yabancılar ile cümle

yabancılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış. Birbirlerini de mızrakla vururlarmış.Os huaorani não matavam só os intrusos, também se matavam entre si.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Dar Waorani nu ucid cu lăncile doar străinii.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.그러나 와오라니족은 외부인들만 창으로 찌른 것이 아니었습니다.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Mais, les Waorani n'abattaient pas seulement les étrangers.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Ma i Waorani non uccidevano solo gli stranieri.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Mutta waoranit eivät lävistäneet vain ulkopuolisia.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Pero los waorani no solo mataban con sus lanzas a los extranjeros.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Tuy nhiên, bộ tộc Waorani không chỉ đâm người ngoài.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Waorani jednak nie tylko zadźgali dzidami obcych.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Але Ваорані не лише закололи чужинців.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Но ваорани не только расправлялись с чужаками.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Но Уаорани не само пронизват външни хора.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.אבל הוואראני לא דקרו רק אנשים מבחוץ.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.ولكن الواوروني لا يقتلون الأجانب فقط.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.お互いも刺し殺します
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Ale poprzez oglądanie klipów wideo otworzył się przed nim świat możliwości.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Ale tím, že sleduje videoklipy přidané neznámými lidmi, otevírá se pro ně celý svět možností.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Betrachtet er aber Videos, die von Fremden gepostet wurden, eröffnet sich ihm eine Welt voller Möglichkeiten.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Dar uitându-se la filmele postate de alţii, o lume de posibilităţi i se deschide.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.De nézve az idegenek által feltöltött videoklipeket, a lehetőségek tárháza nyílt ki előtte.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.하지만 낯선 이들이 올린 비디오클립을 보면서 새로운 가능성이 세계가 열립니다.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Ma guardando i video pubblicati da estranei, gli si è aperto un mondo di possibilità.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Mais en regardant les clips vidéo diffusés par des inconnus, un monde de possibilités s'ouvre à lui.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Mas ao ver vídeos publicados por desconhecidos, abriu-se-lhe um mundo de possibilidades.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Men när han tittade på videoklipp från främlingar, så öppnades en värld av möjligheter för honom.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Nhưng nhìn vào các đoạn phim đăng bởi những người xa lạ mở ra một thế giới đầy cơ hội cho anh ấy.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.No sledovaním videoklipov pridaných cudzincami sa mu otvára svet plný možností.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Pero al mirar los video clips posteados por otros se le abrió un mundo de posibilidades.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Tapi melihat klip video yang dipublikasi oleh orang asing, sebuah dunia penuh kemungkinan terbuka baginya.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Αλλά βλέποντας βίντεο που έχουν "ανεβάσει" ξένοι, ένας κόσμος δυνατοτήτων ανοίγεται για αυτόν.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Като гледа видео клипове пуснати от непознати, цял свят с възможности се отваря пред него.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.Но просмотрев видео, опубликованные анонимно в сети, целый мир новых возможностей открылся перед ним.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.אבל בהביטו בסרטוני וידאו שהועלו על-ידי אנשים שלא הכיר, נפתח בפניו עולם שלם של אפשרויות חדשות.
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.جاء ملف الفيديو هذا لكي يراه العديد من الغرباء وقد فتحت امامه عدة مجالات
Ama yabancıların yayımladığı videoları görmek ona bir olasılık dünyası açar.可能性を開きました 突如として彼は競い始め 革新が生じました
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.Byly jich stovky. Nechávala jsem je všude: v kavárnách a knihovnách, prostě všude.
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.Dozijnen en dozijnen brieven. Ik liet ze overal achter: in café's en bibliotheken, bij de VN, overal.
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.Jeg skrev breve i stil med min mors til fremmede, og efterladte dem i bunkevis overalt i byen.
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.어머니가 제게 써보내주신 것과 같은 그런 편지를 모르는 사람에게 썼던거죠. 그리고는 도시 여기저기에 그냥 넣었죠.
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.Pisałam takie same listy do obych jak matka do mnie i tuzinami roznosiłam po mieście.
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.כתבתי מכתבים כמו אלה שאימי כתבה לי, לזרים גמורים, ותקעתי אותם בכל העיר,
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.قمت بكتابة رسائل مماثلة لتلك التي كانت أمي تكتبها لي لأنشخاص غرباء، ثم قمت بدسها جميعها في أنحاء المدينة
Annemin bana yazdığı cinsten mektupları yabancılara yazdım ve şehrin dört bir yanına onlarcasını bıraktım.宛先は特にありません 街中に置いていきました 何十通もですよ カフェに図書館
Anon, anon! Haydi, uzak alalım; yabancılara gitti.곧, 곧! 자, 멀리 보자, 낯선 사람은 모두 사라 졌어요.
Anon, anon! Haydi, uzak alalım; yabancılara gitti.אנון, anon! בואי, משם; כל הזרים נעלמו.
Anon, anon! Haydi, uzak alalım; yabancılara gitti.حالا ، حالا! تعالوا بعيدا ، والغرباء عن ولت.
Anon, anon! Haydi, uzak alalım; yabancılara gitti.[退場する。]
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.A jövevény, a ki közötted van, feljebb-feljebb emelkedik feletted, te pedig alább-alább szállasz.
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Cizozemec, kterýž s tebou přebývá, vzroste nad tebe, ty pak velice ponižovati se musíš.
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.De buitenlanders die bij u wonen, zullen steeds rijker worden, terwijl u steeds verder verarmt.
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Den fremmede, som er hos dig, skal hæve sig op over dig, højere og højere, men du skal synke dybere og dybere.
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.El forastero que habite en medio de ti subirá cada vez más alto que tú, pero tú descenderás cada vez más bajo
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Il forestiero che sarà in mezzo a te si innalzerà sempre più sopra di te e tu scenderai sempre più in basso
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Khách lạ ở giữa ngươi sẽ lướt trên ngươi càng ngày càng cao; còn ngươi, lại hạ xuống càng ngày càng thấp:
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Khách lạ ở giữa ngươi sẽ lướt trên ngươi càng_ngày_càng cao ; còn ngươi , lại hạ xuống càng_ngày_càng thấp :
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.너의 중에 우거하는 이방인은 점점 높아져서 네 위에 뛰어나고 너는 점점 낮아질 것이며
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Muukalainen, joka asuu keskuudessasi, kohoaa sinun ylitsesi yhä ylemmäksi, mutta sinä painut aina alemmaksi.
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.O estrangeiro que está no meio de ti se elevará cada vez mais sobre ti, e tu cada vez mais descerás;
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Orang asing yang tinggal di negerimu akan semakin berkuasa, sedangkan kuasamu sendiri semakin berkurang
‹‹Aranızdaki yabancılar yükseldikçe yükselecek, sizse alçaldıkça alçalacaksınız.Străinul care va fi în mijlocul tău se va ridica tot mai sus peste tine, iar tu te vei pogorî tot mai jos;

İlgili Sayfalar