Ana içeriğe geç
Sözlük

yaba ile cümle

yaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tüm suçlama ve eleştiriler "yabancıların ülkemize müdahale çabaları" söylemiyle geçiştirilmeye çalışılıyordu.Ein anderer Kritiker nannte den Besuch „ausländische Intervention in unsere inneren Angelegenheiten“.
Diğer av hayvanları ise çoğunlukla geyik türleri ve yaban domuzudur.Weitere Tierarten sind Wildschweine und Rehe.
Yabancı öğrenci oranı %15.5'dir.Der Ausländeranteil liegt bei 15,6 Prozent.
Birçok yabancı, Japonlar tarafından arkadaş edinilmişti.Einige hundert Alliierte wurden von den Japanern gefangen genommen.
Filma-Cass kurulduğu yıldan itibaren yerli ve yabancı marketler için 2300'den fazla reklam filmi yapmıştır.AB „Šilutės baldai“ produziert über 300 verschiedene Produkte für den einheimischen sowie Auslandsmarkt.
Yine de en çok görülen motifler insan değil, yabani hayvan motifleridir.Wilde Männer sind menschliche, keine tierischen Wesen.
Ondan geriye sadece Prezewalski yaban atı kalmıştır.In Lankwitz hielten seitdem nur noch die Vorortzüge.
Halen çok sayıda yabancı yayınevinden teklif almaktadır .Wichtige ausländische Zeitungen sind erhältlich.
Yabancı yatırımlar desteklendi.Das restliche Kapital wurde fremdfinanziert.
Yabanî mandalar genelde insanlardan uzak durur ve insanlardan kaçarlar.Normalerweise flieht die Schlange stets vor Menschen.
Böylece insan kendine, kendi emeğine, ilişkilerine, dünyaya ve yaşama yabancılaşır.Alles ist im Einklang mit sich selbst, seiner Umgebung, der Natur.
Yabancı bir his bana istila ediyor.Une sensation étrange m'envahissait.
Bu benim yabancılar arasındaki ilk gecemdi.C'était ma première nuit parmi des étrangers.
Yabancı öğrenciler bu klübe girebilirler mi?Est-ce que les étudiants étrangers peuvent entrer dans ce club ?
Japonya yabancı ülkelere çokça araba ihraç ediyor.Le Japon exporte beaucoup de voitures à l'étranger.
Bir yabancı omzuma arkadan dokundu. Beni başka birisiyle karıştırmış olmalı.Un étranger m'a tapé sur l'épaule par derrière. Il a dû me prendre pour quelqu'un d'autre.
Bir yabancı, sadece sizin henüz tanışmadığınız bir arkadaştır.Un étranger est un ami que vous n'avez simplement pas encore rencontré.
Neden bilmiyorum ama ilk buluşmadan beri onun bir yabancı olmadığını hissediyorum.Je ne sais pas pourquoi, mais dès la première rencontre, je n'ai pas ressenti qu'il était un étranger.
Bir yabancı için Japonca öğrenmek kolay değildir.Pour un étranger, ce n'est pas simple d'apprendre le japonais.
Arkadaşlarımdan biri yabancı ülkeden.Un de mes amis vient de l'étranger.
O iki yabancı dil konuşuyor.Il parle deux langues étrangères.
Fazla sayıda yabancı dil konuşmak yararlıdır.Il est utile de parler plusieurs langues étrangères.
Yabancıların çoğu kovulmalıdır.Beaucoup d'étrangers doivent être expulsés.
Bazı insanlar yabancılara karşı düşmandır.Certaines personnes sont hostile aux étrangers.
Tom'un iki yabancı arkadaşı var.Tom a deux amis étrangers.
Yabancı bir dil öğrenmek ilgi çekicidir.Apprendre une langue est intéressant.
2006 yılında ilk kez yabancı bir dil öğrendim, ve o İngilizceydi.En 2006, j'ai appris une langue étrangère pour la première fois, et c'était l'anglais.
Benim anadilim bir başkası için yabancı dildir.Ma langue maternelle est une langue étrangère pour quelqu'un d'autre.
Yabancı konuşabildiği için çok şaşkındı.L'étranger était trop surpris pour pouvoir parler.
Bir yabancı ülke vatandaşının pasaport süresinin bitimine 3 aydan az bir süre varsa, vize verilmeyecektir.S'il y a moins de 3 mois pour l'expiration du passeport d'un citoyen étranger, un visa ne sera pas accordé.
İleri, Yabancı boyunduruğuna karşı!Avante, contra o jugo estrangeiro!
Bu kitaplardan 5`i yabancı ülkede basılmıştır.5 de ces livres sont publiés à l'étranger.
"Ben bir yabancıyım.C'était un étranger.
Fakat geri döndüğü sırada orada başka bir yabancı adam daha görür.Pendant ce temps, un autre étranger attend.
Dağ ve civarı, ülkedeki en çeşitli yaban hayatı popülasyonlarından birine sahiptir.Le mont et ses environs abritent une des populations sauvages les plus variées du pays.
Atalarımın tahtına bir yabancı oturamaz: babadan oğula geçer.Aucun étranger ne peut occuper le trône de mes ancêtres: le fils succède au père.
Ak aynaklar bölgelerini yabancılara karşı korurlar.Les étalons protègent leurs juments contre les inconnus.
Teşekkürü yabancı birisine edersiniz.On montre cela aux étrangers.
Ayrıca Justin Timberlake koreografı ve birkaç yabancı öğretmen ile çalıştı.Elle a également collaboré avec l'un des chorégraphes de Justin Timberlake et d'autres professeurs étrangers.
Hava kuvvetlerinin 7.000 kadar personeli ve 5.000 kadarda yabancı danışmanı vardı.Le service aérien comptait au moins 7 000 personnes, et plus de 5 000 conseillers étrangers.
Çin'de 2.000'den fazla nehir ve deniz limanı mevcuttur; bunların 130 tanesi yabancı nakliyeye açıktır.La Chine compte plus de 2 000 ports, dont 130 sont ouverts aux navires étrangers.
Le Boudin (), Fransa'nın Yabancı Lejyonunun resmî marşı.Le Boudin est la marche officielle de la Légion étrangère en France.
Oyuncu Dyrwood'a varan bir yabancıdır.Le personnage-joueur est un étranger qui arrive dans le Dyrwood.
Ama yabancı bir ülkede olduğumuz için onlar tarafından sınırlandığımızı hissetmedik."Je n'exagère pas en disant que je me vis transporté dans un autre monde. ».
Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır.Les détournements temporels et géographiques sont interdits.
"Ne demek çekil?" demiş yaban domuzu.Enfin, dit-il, une pissotière ! ».
Eserleri yabancı şarkıcılar tarafından da okunmuştur.Ses chansons sont interprétées par des artistes étrangers.
Yabancılara karşı ise çok acımasızdırlar.Ils sont impitoyables contre les étrangers.
Aralık 2004 itibarıyla, Almanya'da yaklaşık 7 milyon yabancı, Alman vatandaşlığına geçmiştir.Décembre : Près de 6 millions d'Allemands sont au chômage.
Evleri çoğu zaman yabancı insanlarla doluydu.Souvent, les maisons abritaient des familles non apparentées.
Ayrıca yabancı yatırımlar da teşvik edildi.L'Estonie encourageait aussi les investissements étrangers.
Mısır kralı Busiris'e, kıtlığa karşı her yıl tanrı Zeus'a bir yabancı kurban etmesini öğütlemişti.Pour éloigner la famine de son royaume, Busiris sacrifie chaque année à Zeus un étranger de passage.
Yabancı, bulunduğu ülke ile vatandaşlık bağı olmayan kişi.Un étranger est une personne qui n'a pas la nationalité du pays où il se trouve au moment concerné.
Ondan geriye sadece Prezewalski yaban atı kalmıştır.Seul le cheval de Przewalski est resté totalement sauvage.
Fransa'da En iyi yabancı film dalında César Ödülü'nü kazandı.César du meilleur film étranger en France.
Yardımcı oyuncuların iki tanesi, Cadılar Bayramı serisine yabancı değildir.Deux acteurs d'Halloween 3 ne sont pas totalement étrangers à la saga.
13. savaşçı yabancı biri olmalıdır.Le treizième fut Alien.
Gorki Stüdyolarında 1950'li yıllardan beri yabancı filmlere dublaj yapılmasında da faaliyet göstermiştir.Depuis le début des années 1950, le Gorki Film Studio s'est investi dans le doublage de films étrangers.
Bu kez de Türkiye'de kendisini yabancı gibi hisseder.Il ajoute également qu'il se sent aujourd'hui étranger dans son propre pays.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Aux yeux des étrangers, les Sogdiens étaient surtout des marchands.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod