Ana içeriğe geç
Sözlük

yabancıl ile cümle

yabancıl kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Yabancılar ülke vatandaşları 3G telefon ağını kullanarak internete erişebilmektedirler.מאז פברואר 2013, זרים מסוגלים לגשת לאינטרנט באמצעות רשתות 3G.
Kendine ve başkalarına yabancılaşmanın tadını çıkarır. ^ Gündoğmuş, Bülent.חג לו שמח וזר לו פורח, היום יום-הולדת לאיתמר.
"Profesyonelliği yabancılardan öğreniyorum".במה שונים העיתונאים מכל עובד זר אחר?"
Yabancılar ve özellikle Türkler (+- 11.000) önemli bir sayı oluşturmaktadır.טורקים מהווים את עיקר הזרים (42,000).
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.היו אלה קשישים, נשים, ילדים וגברים ללא נשק.
Piyasamıza egemen olan yabancıları böylece ortadan kaldırarak, Türk piyasasını Türklerin eline vereceğiz."הבט, אם נשחרר את העם העיראקי, יכבדו אותנו בעולם הערבי".
Kendimizi yabancılara haksız yere jurnal ediyoruz." dedi.אנחנו לא דנים בכך עם זרים".
De Gaulle daha sonra yabancılara ait nükleer silahların Fransa topraklarında konuşlandırılmasını yasakladı.По-късно Дьо Гол забранява разполагането на чуждо ядрено оръжие на френска земя.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Към чуждите е недоверчиво и сдържано.
Araştırmaların sonuçları açık görüşmelerde gösterip Ukrayna ve yabancılarn basında yayınlanır.Резултатите от изследванията представя на публични събрания, отпечатани в украински и чужди медии.
Feuerbach'ın yabancılaşma teorisi daha sonraları Karl Marx tarafından kullanılacaktır.Материализмът на Фойербах по-късно ще повлияе на Карл Маркс.
Praetores Peregrini vatandaşlarla yabancılar arasındaki davalarda yasama yetkisine sahip bireylerdi.Praetor Peregrinus) са били хора, които са имали юрисдикция върху случаи включващи граждани и чужденци.
İlk başta Roma'da ve Perugia Yabancılar Üniversitesi'nde İtalyanca okudu.Първоначално учи италиански в Университета за чужденци в Перуджа.
Yabancılaşma terimi, çeşitli ve bazen çelişkili anlamlarla çağlar boyunca kullanılmıştır.Съществуват различни и понякога противоречиви дефиниции на термина.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.Няма доверие на непознати.
Yabancılara, Osmanlı toprakları üzerinde mülk edinme hakkı verilmiştir.Забранява се едрата поземлена собственост и владеенето на земя от чужденци.
Yabancılar,çocuklar ve yetişkinlerle çok iyi anlaşır.Разбира се добре с деца и непознати.
Ortalama yüzde 41 yabancı oranı ile Zürih kentinde yabancıların en fazla yaşadığı bölgedir.Спрямо всички останали южнокорейски градове в процентно отношение в Сеул живеят най-много чужденци.
Kalıcı yerleşimi olan yabancılar (geçici göçmen işçiler dışında) nüfusun % 23'ünü oluşturur.Чужденците (временно пребиваващи и местни) съставят около 20 % от населението.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Мъжките екземпляри защитават териториите си от други мъжки индивиди.
Vatandaş olmayanlar Almanya'da yabancı olarak ve yabancılar kanununa bağlı olarak yaşamalı.Ovaj popis ne uključuje strance s njemačkim državljaninom i strane državljane bez stalnog statusa.
Ülkedeki yabancılar genellikle Fransız veya İtalyan'dır.Stanovnici su obično vični stranim jezicima, posebice talijanskom, a često i njemačkom i engleskom.
Yabancılar için erişim izni ise hiç bulunmuyordu.Strancima, kako se čini, prisustvo nije bilo dopušteno.
Ülkeye giren yabancılar, vardıklarında paralarını yerel para birimi ile değiştirmek zorundalardı.Ljudi koji putuju u inozemstvo najčešće svoj novac mijenjaju za novac zemlje u koju putuju.
Marx yabancılaşmanın kapitalizmin sistematik bir sonucu olduğunu öngörmektedir.Marksistička ideologija tvrdi da je kapitalizam sustav koji se urušava.
Çok havlamazlar ayrıca yabancılara çabuk alışırlar.Nisu bili opasni, a umiljavali su se strancima.
Yabancılar arasında büyük tanınmak ve hürmet görmek isterler.Nachádza sa medzi obcami Mengusovce a Lučivná.
Dışarıdan gelenlere hiç yabancılık hissettirmezler.K ľuďom cudzím však býva nedôverčivý.
Bu zaman diliminde şehir, yabancılara kapatılmaya çalışılmıştır.Niektoré mestá však boli uzavreté len pre cudzincov.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.K cudzím ľuďom je však nedôverčivá a uzavretá.
Marksizm ayrıca kapitalist üretim biçimi yüzünden yaşanan yabancılaşma sürecine de dikkat çeker.Marxistický feminizmus považuje súčasnú rodovú nerovnosť za výsledok práve kapitalistického spôsobu produkcie.
Bu çalışma sayısız konuyu içeriyordu;yabancılaşmış emek de dahil.Veľkú pozornosť venoval cudzineckému ruchu, v tom aj Vysokým Tatrám.
Tüm yabancıların ülkeden çıkartılması hedeflenmiştir.Nakoniec vyhnali všetkých okupantov z krajiny.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Atenci tujcev kot državljane niso sprejeli.
Yabancılardan hoşlanmaz, mesafeli davranır.Čeprav so zadržani do tujcev, imajo radi ljudi.
Bu roman yabancılaşma ve değişmenin romanıdır.Občutje, ki ga prinaša ta roman, je tujstvo.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.Tam živi 11.5 procentov Srbov.
Yabancılara hoşgörüyle davranabilir.Lahko je drugačna ureditev pri tujcih.
Trendeki Yabancılar (Strangers on a Train), 1951 yapımı bir Alfred Hitchcock filmidir.Ustvarjalci so idejo dobili pri filmu Alfreda Hitchcocka Tujec na vlaku iz leta 1951.
Bu kurala uymayan Taylar veya yabancılar lese-majesty yasası sebebiyle hapis cezasına çarptırılabilirler.O politiki se s tujci ne sme razpravljati, zagrožena je kazen zapora.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Med izbrisanimi so bile tudi v Sloveniji rojene osebe.
Yabancılara karşı genellikle şüpheyle yaklaşır, kendine son derece güvenlidir.Po navadi je zadržan do tujcev in izredno navezan na domače, zato tudi težko prenaša samoto in dolgočasje.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Svetimų žmonių atžvilgiu jis santūrus ir nepatiklus.
Ayrıca Fransız yabancılar lejyonundaki askerlere ve ünlü Fransız nişanı Légion d'honneur'u alan kişiye denir.Lenkų karinio Virtuti Militari ir prancūzų Garbingo legiono ordinų kavalierius.
Noyköln'de çok Türk kökenli yabancılar vardır.Gvalegvajuje gyvena nemažai portugalų kilmės imigrantų.
Bu sebeple yabancılarla tanışılır ve dostluk ve ahbaplıklar pekiştirilirdi.Savo draugiškumu ir mandagumu jis nustebino net svetimšalius.
Wetzlar'ın nüfusunun %11,5'i yabancılardan oluşmaktadır.11,5% elanikest on välismaalased.
Yabancılara karşı utangaç ve şüphecidir.Nad on oma iseloomult salakavalad ja kahtlustavad.
Öyle ki, 17. yüzyılda mimari bile yabancıların eline geçmiştir.17. sajandil langes ka Liivimaa rootslaste kätte.
Bu vakıf büyük ölçüde yabancıların yardımlarıyla finanse edilmektedir.Majandus sõltub tugevalt välisarmeenlaste saadetavast abist.
Yabancılar yönetimi ellerine aldılar.Nende juhtimine läks tööliste kätte.
Bu kaleye yabancılar şato da derler.Peahoonet on nimetatud ka Taagepera lossiks.
Sanki erkekler yabancıları arzulamazmış gibi.Ent see kõik tähendab, et ei saa armastada võõraid.
Yabancılar karmasının kaptanlığını yaptı.Tsaariarmeest sai ta alamkapteni auastme.
1858 yılı aynı zamanda Hindistan'ın yabancılar tarafından istilasına karşı verdiği cesur savaşın1858 volt az év amikor India idegen megszállása elleni bátor felkelést
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Aber Frauen sind, die vertrauensvolle - wo Fremde betroffen sind.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale kobiety są takie, że zaufanie - gdzie obcy chodzi.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale ženy je to, že dôveryhodný - pokiaľ ide o cudzinca.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ale ženy je to, že důvěryhodný - pokud jde o cizince.
"Ama kadınlar bu güvenilir yabancılarla söz konusu olduğunda."Ampak ženske so, da krepijo zaupanje - kar se tiče tujcev.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod