Ana içeriğe geç
Sözlük

yabancı ile cümle

yabancı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Okuldan öğrenciler 2 yabancı dil ile mezun olmaktadır.Die Schüler lernen zwei Fremdsprachen.
Araları bir karı-koca gibi değil, aksine iki yabancı gibidir.Hier sind sowohl eins (o) als auch zwei (două) weiblich.
Çeşitli yabancı ülkede diplomatik görevlerde bulunmuştur.Georgien hatte bereits verschiedene ausländische Nationaltrainer.
Yabancı Jon Polito ...Bild von Jon Polito.
Ayrıca yabancı yatırımlar da teşvik edildi.Des Weiteren wurden ausländische Direktinvestitionen erleichtert.
Köyde herkes evlerine kapanmış ve gelen yabancılardan kaçmaktadır.Du hast deine Arme geöffnet und bringst alle Ausländer hierher.
Ülkede ikamet eden yabancıların oranı takriben %34’tür.Der Ausländeranteil beträgt rund 34 Prozent.
Bu erteleme yabancı uyruklu kelimelerde de görünür.Diese Seitenstreifen finden sich auch auf Modellen ausländischer Versionen.
Yabancı dillerin etkisinden uzak ve yalın bir dil tercih edilmiştir.Bei den Fremdsprachen werden weit verbreitete und allgemein bekannte Sprachen bevorzugt.
Akıl retoriğe yabancıdır.Fremde Monde der Vernunft.
Araştırmasını yaptığı kelimelerden biri de, birçok yabancı dil bilimcisinin dikkatini çeken yılkı sözcüğüdür.Allerdings viele der von ihm erstellten Zeichnungen deutlich die Sprache des unmittelbaren Naturstudiums.
Brighton kentini yılda sekiz milyon civarında yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.Jährlich wird er von etwa acht Millionen Einheimischen und Touristen besucht.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In ihrer Vision sah sie, wie sie von jemandem ertränkt wurde.
(Yabancı postaneler 1878'den sonra tekrar kuruldu.)(Erst 1968 stellten ihm die britischen Behörden wieder einen Pass aus).
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Dort widmete er sich vor allem dem Studium der Sprachen.
Kişi yurtdışında yaşıyorsa veya yabancı ise dışişlerine başvurmak gerekir.Lebt die Person im Ausland oder ist sie Ausländer, so ist das Auswärtige Amt für den Vorschlag zuständig.
Bazı makaleleri yabancı dergilerde yayımlandı.Er veröffentlichte viele Artikel in ausländischen Zeitschriften.
Yabancı ülkelere dostluk ziyaretlerinde bulundu.Ihre Veranstaltungen wurden eifrig von ausländischen Diplomaten besucht.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Die zahlreichen Kaufleute wären oftmals in der Fremde unterwegs.
Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır.Letztendlich entfremde sich der Mensch von sich selbst.
Romanın başkahramanı Temur, 12 yıllık sürgünden yeni dönen annesine karşı yabancılaşmıştır.Die Herzogin wirft tiefe Blicke, die schließlich von dem 13-Jährigen schüchtern erwidert werden.
Daha sonra "Yabancılarla Dayanışma" adı altında bir yardım fonu oluşturdu.Später gründete er den Hilfsfonds „Ausländersolidarität“.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Der Schaft der Waffe kann abgeklappt und an der Waffe arretiert werden.
Kendi ailemleyken bile biraz yabancı hissedebiliyorum.Wenn mein geistliches Zuhause mir fremd wird.
Felsefedeki bu yeni düşünme tarzı, tıpkı yabancı bir dili yeni öğreniyormuş gibi öğrenilmeliydi.Viele meinen daher, diese Art zu denken müsse erlernt werden wie eine fremde Sprache.
Bir yıl süre ile İngiltere’de yabancı dil ve mesleki eğitim aldı.Darauf folgte eine einjährige sprachliche und kaufmännische Ausbildung in England.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Die Regierung ließ ausländische Helfer ins Land.
Bir gece dersten çıkarken bir yabancıya çarpmış ve tanışıp aşık olmuştur.Nach einiger Zeit der Ziellosigkeit lernte er eine Frau kennen und lieben.
Brezilyalı Aílton, 2004'te ödülü kazanan ilk yabancı futbolcu oldu.Der erste ausländische Titelträger war 2004 der Brasilianer Aílton.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Sie erinnern an die seitdem in anderen Konflikten getöteten Angehörigen der Streitkräfte aus Lancaster.
Yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.Es wird auch von weißen und ausländischen Besuchern aufgesucht.
Yabancı meslektaşları onun bilgisini öven konuşmalar yaptılar.Gespräche mit Fachkollegen ernüchtern ihn bald.
Bu ürünlerin çoğu yabancı ülkelere sadır oluyor.Diese drei Branchen sind mehrheitlich in ausländischen Händen.
Bunun yanı sıra ikinci yabancı dil öğrenimi de zorunludur.Während des Studiums muss außerdem eine weitere Fremdsprache erlernt werden.
Wehrmacht Yabancı Gönüllüleri 1941-45.Verbrechen der Wehrmacht 1941–1945.
Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi Vikisöz'de Yabancı (Albert Camus romanı) ile ilgili sözler mevcuttur.Die 100 Bücher des Jahrhunderts von Le Monde englisch Lolita.
Tüm suçlama ve eleştiriler "yabancıların ülkemize müdahale çabaları" söylemiyle geçiştirilmeye çalışılıyordu.Ein anderer Kritiker nannte den Besuch „ausländische Intervention in unsere inneren Angelegenheiten“.
Yabancı öğrenci oranı %15.5'dir.Der Ausländeranteil liegt bei 15,6 Prozent.
Birçok yabancı, Japonlar tarafından arkadaş edinilmişti.Einige hundert Alliierte wurden von den Japanern gefangen genommen.
Filma-Cass kurulduğu yıldan itibaren yerli ve yabancı marketler için 2300'den fazla reklam filmi yapmıştır.AB „Šilutės baldai“ produziert über 300 verschiedene Produkte für den einheimischen sowie Auslandsmarkt.
Halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif almaktadır .Wichtige ausländische Zeitungen sind erhältlich.
Yabancı yatırımlar desteklendi.Das restliche Kapital wurde fremdfinanziert.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.Alles ist im Einklang mit sich selbst, seiner Umgebung, der Natur.
Yabancı bir his bana istila ediyor.Une sensation étrange m'envahissait.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.C'était ma première nuit parmi des étrangers.
Yabancı öğrenciler bu klübe girebilirler mi?Est-ce que les étudiants étrangers peuvent entrer dans ce club ?
Japonya yabancı ülkelere çokça araba ihraç ediyor.Le Japon exporte beaucoup de voitures à l'étranger.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Un étranger m'a tapé sur l'épaule par derrière. Il a dû me prendre pour quelqu'un d'autre.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.Un étranger est un ami que vous n'avez simplement pas encore rencontré.
Neden bilmiyorum ama ilk buluşmadan beri onun bir yabancı olmadığını hissediyorum.Je ne sais pas pourquoi, mais dès la première rencontre, je n'ai pas ressenti qu'il était un étranger.
Bir yabancı için Japonca öğrenmek kolay değildir.Pour un étranger, ce n'est pas simple d'apprendre le japonais.
Arkadaşlarımdan biri yabancı ülkeden.Un de mes amis vient de l'étranger.
O iki yabancı dil konuşuyor.Il parle deux langues étrangères.
Fazla sayıda yabancı dil konuşmak yararlıdır.Il est utile de parler plusieurs langues étrangères.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Tom'un iki yabancı arkadaşı var.Tom a deux amis étrangers.
Yabancı bir dil öğrenmek ilgi çekicidir.Apprendre une langue est intéressant.
2006 yılında ilk kez yabancı bir dil öğrendim, ve o İngilizceydi.En 2006, j'ai appris une langue étrangère pour la première fois, et c'était l'anglais.
Benim anadilim bir başkası için yabancı dildir.Ma langue maternelle est une langue étrangère pour quelqu'un d'autre.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod