Ana içeriğe geç
Sözlük

yaba ile cümle

yaba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ona yalnız RAB yol gösterdi, Yanında yabancı ilah yoktu.Yahweh alone led him. There was no foreign god with him.
Yabancı ilahlarla Tanrıyı kıskandırıp İğrençlikleriyle Onu öfkelendirdiler.They moved him to jealousy with strange gods. They provoked him to anger with abominations.
Beerotlular Gittayime kaçmışlardı. Yabancı olan bu halk bugün de orada gurbette yaşıyor.-and the Beerothites fled to Gittaim, and have lived as foreigners there until this day).
Yabancılar bana boyun eğiyor, Duyar duymaz sözümü dinliyorlar.The foreigners will submit themselves to me. As soon as they hear of me, they will obey me.
Yabancıların betleri benizleri attı, Titreyerek çıkıyorlar kalelerinden. metin ‹‹Silah kuşanarak››.The foreigners will fade away, and will come trembling out of their close places.
İlahlarına buhur yakıp kurban kesen bütün yabancı karıları için de aynı şeyleri yaptı.So he did for all his foreign wives, who burnt incense and sacrificed to their gods.
O zaman bir avuç insandınız, Sayıca az ve ülkeye yabancıydınız.when you were but a few men in number, yes, very few, and foreigners were in it.
Bunların hepsi yabancı kadınlarla evlenmişti. Bazılarının bu kadınlardan çocukları da vardı.All these had taken foreign wives; and some of them had wives by whom they had children.
Yıkıma, açlığa gülüp geçecek, Yabanıl hayvanlardan ürkmeyeceksin.At destruction and famine you shall laugh, neither shall you be afraid of the animals of the earth.
Otu olan yaban eşeği anırır mı, Yemi olan öküz böğürür mü?Does the wild donkey bray when he has grass? Or does the ox low over his fodder?
Ne zaman yaban eşeği insan doğurursa, Aptal da o zaman sağduyulu olur.An empty-headed man becomes wise when a man is born as a wild donkey's colt.
O atalar ki, ülke yalnız onlara verilmişti, Aralarına henüz yabancı girmemişti.to whom alone the land was given, and no stranger passed among them):
‹‹Kardeşlerimi benden uzaklaştırdı, Tanıdıklarım bana büsbütün yabancılaştı."He has put my brothers far from me. My acquaintances are wholly estranged from me.
Evimdeki konuklarla hizmetçiler Beni yabancı sayıyor, Garip oldum gözlerinde.Those who dwell in my house, and my maids, count me for a stranger. I am an alien in their sight.
-Hiçbir yabancı geceyi sokakta geçirmezdi, Çünkü kapım her zaman yolculara açıktı-(the foreigner has not lodged in the street, but I have opened my doors to the traveler);
‹‹Kim yaban eşeğini başı boş gönderdi, Kim bağlarını çözdü?"Who has set the wild donkey free? Or who has loosened the bonds of the swift donkey,
‹‹Yaban öküzü sana kulluk etmek ister mi? Geceyi senin yemliğinin yanında geçirir mi?"Will the wild ox be content to serve you? Or will he stay by your feeding trough?
Ayak altında ezilebileceklerini, Yabanıl hayvanlarca çiğnenebileceklerini düşünmez.and forgets that the foot may crush them, or that the wild animal may trample them.
Tepeler ürünlerini ona getirir, Bütün yabanıl hayvanlar yanında oynaşır.Surely the mountains produce food for him, where all the animals of the field play.
Davarları, sığırları, Yabanıl hayvanları,All sheep and cattle, yes, and the animals of the field,
Duyar duymaz sözümü dinlediler, Yabancılar bana yaltaklandılar.As soon as they hear of me they shall obey me. The foreigners shall submit themselves to me.
Yabancıların betleri benizleri attı, Titreyerek çıktılar kalelerinden.The foreigners shall fade away, and shall come trembling out of their close places.
Kurtar beni aslanın ağzından, Yaban öküzlerinin boynuzundan. Yanıt ver bana!Save me from the lion's mouth! Yes, from the horns of the wild oxen, you have answered me.
Lübnanı buzağı gibi, Siryon Dağını yabanıl öküz yavrusu gibi sıçratır.He makes them also to skip like a calf; Lebanon and Sirion like a young, wild ox.
Eğer Tanrımızın adını unutsaydık, Yabancı bir ilaha ellerimizi açsaydık,If we have forgotten the name of our God, or spread forth our hands to a strange god;
Dağlardaki bütün kuşları korurum, Kırlardaki bütün yabanıl hayvanlar benimdir.I know all the birds of the mountains. The wild animals of the field are mine.
Kardeşlerime yabancı, Annemin öz oğullarına uzak kaldım.I have become a stranger to my brothers, an alien to my mother's children.
Asmalarını doluyla, Yabanıl incir ağaçlarını iri dolu taneleriyle yok etti.He destroyed their vines with hail, their sycamore fig trees with frost.
Orman domuzları onu yoluyor, Yabanıl hayvanlar onunla besleniyor.The boar out of the wood ravages it. The wild animals of the field feed on it.
Aranızda yabancı ilah olmasın, Başka bir ilaha tapmayın!There shall be no strange god in you, neither shall you worship any foreign god.
Beni yaban öküzü kadar güçlü kıldın, Taze zeytinyağını başıma döktün.But you have exalted my horn like that of the wild ox. I am anointed with fresh oil.
Bütün kır hayvanlarını suvarır, Yaban eşeklerinin susuzluğunu giderirler.They give drink to every animal of the field. The wild donkeys quench their thirst.
O zaman bir avuç insandılar, Sayıca az ve ülkeye yabancıydılar.when they were but a few men in number, yes, very few, and foreigners in it.
Bütün malları tefecinin ağına düşsün, Emeğini yabancılar yağmalasın!Let the creditor seize all that he has. Let strangers plunder the fruit of his labor.
İsrail Mısırdan çıktığında, Yakupun soyu yabancı dil konuşan bir halktan ayrıldığında,When Israel went forth out of Egypt, the house of Jacob from a people of foreign language;
Yabanıl ve evcil hayvanlar, Sürüngenler, uçan kuşlar,wild animals and all livestock; small creatures and flying birds;
Varını yoğunu yer bitirir yabancılar, Emeğin başka birinin evini bayındır kılar.lest strangers feast on your wealth, and your labors enrich another man's house.
Yalnız senin olsun onlar, Paylaşma yabancılarla.Let them be for yourself alone, not for strangers with you.
Seni kendi ağzın değil, başkaları övsün, Kendi dudakların değil, yabancı övsün.Let another man praise you, and not your own mouth; a stranger, and not your own lips.
Tanımadığı birine kefil olanın giysisini al; Bir yabancı için yapıyorsa bunu, Giysisini rehin tut.Take his garment when he puts up collateral for a stranger. Hold it for a wayward woman!
Yaprakları solmuş yabanıl fıstık ağacına, Susuz bahçeye döneceksiniz.For you shall be as an oak whose leaf fades, and as a garden that has no water.
Öyle olsun, o zaman RAB bu halka yabancı dudaklarla, anlaşılmaz bir dille seslenecek.But he will speak to this nation with stammering lips and in another language;
Arabistan krallarına, çölde yaşayan yabancı halkın krallarına;and all the kings of Arabia, and all the kings of the mixed people who dwell in the wilderness;
Kaçın, canınızı kurtarın! Çölde yaban eşeğifö gibi koşun! ağacı››.Flee, save your lives, and be like the heath in the wilderness.
Mülkümüz yabancılara geçti, Evlerimiz ellere.Our inheritance is turned to strangers, Our houses to aliens.
‹‹ ‹Kocasının yerine yabancıları yeğleyen, zina eden bir kadındın!A wife who commits adultery! who takes strangers instead of her husband!
Petrusun, ‹‹Yabancılardan›› demesi üzerine İsa, ‹‹O halde oğullar muaftır›› dedi.Peter said to him, "From strangers." Jesus said to him, "Therefore the children are exempt.
Ne zaman seni yabancı görüp içeri aldık, ya da çıplak görüp giydirdik?When did we see you as a stranger, and take you in; or naked, and clothe you?
Tanrıyı yüceltmek için bu yabancıdan başka geri dönen olmadı mı?››Were there none found who returned to give glory to God, except this stranger?"
İsayı görebilmek için önden koşup bir yabanıl incir ağacına tırmandı. Çünkü İsa oradan geçecekti.He ran on ahead, and climbed up into a sycamore tree to see him, for he was to pass that way.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››For you bring certain strange things to our ears. We want to know therefore what these things mean."
Yaptığınız kötülükler yüzünden bir zamanlar düşüncelerinizde Tanrıya yabancı ve düşmandınız.You, being in past times alienated and enemies in your mind in your evil works,
Ülkede doğan için de, aranızda yaşayan yabancı için de aynı kural geçerlidir.››One law shall be to him that is homeborn, and unto the stranger that sojourneth among you.
‹‹Yabancıya haksızlık ve baskı yapmayacaksınız. Çünkü siz de Mısırda yabancıydınız.Thou shalt neither vex a stranger, nor oppress him: for ye were strangers in the land of Egypt.
Ülkede yetişen ürünler kendi hayvanlarınızı da yabanıl hayvanları da doyuracak.› ››And for thy cattle, and for the beast that are in thy land, shall all the increase thereof be meat.
Size de aranızda yaşayan yabancıya da aynı yasalar ve kurallar uygulanacak.› ››One law and one manner shall be for you, and for the stranger that sojourneth with you.
Yabancıya kefil olan mutlaka zarar görür, Kefaletten kaçınan güvenlik içinde yaşar.He that is surety for a stranger shall smart for it: and he that hateth suretiship is sure.
Tek başına dolaşan yaban eşeği gibi Asura gittiler, Efrayim ücretli oynaşlar tuttu.For they are gone up to Assyria, a wild ass alone by himself: Ephraim hath hired lovers.
Biz onu yabancılardan birine indirseydik de,Had We revealed it to a man of obscure tongue
Araba yabancı söz mü (geliyor)?"A foreign tongue and an Arab (audience)?"
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod