Ana içeriğe geç
Sözlük

yabancıl ile cümle

yabancıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.C'était ma première nuit parmi des étrangers.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Les étalons protègent leurs juments contre les inconnus.
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Les détournements temporels et géographiques sont interdits.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Ils sont impitoyables contre les étrangers.
"Yabancılaşmış polis" motifi daha sonra diğer filmler tarafından taklit edildi.Le rôle du "flic solitaire" a été imité par la suite de nombreuses fois dans d'autres films.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.39 % des étrangers proviennent de l'Union européenne.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Ils tendent à être taciturnes et méfiants envers les étrangers.
Yabancılarla görüşmeye çalışan muhalifler derhal tutuklanıyordu.Les étrangers vus par eux sont immédiatement tués.
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Elle travaille dans le secteur des services, plus précisément dans l'enseignement des langues étrangères.
Ancak delikanlı bir gün, yabancılığını suratına çarpan bir olay yaşar.Mais un jour, le jeune garçon meurt d'un accident dont les circonstances sont inconnues.
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Cette culture et ce goût « classiques » s’accompagnent de beaucoup de curiosité pour les « modernes ».
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Les favoris arrivent au compte-goutte dans la même minute.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Les journalistes étrangers sont interdits d'entrée dans le pays.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.Esta gente odia a todos los extranjeros.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.Fue mi primera noche entre extranjeros.
Yabancılarla asla konuşma.Nunca hables con extraños.
Tom yabancılarla konuşmayı sevmez.A Tom no le gusta hablar con extraños.
Tom yabancılarla konuşmayı sever ama ben sevmem.A Tom le gusta hablar con extranjeros, pero a mí no.
"Yabancılaşmış polis" motifi daha sonra diğer filmler tarafından taklit edildi.El motivo de "policía alienado" fue imitado por otras películas.
Feuerbach'ın yabancılaşma teorisi daha sonraları Karl Marx tarafından kullanılacaktır.La teoría de la alienación de Feuerbach sería más tarde usada por Karl Marx.
Kendimizi yabancılara haksız yere jurnal ediyoruz." dedi.Así es como pagamos a los injustos.
"Yabancılar ambargo koydu".«El Almería ficha a Casquero».
Ağırlık noktası Almanya'da yabancılar ve mültecilerin durumları idi.Se dirige a los extranjeros e inmigrantes en Alemania.
Ancak delikanlı bir gün, yabancılığını suratına çarpan bir olay yaşar.Tú sabes, Polonia es un lugar donde cosas extrañas le suceden a tu mente.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.Del total de la población, el 11,15% proviene de fuera de el Estado de Aguascalientes.
Ayrıca Londra ve Edinburgh'dan sonra yabancılar tarafından en çok ziyaret edilen üçüncü şehirdir.Es el tercer destino turístico más visitado del Reino Unido después de Londres y Edimburgo.
Míster Danger: Yabancıların Venezuelalılara karşı beslediği aşağılama duygusunu temsil eder.Proviene de Alaska y representa el desprecio de los extranjeros hacia los venezolanos.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Son en extremo cautelosos respecto a los extranjeros.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.También protegen sus territorios frente a los extraños.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Ellos pueden ser agresivos con extraños.
"MARAŞ KATLİAMI ZEMİNİNDE YABANCILAŞMA".«"La ingrata conducta del pueblo catalán..."».
Görünüşte bu sakin ve huzurlu kasaba “El Deseo” bazı yabancılar yüzünden değişir.Con un estilo ambiental, bastante atmosférico “Pueblo” recrea distintos estados de calma.
Yabancılara güvenme.Non fidarti degli estranei.
Bazı Japonlar ülkelerinin yabancıların gözünde nasıl göründüğü hakkında endişeli.Alcuni giapponesi si preoccupano di come il loro paese appaia agli occhi degli stranieri.
Burada oturan yabancıların %37'sini Avrupa Birliği'inden gelenler oluşturur.Il 37% degli stranieri proviene dall'Unione europea.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Diffidente e riservato verso gli estranei.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.L'altro uomo (Strangers on a Train) è un film del 1951 diretto da Alfred Hitchcock.
Bu yabancılar arasında bir İngiliz askeri de vardır.Un ufficiale britannico tra i partigiani.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.Tuttavia, in conseguenza di ciò, tutti gli uomini vengono espulsi dal pianeta.
2013 yılında "Evdeki Yabancılar" isimli filmde ise Yaşar olarak rol almıştır.Nel 2013 ha lavorato al film The Stranger Within.
Yabancılara karşı mesafelidir.Distanza a cui teniamo gli estranei.
Ülkedeki yabancılar genellikle Fransız veya İtalyan'dır.I coscritti del gruppo sono principalmente italiani, francesi e spagnoli.
Bu insanlar, bütün yabancılardan nefret ederler.Эти люди ненавидят всех иностранцев.
Yabancılara asla güvenmedim.Я никогда не доверял иностранцам.
Aranızda yabancılara asılan biri var mı?Есть ли среди вас кто-нибудь, кто пристаёт к незнакомым людям?
Araştırmaların sonuçları açık görüşmelerde gösterip Ukrayna ve yabancılarn basında yayınlanır.Результаты исследований представляются на публичных обсуждениях, печатаются в украинских и зарубежных СМИ.
Ailesine çok bağlıdır, ancak yabancılara karşı mesafeli davranır.Он ласков со своей семьёй, но подозрителен к незнакомцам.
Adam ise aralarındaki sıkıntılar sebebiyle karısına bile yabancılaşmış, ondan uzaklaşmıştır.Она решает с ним расстаться, так как их отношения взаимно разрушительные, и уходит от него.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.К посторонним людям недоверчивы и подозрительны.
Yaklaşan yabancıları tam zamanında haber verir.Ценные сведения своевременно передавал командованию.
Bu birliklere yabancılar ve eski mahkûmlar da alındı.В лагере также находились уголовники, бывшие заключенные.
Yabancılar karması maçı 116-115 kazandı ve o maçın MVP'si seçildi.Он привёл сборную Востока к победе со счётом 113—110 и был назван MVP этой игры.
Ancak kippasını halk içinde takmıyor ve 'evim' dediği sinagoga yabancıları almaktan çekiniyor.Свою ермолку он носит наедине и неохотно пускает посетителей в свою синагогу, которую называет своим домом.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.Все иностранные миссионеры были высланы из страны.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Не ощущаешь присутствия кого-то постороннего.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."Другие обещают России все, но во сне они видят себя в объятиях Турции».
Perugia Yabancılar Üniversitesi, dünyanın her yanından yabancı öğrencileri misafir eder.Лейденский университет привлекает студентов со всех концов света.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.Чтобы защититься от беды, город закрыл двери для чужестранцев.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod