Ana içeriğe geç
Sözlük

yaba ile cümle

yaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yabancı bir motiftir.Eine fremde bewegliche Sache.
Öyle ki, 17. yüzyılda mimari bile yabancıların eline geçmiştir.Noch während des 13. Jahrhunderts erfolgte auch der Ausschluss der Handwerker vom Ratsherrenamt.
Yabancı besteciler kabul edilmemiştir.Ausländische Experten wurden nicht eingeladen.
1964'te filme "New York Film Eleştirmenleri En iyi Yabancı Film Ödülü" verildi.1964 gewann der Film den New York Film Critics Circle Award als „Bester fremdsprachiger Film“.
Avrupa Birliği'nde yaban hayatı, Natura 2000 programı uyarınca korunmaktadır.Sie steht unter dem Schutz des EU-Programms Natura 2000.
Kadınlar, çocuklar, yabancılar ve esirler vatandaş sayılmazdı.Frauen, Kinder, Fremde oder Sklaven waren nicht zugelassen.
Bu döneme kadar son 400 yıl boyunca hiçbir yabancı ordu Paris’e girememişti.Erstmals seit etwa 100 Jahren standen dort keine ausländischen Truppen mehr.
Çalışan ve yalnız yaşayan yabancı bir kadın olarak deneyimlerini çeşitli dillerde yazdı.Ihre Erfahrungen als alleinstehende, erwerbstätige Frau verarbeitete sie in ihren Schriften.
Takımlarda en fazla iki yabancı oyuncu bulunabilir.Mannschaften dürfen maximal zwei ausländische Spieler im Kader haben.
Üzerinde yabancı cisimle içeri girmek mümkün değil.Dabei darf er fremde Grundstücke betreten.
Okuldan öğrenciler 2 yabancı dil ile mezun olmaktadır.Die Schüler lernen zwei Fremdsprachen.
Araları bir karı-koca gibi değil, aksine iki yabancı gibidir.Hier sind sowohl eins (o) als auch zwei (două) weiblich.
Çeşitli yabancı ülkede diplomatik görevlerde bulunmuştur.Georgien hatte bereits verschiedene ausländische Nationaltrainer.
Yabancı Jon Polito ...Bild von Jon Polito.
Ayrıca yabancı yatırımlar da teşvik edildi.Des Weiteren wurden ausländische Direktinvestitionen erleichtert.
Köyde herkes evlerine kapanmış ve gelen yabancılardan kaçmaktadır.Du hast deine Arme geöffnet und bringst alle Ausländer hierher.
Ülkede ikamet eden yabancıların oranı takriben %34’tür.Der Ausländeranteil beträgt rund 34 Prozent.
Bu erteleme yabancı uyruklu kelimelerde de görünür.Diese Seitenstreifen finden sich auch auf Modellen ausländischer Versionen.
Sonraları grup yabaniler tarafından takip edildi.Dabei wurden sie jedoch von Monstern angegriffen.
Yabancı dillerin etkisinden uzak ve yalın bir dil tercih edilmiştir.Bei den Fremdsprachen werden weit verbreitete und allgemein bekannte Sprachen bevorzugt.
Yabani sığırın da avlandığı anlaşılmaktadır.Offenbar wird die Art auch zum Verzehr gejagt.
Akıl retoriğe yabancıdır.Fremde Monde der Vernunft.
Araştırmasını yaptığı kelimelerden biri de, birçok yabancı dil bilimcisinin dikkatini çeken yılkı sözcüğüdür.Allerdings viele der von ihm erstellten Zeichnungen deutlich die Sprache des unmittelbaren Naturstudiums.
Brighton kentini yılda sekiz milyon civarında yerli ve yabancı turist tarafından ziyaret edilmektedir.Jährlich wird er von etwa acht Millionen Einheimischen und Touristen besucht.
Nicole öngörüsünde kendisini yabancı biri tarafından boğulurken görmüştür.In ihrer Vision sah sie, wie sie von jemandem ertränkt wurde.
(Yabancı postaneler 1878'den sonra tekrar kuruldu.)(Erst 1968 stellten ihm die britischen Behörden wieder einen Pass aus).
Özellikle Güney Hindistan’ın bataklık ormanlarında yabânî olarak yetişir.Sie wachsen in den südasiatischen Tropen vor allem in Waldgebieten.
Eğitim alanında, özellikle yabancıların dil eğitimi alanında çalışmalar yaptı.Dort widmete er sich vor allem dem Studium der Sprachen.
Yaban hayatı geliştirme sahasında avlanmak yasak olmasına rağmen kaçak avcılık yapılmaktadır.Erst durch Jäger in der Jagdzeit erlegtes Wild wird durch den Jagdausübungsberechtigten angeeignet.
Kişi yurtdışında yaşıyorsa veya yabancı ise dışişlerine başvurmak gerekir.Lebt die Person im Ausland oder ist sie Ausländer, so ist das Auswärtige Amt für den Vorschlag zuständig.
"İmparatorluğun Yaban Domuzu" anlamına gelir.Ich bin das perverse Schwein“ zum Ausdruck kommen.
Tetlin Milli Yaban hayatı Sığınağı (kısmen) Wrangell-St.Die größte Wilderness Area (Wrangell-St.
Bazı makaleleri yabancı dergilerde yayımlandı.Er veröffentlichte viele Artikel in ausländischen Zeitschriften.
Yabancı ülkelere dostluk ziyaretlerinde bulundu.Ihre Veranstaltungen wurden eifrig von ausländischen Diplomaten besucht.
Zamanında kervansarayın misafirleri özellikle yabancı tüccarlarmış.Die zahlreichen Kaufleute wären oftmals in der Fremde unterwegs.
Bunun sonucu olarak insan kendi doğasına yabancılaşır.Letztendlich entfremde sich der Mensch von sich selbst.
Adonis avlanırken bir yaban domuzunun saldırısına uğrayarak ölür.Der von einem wilden Eber tödlich verwundete Adonis wird hereingetragen.
Romanın başkahramanı Temur, 12 yıllık sürgünden yeni dönen annesine karşı yabancılaşmıştır.Die Herzogin wirft tiefe Blicke, die schließlich von dem 13-Jährigen schüchtern erwidert werden.
Daha sonra "Yabancılarla Dayanışma" adı altında bir yardım fonu oluşturdu.Später gründete er den Hilfsfonds „Ausländersolidarität“.
En son yabani olarak yaşayanların 2000 yıl evvel yok olduğu tahmin edilir.Sein größter Traum ist es, den Naturgott Pan zu finden, der vor 2000 Jahren verschwunden ist.
Yabancılar silahları arabadan çıkartır çıkartmaz da tutuklanacaklardır.Der Schaft der Waffe kann abgeklappt und an der Waffe arretiert werden.
Kendi ailemleyken bile biraz yabancı hissedebiliyorum.Wenn mein geistliches Zuhause mir fremd wird.
Bu ismi almasının sebebinin, yaban güvercinlerinin göç yolu üzerinde bulunması olduğu rivayet edilir.Der Name leitet sich von der Tatsache ab, dass ihre süßen Trauben die Wespen anlocken.
Florida'da yaban domuzunda da görülür.Auch in Finnland wanderten Wildschweine wieder ein.
Felsefedeki bu yeni düşünme tarzı, tıpkı yabancı bir dili yeni öğreniyormuş gibi öğrenilmeliydi.Viele meinen daher, diese Art zu denken müsse erlernt werden wie eine fremde Sprache.
Bir yıl süre ile İngiltere’de yabancı dil ve mesleki eğitim aldı.Darauf folgte eine einjährige sprachliche und kaufmännische Ausbildung in England.
Hükümet yabancıların ülkeye girişini sınırlandırmıştır.Die Regierung ließ ausländische Helfer ins Land.
Bir gece dersten çıkarken bir yabancıya çarpmış ve tanışıp aşık olmuştur.Nach einiger Zeit der Ziellosigkeit lernte er eine Frau kennen und lieben.
Brezilyalı Aílton, 2004'te ödülü kazanan ilk yabancı futbolcu oldu.Der erste ausländische Titelträger war 2004 der Brasilianer Aílton.
Saldırılarda ölenler arasında Lübnan'da bulunan yabancılar da bulunuyordu.Sie erinnern an die seitdem in anderen Konflikten getöteten Angehörigen der Streitkräfte aus Lancaster.
Yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilmektedir.Es wird auch von weißen und ausländischen Besuchern aufgesucht.
Köyde kuşburnu ve ahlet(yaban armudu) bol miktarda bulunur.Eine Vielzahl von Gotteshäusern und Betsälen gibt Zeugnis davon.
Biyoherbisit yabani otlar için biyolojik temelli bir denetim aracıdır.Wildbiologische Untersuchungen liegen beispielsweise für die Wildkatze vor.
Afrika yaban eşeğinin evcil eşeğin (Equus asinus) yabani atası olduğu düşünülmektedir.Der Afrikanischen (Wild-) Esel (Equus asinus syn.
Yabancı meslektaşları onun bilgisini öven konuşmalar yaptılar.Gespräche mit Fachkollegen ernüchtern ihn bald.
Bu ürünlerin çoğu yabancı ülkelere sadır oluyor.Diese drei Branchen sind mehrheitlich in ausländischen Händen.
Bunun yanı sıra ikinci yabancı dil öğrenimi de zorunludur.Während des Studiums muss außerdem eine weitere Fremdsprache erlernt werden.
Wehrmacht Yabancı Gönüllüleri 1941-45.Verbrechen der Wehrmacht 1941–1945.
Gece Nöbetçileri'nin yeni Lord Kumandanı olan Jon Snow, Yabanıllar ile birlikte anlaşma yapar.Jon Schnee, nun Lord Kommandant der Nachtwache, ist von allen Seiten Bedrohungen und Gefahren ausgesetzt.
Le Monde'un Yüzyılın 100 Kitabı listesi Vikisöz'de Yabancı (Albert Camus romanı) ile ilgili sözler mevcuttur.Die 100 Bücher des Jahrhunderts von Le Monde englisch Lolita.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod