Böhme, yönetimi öldürülen her Alman'a karşılık 100 Sırp ya da Yahudi öldürülmesi konusunda zorladı.La règle fut d’exécuter 100 Serbes ou Juifs pour tout Allemand tué.
İslamiyet ve Yahudilik'te domuz eti yemek haramdır.Le porc est interdit à la consommation dans l'islam et le judaïsme.
Cohen'in bütün eserlerinde Yahudilik önemli bir yere sahiptir.Dans tous les États ennemis, le judaïsme a une influence notable.
İkinci Dünya Savaşı öncesinde meydan, Amsterdam'daki Yahudi mahallesinin bir parçasıydı.Le quartier représentait, avant la Seconde Guerre mondiale, le cœur de la culture juive de la ville.
İlk Hong Kong Yahudi cemaati 1857'de kuruldu.Le cimetière juif de Gray fut aménagé en 1857.
Ekim 1941'e kadar geçen sürede 15.000 Yahudi Bratislava'dan kovulup çalışma kamplarına gönderildi.En octobre 1941, 15 000 Juifs sont expulsés de Bratislava.
Babası Yahudi, annesi ise Protestandı.Son père est protestant et sa mère est juive.
Böylece, Yahudiler ve Yahudi olmayanlar arasındaki fark ortadan kalkacaktı.L'après-midi du 25 juin, Juifs et non-Juifs sont séparés.
Bu dile Yahudi Tatçası da denir.On y trouve aussi le call juif.
Yahudi asıllı bir oyuncudur.Un État juif est explosif.
Hem Atina’daki hem de Selanik’teki bazı Yahudileri kaçırmayı başarmıştı.De plus, elle sauve des juifs à Athènes et à Thessalonique.
Gestapo’nun IV B4 bölümü yani Yahudi sorunu bölümünün başına geçti.Il a été ensuite transmis à titre gracieux à la section IV J de la Gestapo, chargée du « problème juif ».
Çoğu başkentte yaşayan Yahudilerin nüfusu 2500 - 3000 arasıdır.Sur les 3 500 habitants de la ville, on compte à l'époque entre 2 000 et 3 000 Juifs.
(Koestler'in kendisi de Macar Yahudisidir.)(Eger est libre de Juifs).
Böylece Ermenistan'da bir Yahudi cemaati kurulmuş oldu.Une commune juive y est créée.
Sonuç olarak İzlanda'da ilk Yahudi cemiyeti resmi olarak kuruldu.Ainsi se crée de façon non officielle la première communauté juive de Teschen.
Çok az bir miktar da Yahudi vardır.Il reste une poignée de juifs.
Yahudiler Bern'den kovuldu.Les Jésuites sont expulsés de Guyane.
1941'de Yahudi müzisyen Manfred Kübler ile evlendi.Peu avant le début de la guerre en 1939 elle épouse le musicien juif Manfred Kübler.
Yahudi Yılı Takvimi ise bu rakamı 14,6 milyon olarak vermektedir.Les Juifs seraient aujourd'hui 14,4 millions.
II.Dünya Savaşı'ndan sonra Yahudilerin yarısından fazlası İsrail'e göç etmeyi tercih etti.Plus de la moitié des survivants firent le choix de partir en Israël.
Hayatta kalan Yahudiler ya öldürüldü ya da ölüm kamplarına gönderildi.Les Juifs survivants furent exécutés ou déportés dans des camps de concentration.
Yahudiler ile Hıristiyanlar birbirlerine düşmandı.Juifs et Syriens s’affrontent.
Bu dönemde sivil halkın üçte birini oluşturan 600 Yahudi bulunmaktaydı.À cette époque, il y avait 600 Juifs à Gibraltar, soit près du tiers de la population civile.
Böylece şehirdeki Yahudiler daha kolay bulunabilecekti.L'installation des Juifs dans la ville est de nouveau possible.
1967 yılında, şehirde hiç Yahudi yoktu.Il n'y avait aucun représentant juif en son sein.
Babası Rus yahudi bir aileden, annesi ise İtalyan asıllı Amerikalı katolik bir aileden gelmiştir.Son père venait d'une famille russe juive, tandis que sa mère était italo-américaine et catholique.
Diğer bütün tek tanrılı dinlerde de olduğu gibi, Yahudilikte de farklı mezhepler vardır.Dans certaines localités, ils doivent, comme les Juifs, porter un brassard distinctif.
Yükselen Yahudi aleyhtarlığı dolayısıyla Nazi Almanyasından ayrılmak zorunda kaldı.D'origine juive, il a été forcé de fuir l'Allemagne.
1506: En az iki bin Marrano Yahudisi, Lizbon'da çıkan bir isyanda katledildi.1506 : massacres de Juifs à Lisbonne.
Kyle Broflovski, South Park'ın Yahudi karakteri.Gerald Broflovski : personnage de la série South Park.
Bu yahudi millet bilinci ilk olarak İkinci Tapınak döneminin sonunda ortaya çıkmıştır.Cet hébreu reflète la langue parlée à la fin de la période du Second Temple.
Eşinin tuttuğu günlüklerden öğrenilen kadarıyla Nazilerin Yahudi düşmanlıklarına şaşıracaktır.Des notes de son journal intime révèlent qu'il trouve les juifs cruels .
(Paris Métrosunda olduğu gibi), ve yahut reklam sütunlarına gizlenir.Parfumés ou non, ils sont le support de publicités.
Kent, Yahudi cemaati açısından altın çağını Osmanlı egemenliği döneminde yaşadı.Gordon est demeuré un Juif religieux orthodoxe pendant la plus grande partie de sa vie.
Sığınmacıların çoğu Yahudi karşıtı tehditlerden dolayı Almanya'yı terk etti.La majorité des Juifs allemands choisit d'adhérer au judaïsme réformé.
Bu yüzden Yahudi başkahinler Pilatus'a "Yahudileri Kralı" diye yazma dediler.Sur la croix de sacrifice de Jésus, Pilate a fait écrire : "Roi des Juifs".
Bu filmden alıntılar bir Nazi propaganda filmi olan Der ewige Jude (Sonsuz Yahudi)'e dahil edildi.Pendant une fête dans le film est projeté le film de propagande nazi Le Juif éternel.
Efron, bir Aşkenazi Yahudisi soyadıdır."Apelle" est un nom juif de fantaisie.
Tucholsky'nin Yahudiliğe karşı duruşunun değerlendirilmesinde görüş ayrılıkları ortaya çıkmıştı.L'attitude de Tucholsky vis-à-vis de la judéité est appréciée de façon polémique.
Yaklaşık 2500 yıldır İran'da Yahudi mevcudiyeti söz konusudur.L'histoire des Juifs en Iran s'étend sur 2 500 ans.
Alfred Dreyfus, Yahudi asıllı Fransız subayıdır.Alfred Dreyfus, officier français victime de l'antisémitisme.
Tanrı Yahudileri değil, Yahudiler Tanrı'yı seçmişlerdir.Je n'ai pas caché des juifs mais des hommes.
Aile Yahudi asıllı idi.La communauté juive locale était importante.
Irak'taki Yahudilerin tarihi).Article détaillé : Histoire des Juifs en Irak.
Hükûmet birkaç Yahudiyi tutukladı ve bunlardan bazılarına işkence yapıp suçlamaları zorla kabul ettirdi.Il procède à l'arrestation de plusieurs Juifs et les fait torturer pour qu'ils avouent leurs fautes.
Bunun ardından Filistin'den Siyonist temsilciler nefsi müdafaa öğretmeleri için Irak Yahudilerine gönderildi.Ces soldats tibétains furent ensuite envoyés au Tibet pour servir d'agents provocateurs.
Fransız ve Hollanda hakimiyeti altında ise Yahudilerin durumu daha da iyiye gitti.Le statut des Juifs s'améliore encore avec les influences française et hollandaise.
Yaklaşık 500 Danimarka Yahudisi Bohemya'daki Theresienstadt gettosuna sevk etti.On compte parmi les survivants environ 3 000 Juifs libérés du ghetto de Theresienstadt.
1930 nüfus sayımına göre Çekoslovakya'da 356,830 Yahudi vardı.Selon le recensement officiel de 1930, en Roumanie, il y avait 756 930 Juifs.
Bu çatışma döneminde, İsrail Yahudi Ajansı, ülkeden kaçmak isteyen Yahudilere yardımcı oldu.Ce groupe connu dans toute l'Allemagne aide pendant plus d'un an les Juifs persécutés à s'enfuir.
O yıl Yahudi olduğu için okuldan gönderilmiştir.Son père avait été expulsé de l'école, en tant que juif.
1881-1920 arasında iki milyon Yahudi Rusya’yı terk etti .Environ deux millions de Juifs quittent la Russie de 1881 à 1914.
Daha sonra bir kısım din değiştiren Sabataycıların tekrar Yahudi dinine döndükleri bilinmektedir.Il en va de même pour un Juif converti à une autre religion.
Nazilerin Yahudilere karşı saldırıları genelde Yahudi bayramlarına denk gelmekteydi.Les nazis frappaient souvent les Juifs à coup de bâtons.
2006 itibarıyla, ülkede sadece 36 Yahudi kalmıştır.En 2006, seuls 36 individus thessaliens sont recensés.
Paul Ehrlich Yahudi mezarlığında yakıldı ve şimdi Rat-Beil-Strabe in Frankfurt am Main’dedir.Seckbach est enterré au cimetière juif de la Rat-Beil-Straße à Francfort.
1938 - Nazi Almanyası, Yahudilere ait pasaportların iptal edildiğini duyurdu.Début 1938, les passeports des Juifs allemands sont confisqués.
Yahudilerin Hindistan'da yaşadığına dair ilk güvenilir kanıt 11. yüzyılda bulunmuştur.Les premiers documents attestant de la présence de Juifs en Tunisie datent du IIe siècle.
Tapınak Tepesi, Yahudilikteki en kutsal alandır.Le mont du Temple est le lieu le plus sacré du judaïsme.