Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Очень враждебны по отношению к чужеземцам.
Çok havlamazlar ayrıca yabancılara çabuk alışırlar.Неприхотливы и быстро привыкают к человеку.
Marx için yabancılaşmanın ana nedeni paranın tiranlaşmasıdır.بالنسبة لماركس سبب وجود الاغتراب هو بالأساس طغيان المال.
Marks yabancılaşmanın komünizm öncesi tüm toplumun bir özelliği olacağına inanır.يعتقد ماركس أن الاغتراب سوف يكون سمة من سمات كل مجتمع قبل الشيوعية.
Lübnan topraklarında yabancıların kontrolünü sağlamak.مراقبة الأجانب على الأراضي اللبنانية.
Ama kuşaktan kuşağa Levantenler azaldı, yabancılar ülkelerine döndüler.نزل مجاهدون غرباء لكن يشعرون بأنهم في بيوتهم.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.كان السكان الأصليون في ذلك الوقت معاديين للغرباء.
Hükûmet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.تنظيم استخدام الأجانب داخل البلاد.
Fakat avın aile ve akrabalar ile ihtiyacı olan yabancılar arasında paylaşımı yalnızca kadınlarca yapılır.تعتمد بعض الطفيليات الخارجية، مثل الديدان المفلطحة وحيدة العائل، على الاتصال المباشر بين العوائل.
1969'da Yemen hükümeti tüm yabancıları sınır dışı etmiş ve Mahmudnizhad ailesi İran'a dönmüştür.Em 1969 o governo do Iémen expulsou todos os estrangeiros e a familia Mahmudnizhad retornou ao Irã.
Feuerbach'ın yabancılaşma teorisi daha sonraları Karl Marx tarafından kullanılacaktır.A teoria feuerbachiana da alienação seria usada mais tarde por Karl Marx.
Marx için yabancılaşmanın ana nedeni paranın tiranlaşmasıdır.Para Marx, a alienação existe principalmente por causa da tirania do dinheiro.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.É reservado e desconfiado com estranhos.
Yabancıların banka hisseleri satın almaları veya holdinglerin birçoğunu elde etmeleri yasak değildir.Os estrangeiros não são proibidos de comprarem ações dos bancos ou de tornaram-se seus sócios majoritários.
Marks yabancılaşmanın komünizm öncesi tüm toplumun bir özelliği olacağına inanır.Marx acredita que a alienação será uma característica de toda a sociedade antes do comunismo.
Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır.Desse modo, a humanidade acaba por estranhar sua própria criação.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Mulheres, escravos, prisioneiros e estrangeiros não podiam participar da vida política.
Yabancılaşma karşıtı ‘gerçekleştirme’ ya da ‘öz etkinlik’tir – kendinin etkinliği, kendi tarafından yönetilen.O oposto de alienação é 'atualização' ou 'auto-atividade' - a atividade do eu, controlada por e para o eu.
Görünüşe göre bu yerleşimler yabancılar tarafından iskan edildi.Também esta dinastia foi derrubada pelos estrangeiros.
Ayrıca Londra ve Edinburgh'dan sonra yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir.Edimburgo é também a segunda cidade mais visitada de toda Grã-Bretanha, atrás apenas de Londres.
Yabancılara karşı mesafelidir.Hij is afstandelijk tegen vreemden.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Vrouwen, slaven en vreemdelingen hadden geen inspraak.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Vervreemding in tijd en plaats is verboden.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Hij is waaks en tegenover vreemden wantrouwig.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.De ontvoerders eisen het vertrek van alle buitenlanders uit het land.
Köyün sakinleri bu silahlı yabancılardan endişelenir.De indianen van de stam zijn nieuwsgierig naar die blanke vreemdeling.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Verdachten zullen hun wapens oppakken als ze nog niet gearresteerd zijn.
Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır.Zo'n mens vervreemdt van zijn eigen natuur.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.In verband hiermee was de stad voor lange tijd verboden voor buitenlanders.
Görünüşe göre bu yerleşimler yabancılar tarafından iskan edildi.In het verwoeste gebied worden ze aangevallen door de Buitenstaanders.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.De Nebelung is gericht op zijn eigen gezin en terughoudend tegenover vreemden.
Yabancılar ise doğrudan geri çevrilirler.Vervolgens komen de buitenaardsen zelf naar buiten.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.Strangers on a Train is een Amerikaanse film uit 1951 van regisseur Alfred Hitchcock.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Hengsten verdedigen hun territorium tegen andere hengsten.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Hij is onvriendelijk tegenover vreemden.
Avrupalılar ilk başta Büyük Zimbabve'nin yabancılar tarafından inşa edildiğini düşünüyorlardı.Daarbinnen vormt het het eerste grote bouwwerk dat door Europeanen in tropisch Afrika is gebouwd.
Yabancılardan şeker almama annem tarafından müsaadeli değilim.Ik mag van mijn moeder geen snoep aannemen van vreemden.
Çoğu yabancılar, burada sokaklarda yürümenin tehlikeli olduğunu düşünüyorlar.De meeste buitenlanders denken dat het gevaarlijk is om hier in de straten te lopen.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Pozostaje powściągliwy i podejrzliwy w stosunku do obcych.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."W ten sposób wyeliminujemy obcych , którzy kontrolują nasz rynek i oddamy go Turkom.”
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Zazwyczaj przejawia nieufność w stosunku do obcych, bywa szczekliwy.
Yabancılara karşı mesafelidir.Powściągliwy w stosunku do obcych.
Ama kuşaktan kuşağa Levantenler azaldı, yabancılar ülkelerine döndüler.Wybuchają zamieszki, cudzoziemcy powracają do domów.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Głównym źródłem utrzymania mieszkańców jest praca najemna poza rolnictwem (32%).
Yabancılardan korkmuyor ve çok güçlü bir kız.Nie ufa obcym i jest bardzo ostrożna.
Kendine ve başkalarına yabancılaşmanın tadını çıkarır. ^ Gündoğmuş, Bülent.Dzięki swoim zasługom i cechom charakteru był lubiany przez swoich i obcych.
Çünkü yabancılarla ilişki yaşamak yasak.Przystąpiono do negocjacji z Obcymi.
Yabancılar karmasının kaptanlığını yaptı.Pozyskał sojuszników do działalności harcerskiej.
Ülkedeki yabancılar genellikle Fransız veya İtalyan'dır.Najczęściej używane są francuskie, włoskie i niemieckie.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Kvinnor, metoiker, slavar och barn var inte medborgare.
Hiçbir Avrupa ülkesinde yasadışı yabancıların doğan çocuklarına otomatik olarak vatandaşlık verilmemektedir.Han stödjer inte att illegala immigranters barn automatiskt ska få medborgarskap.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Tidsmässig och geografiskt förfrämligande är inte tillåtet.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Den kan vara reserverad mot främlingar.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.Området är ännu idag stängt för utlänningar.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.Den är mycket trogen mot sin familj men reserverad mot främlingar.
Lut daha önce hiç görmediği yabancıları evinde misafir eder.Hon är misstänksam mot främlingen som hon aldrig har sett förut.
"İmparatoru yücelt, yabancıları kov" anlamına gelir.Deras politiska paroll var "vörda kejsaren, utvisa utlänningarna".
Sahibi dışında yabancılara şüpheci yaklaşır.Den är trogen mot sin ägare men misstänksam mot främlingar.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.Вони дуже віддані своїм господарям, а до чужаків ставляться байдуже.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Уряд Північної Кореї обмежує доступ до країни іноземцям.