Bunları yabancılardan öğrendik.それともただ西洋で作られたというだけのものなのかを
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Acest sentiment de alienare de partea noastră care a luat decizia regretată.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Az elidegenedés ezen valós érzete azon részünktől, amellyel a döntést hoztuk.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Cette véritable sensation d'aliénation de la partie de nous qui a pris une décision que nous regrettons.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Đây là cảm giác ghét bỏ từ một phần trong ta đã đưa ra những quyết định khiến ta hối hận.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Denne virkelige sans af fremmedgørelse af den del af os der tog en beslutning som vi fortryder.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Dit gevoel van vervreemding van het deel van ons dat de ongelukkige beslissing maakte.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Este sentido real de alienação da parte de nós que tomou a decisão de que nos arrependemos.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.이 진정한 의미의 소외감은 후회스러운 결정을 내리게 한 자신한테서 옵니다
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Perasaan keterasingan dari sebagian diri kita membuat penyesalan itu.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Questo senso di alienazione della parte di noi che ha preso una decisione che rimpiangiamo.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Tento opravdový pocit odcizení od té části nás, která provedla rozhodnutí, jehož litujeme.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.To prawdziwe poczucie wyobcowania od tej cząstki nas, która podjęła decyzję, której żałujemy.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Αυτή η αληθινή αίσθηση αλλοτρίωσης από το κομμάτι μας που πήρε μια απόφαση που μετανιώσαμε.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Това е реално чувство на отчуждение от тази част в нас самите, която е взела решението, за което съжаляваме.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Це правжешнє відчуття відчуження від тієї частини нас, що прийняла рішення, про яке ми шкодуємо.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.Это настоящее чувство отчуждения от части себя, ответственной за принятие решения, о котором мы сожалеем.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.זו ההרגשה הזו של נתק מהחלק בנו שעשה את ההחלטה עליה אנו מתחרטים.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.إنه شعور حقيقي بالإغتراب عن جزء من شخصيتنا التي قامت بإتخاذ ذلك القرار الذى نندم عليه.
Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu.自分の中の何者かを、切り離すような感覚です。 それが何者なのか分かりません。
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!(108:11) да захватит заимодавец все, что есть у него, и чужие да расхитят труд его;
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Ågerkarlen rage efter alt, hvad han har, og fremmede rane hans Gods;
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Anastakoon koronkiskuri kaiken hänen omansa, ja riistäkööt vieraat hänen vaivannäkönsä.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Biarlah segala miliknya disita oleh penagih utang, dan hasil jerih payahnya dirampas orang
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Cel ce l -a împrumutat, să -i pună mîna pe tot ce are, şi străinii să -i jăfuiască rodul muncii lui!
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Es müsse der Wucherer aussaugen alles, was er hat; und Fremde müssen seine Güter rauben.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Foglalja le minden jószágát az uzsorás, és idegenek ragadozzák el szerzeményét.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!고리대금하는 자로 저의 소유를 다 취하게 하시며 저의 수고한 것을 외인이 탈취하게 하시며
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!La ågerkaren kaste garn ut efter alt det han har, og fremmede røve frukten av hans arbeid!
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!L'usuraio divori tutti i suoi averi e gli estranei faccian preda del suo lavoro
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Må ockraren få i sin snara allt vad han äger, och må främmande plundra hans gods.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Nech shabe úžerník všetko, čo má, a to, čo nadobudol úlisnou prácou, nech rozchvátajú cudzí.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Nguyện chủ nợ tận thủ mọi vật nó có. Kẻ ngoại cướp lấy huê lợi về công lao nó.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Nguyện chủ_nợ tận thủ mọi vật nó có . Kẻ ngoại cướp lấy huê_lợi về công_lao nó .
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Niech lichwiarz załapi wszystko, co jest jego, a niech obcy rozchwycą pracę jego.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!O credor lance mão de tudo quanto ele tenha, e despojem-no os estranhos do fruto do seu trabalho!
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Přitáhni k sobě lichevník všecko, cožkoli má, a úsilé jeho rozchvátejte cizí.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Que el acreedor se apodere de todo lo que tiene, y extraños saqueen el fruto de su trabajo
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Que le créancier s`empare de tout ce qui est à lui, Et que les étrangers pillent le fruit de son travail!
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Upnik naj ga odere za vse, kar ima, in tujci naj uplenijo, kar si je pridobil.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Ας παγιδευση ο δανειστης παντα τα υπαρχοντα αυτου και ας διαρπασωσιν οι ξενοι τους κοπους αυτου.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Лихоимецът нека впримчи целият му имот, И чужденци нека разграбват трудовете му.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!ינקש נושה לכל אשר לו ויבזו זרים יגיעו׃
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!ليصطد المرابي كل ما له ولينهب الغرباء تعبه.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!願 強 暴 的 債 主 牢 籠 他 一 切 所 有 的 . 願 外 人 搶 他 勞 碌 得 來 的
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!願強 暴 的 債主 牢籠 他 一切 所有 的 . 願 外人 搶 他 勞碌 得 來的
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Così facendo alienano milioni di bambini che non riescono a trovare un motivo per andare a scuola.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Hay dos tipos de personas. Académicas y no-académicas. Gente inteligente y gente no - inteligente.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Pada cara mereka mengasingkan jutaan anak-anak yang tidak melihat tujuan apapun untuk pergi ke sekolah.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Zasnovan je bil v obdobju kulturnega razsvetljenstva. In v gospodarskih okoliščinah industrijske revolucije.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Εν τω μεταξύ αποξενώνουν εκατομμύρια παιδιά τα οποία δε βλέπουν κανένα λόγο για να πηγαίνουν στο σχολείο.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.И, в процессе, отчуждают миллионы детей от образования. Многие дети просто не видят смысла ходить в школу.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.Результат: розохочуємо дітей від навчання, котрі не вбачають у шкільних знаннях жодного змісту.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.בדרך זו יוצרים ניכור בקרב מיליוני ילדים, שלא מוצאים כל טעם בלימודים בביה"ס.
Bu uğurda milyonlarca çocuğu yabancılaştırıyorlar, çocuklar okula gitmek için herhangi bir amaç görmüyorlar.بهذه الطريقة، هم يستبعدون الملايين من الأطفال الذين لا يرون أي فائدة من الذهاب للمدرسة.
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.저희가 바람을 심고 광풍을 거둘 것이라 심은 것이 줄기가 없으며 이삭은 열매를 맺히지 못할 것이요 설혹 맺힐지라도 이방 사람이 삼키리라
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.כי רוח יזרעו וסופתה יקצרו קמה אין לו צמח בלי יעשה קמח אולי יעשה זרים יבלעהו׃
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.انهم يزرعون الريح ويحصدون الزوبعة. زرع ليس له غلّة لا يصنع دقيقا. وان صنع فالغرباء تبتلعه.
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.他 們 所 種 的 是 風 、 所 收 的 是 暴 風 、 . 所 種 的 不 成 禾 稼 、 就 是 發 苗 也 不 結 實 、 即 便 結 實 、 外 邦 人 必 吞 喫
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.他 們所種 的 是風 、 所 收 的 是 暴風 、 . 所 種 的 不成 禾稼 、 就是 發苗 也 不 結實 、 即便 結實 、 外邦人 必吞喫