilerin kendi yasal sistemleri ve sosyal hizmetleri bulunmaktaydı.Gli ebrei avevano un loro sistema giuridico e di servizio sociale.
Tsvaygenbaum ailesi Yahudidir.I genitori di Tsvaygenbaum sono ebrei.
Yasalara rağmen Yahudiler, Yeni Hristiyan kardeşleriyle iletişim halinde kalmaya devam ettiler.Nonostante la legge, comunque, gli ebrei rimasero in contatto con i loro fratelli neo-cristiani.
"Kim Yahudidir?" sorusu bazen Yahudi olmayanlar için de önemlidir.La domanda "Chi è ebreo?" è a volte importante anche per i non ebrei.
Bir Yahudi ibadet için gerekli koşulların çoğunu kendi başına yerine getirebilir.Un ebreo è in grado di soddisfare la maggior parte dei requisiti di preghiera da se stesso.
Yahudilere tanınan eski ayrıcalıklar kaldırıldı.Vecchi privilegi accordati agli ebrei vengono rimessi in discussione.
Onları Yahudi olarak kabul ediyoruz, geri dönmek isteyen her birini kabul ediyoruz.Li accettiamo in quanto ebrei e chiunque di loro desideri tornare , lo accogliamo accettandolo.
Yom Kippur ("Kefaret Günü"), Yahudi yılının en kutsal günüdür.Yom Kippur, ("Giorno dell'Espiazione") è il giorno più sacro dell'anno ebraico.
Buhara Yahudilerinin nüfusu ise 88'di.Gli ebrei bukhariani contavano 88 persone.
20.000 adet kaynağıyla bir de Yahudi Kütüphanesi bulunur.C'è una biblioteca ebraica con 20.000 libri.
1860 - 1864 Yahudiler Polonya millî hareketine katılıp Ocak Ayaklanması'nda aktif rol aldılar.1860–1864 gli ebrei prendono parte al movimento nazionale polacco, seguito dalla Rivolta di Gennaio.
Bazen Persler Yahudilerin evlerine giriyor canlarının istediğini alıyorlar.A volte i persiani s'introducono nelle abitazioni degli ebrei e s'impossessano di ciò che gli piace.
Bir Yahudi Katel (Muharrem)'in üç günü sokakta görülürse..., kesinlikle öldürülüyorlar."Se... un ebreo si mostra in strada durante i tre giorni di Katel (Muharram)…, è sicuro di essere ucciso."
Yahudiliğin en ünlü ve önemli metinlerinden bazıları bu dönemde İsrail şehirlerinde kaleme alınmıştır.Alcuni dei più famosi e importanti testi ebraici furono composti in città israeliane in questo periodo.
İsrail, Kaifengli Çin Yahudilerini 2009'da göçmen olarak kabul etti.Nel 2009 ebrei cinesi di Kaifeng sono arrivati in Israele come immigranti.
Yahudi Nüfus Araştırması'na göre, 2002 yılında dünyada 13,3 milyon Yahudi yaşıyordu.Nel 2002, secondo il citato sondaggio, esistevano 13,3 milioni di ebrei in tutto il mondo.
Yahudi geleneğine göre kurtuluş Tiberya'dan başlayacak ve Sanhedrin burada tekrar kurulacaktır.Secondo la tradizione ebraica, la Redenzione inizierà a Tiberiade e il Sinedrio sarà ricostituito lì.
Yahudi Yılı Takvimi ise bu rakamı 14,6 milyon olarak vermektedir.Il Calendario Ebraico cita 14,6 milioni.
1898 - Çar II. Nikolay Yahudilerin büyük Rus şehirlerinin dışına çıkarılmasını emretti.1898 - Lo Zar Nicola II espelle gli Ebrei dalle principali città russe.