yabancılar ile cümle

yabancılar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yabancılar,çocuklar ve yetişkinlerle çok iyi anlaşır.Разбира се добре с деца и непознати.
Ortalama yüzde 41 yabancı oranı ile Zürih kentinde yabancıların en fazla yaşadığı bölgedir.Спрямо всички останали южнокорейски градове в процентно отношение в Сеул живеят най-много чужденци.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Чужденците (временно пребиваващи и местни) съставят около 20 % от населението.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Мъжките екземпляри защитават териториите си от други мъжки индивиди.
Vatandaş olmayanlar Almanya'da yabancı olarak ve yabancılar kanununa bağlı olarak yaşamalı.Ovaj popis ne uključuje strance s njemačkim državljaninom i strane državljane bez stalnog statusa.
Ülkedeki yabancılar genellikle Fransız veya İtalyan'dır.Stanovnici su obično vični stranim jezicima, posebice talijanskom, a često i njemačkom i engleskom.
Yabancılar için erişim izni ise hiç bulunmuyordu.Strancima, kako se čini, prisustvo nije bilo dopušteno.
Ülkeye giren yabancılar, vardıklarında paralarını yerel para birimi ile değiştirmek zorundalardı.Ljudi koji putuju u inozemstvo najčešće svoj novac mijenjaju za novac zemlje u koju putuju.
Çok havlamazlar ayrıca yabancılara çabuk alışırlar.Nisu bili opasni, a umiljavali su se strancima.
Yabancılar arasında büyük tanınmak ve hürmet görmek isterler.Nachádza sa medzi obcami Mengusovce a Lučivná.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.Niektoré mestá však boli uzavreté len pre cudzincov.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.K cudzím ľuďom je však nedôverčivá a uzavretá.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.Nakoniec vyhnali všetkých okupantov z krajiny.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Atenci tujcev kot državljane niso sprejeli.
Yabancılardan hoşlanmaz, mesafeli davranır.Čeprav so zadržani do tujcev, imajo radi ljudi.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.Tam živi 11.5 procentov Srbov.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Lahko je drugačna ureditev pri tujcih.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.Ustvarjalci so idejo dobili pri filmu Alfreda Hitchcocka Tujec na vlaku iz leta 1951.
Bu kurala uymayan Taylar veya yabancılar lese-majesty yasası sebebiyle hapis cezasına çarptırılabilirler.O politiki se s tujci ne sme razpravljati, zagrožena je kazen zapora.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Med izbrisanimi so bile tudi v Sloveniji rojene osebe.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Po navadi je zadržan do tujcev in izredno navezan na domače, zato tudi težko prenaša samoto in dolgočasje.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Svetimų žmonių atžvilgiu jis santūrus ir nepatiklus.
Ayrıca Fransız yabancılar lejyonundaki askerlere ve ünlü Fransız nişanı Légion d'honneur'u alan kişiye denir.Lenkų karinio Virtuti Militari ir prancūzų Garbingo legiono ordinų kavalierius.
Noyköln'de çok Türk kökenli yabancılar vardır.Gvalegvajuje gyvena nemažai portugalų kilmės imigrantų.
Bu sebeple yabancılarla tanışılır ve dostluk ve ahbaplıklar pekiştirilirdi.Savo draugiškumu ir mandagumu jis nustebino net svetimšalius.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.11,5% elanikest on välismaalased.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Nad on oma iseloomult salakavalad ja kahtlustavad.
Öyle ki, 17. yüzyılda mimari bile yabancıların eline geçmiştir.17. sajandil langes ka Liivimaa rootslaste kätte.
Bu vakıf büyük ölçüde yabancıların yardımlarıyla finanse edilmektedir.Majandus sõltub tugevalt välisarmeenlaste saadetavast abist.
Yabancılar yönetimi ellerine aldılar.Nende juhtimine läks tööliste kätte.
Bu kaleye yabancılar şato da derler.Peahoonet on nimetatud ka Taagepera lossiks.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Ent see kõik tähendab, et ei saa armastada võõraid.
Yabancılar karmasının kaptanlığını yaptı.Tsaariarmeest sai ta alamkapteni auastme.
1858 yılı aynı zamanda Hindistan'ın yabancılar tarafından istilasına karşı verdiği cesur savaşın1858 volt az év amikor India idegen megszállása elleni bátor felkelést
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Aber Frauen sind, die vertrauensvolle - wo Fremde betroffen sind.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale kobiety są takie, że zaufanie - gdzie obcy chodzi.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale ženy je to, že dôveryhodný - pokiaľ ide o cudzinca.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale ženy je to, že důvěryhodný - pokud jde o cizince.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ampak ženske so, da krepijo zaupanje - kar se tiče tujcev.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Dar femeile sunt ca de încredere - în cazul în care strainii sunt în cauză.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."De a nők az, hogy becsületes - amikor idegenek van szó.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."하지만 여자들은 믿을 있습니다 - 낯선 사람이 관심을 어디에.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Maar vrouwen zijn die vol vertrouwen - waar de vreemdelingen betreft.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Mais les femmes sont confiantes que - où les étrangers sont concernés.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ma le donne sono così fiduciosi - dove gli stranieri sono interessati.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Mas as mulheres são tão confiáveis - onde estranhos estão em causa.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Men kvinnor är det förtroendefulla - där främlingar berörs.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Mutta naiset ovat, että luottamukselliset - missä muukalaiset ovat huolissaan.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Nhưng phụ nữ là đáng tin cậy nơi người lạ có liên quan.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Pero las mujeres son tan confiables - donde los extranjeros se refiere.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Tapi wanita yang amanah - di mana orang-orang asing yang bersangkutan.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Αλλά οι γυναίκες είναι ότι εμπιστοσύνης - όπου άγνωστοι ανησυχούν.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Але жінки в тому, що довірливий - де чужі турбує.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Но жените са, че доверен - когато се отнася непознати.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Но женщины в том, что доверчивый - где чужие беспокоит.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda.واضاف "لكن المرأة هي التي موثوق -- حيث نشعر بالقلق الغرباء.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda.彼はあなたの部屋を持ち帰ったと彼はさらに、ホールの名前を与えられていない。"
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.Aber die Waorani töteten nicht nur Außenstehende mit dem Speer.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış.A waoranik azonban nem csak a kívülállókat bántották.
Ama Waorani'ler sadece yabancıları mızrakla vurmazlarmış. Birbirlerini de mızrakla vururlarmış.Maar de Waorani doorboorden niet alleen buitenstaanders, maar ook elkaar.

İlgili Sayfalar