ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Onu yapmana izin veremem.I can't allow you to do that.
Onu yapmaman için çok sayıda sebepler var.There are a good many reasons why you shouldn't do it.
Onu yapmaman için çok sayıda nedenler var.There are a good many reasons why you shouldn't do it.
Onu yaptığın için seni suçlamıyorum.I don't blame you for doing that.
Yapmamı söylediğin her şeyi yapacağım.I'll do everything you tell me to do.
Bunu kolayca yapabilirsin.You can do this with ease.
Tekrarlama senin bir şey hatırlamana yardım eder.Repetition helps you remember something.
Sakız ayakkabımın tabanına yapıştı.Gum got stuck to the bottom of my shoe.
Onursuzca yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.I would rather die than live in dishonor.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın hava iyi olacak.Judging from the look of the sky, it will be fine tomorrow.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa her an yağmur yağabilir.Judging from the look of the sky, it may rain at any moment.
Gökyüzünün görünüşüne bakılırsa yarın kar yağabilir.Judging from the look of the sky, we may have snow tomorrow.
Gökyüzünün görüntüsüne bakılırsa kar yağacak.Judging from the look of the sky, it is going to snow.
Gökyüzüne bakılırsa yakında yağmur yağacak.Judging from the sky, it will rain soon.
Gökyüzünün görünüşünden bu gece yağmur yağabilir.From the look of the sky, it may begin to snow tonight.
Açlık çocuğu yazar kasadan para çalmak için zorladı.Hunger compelled the boy to steal money from the cash register.
Midem açlıktan yapıştı.My stomach is clenched with hunger.
Havaalanı çok yakın.The airport is close at hand.
Havaalanının yanında bir oteli tercih ederim.I prefer a hotel by the airport.
Havaalanında yüzlerce taksi vardı,hepsi iş için çığırtkanlık yapıyorlardı.There were hundreds of taxis at the airport, all touting for business.
O, havaalanına vardıktan sonra karısı ile bir telefon görüşmesi yaptı.Upon arriving at the airport, he made a phonecall to his wife.
Havasız yaşamak imkansızdır.To live without air is impossible.
Hava, yaşamak için vazgeçilmezdir.Air is indispensable to life.
Eğer hava ve su olmasaydı, yaşayamazdık.If it were not for air and water, we could not live.
Hava ve su olmasa, hiçbir şey yaşayamazdı.Without air and water, nothing could live.
Eğer hava olmasa dünyada yaşayamayız.If it were not for air, we could not live on the earth.
Hava olmasaydı dünyada yaşayamazdık.If it were not for air, we could not live on the earth.
Hava boşalırken balon yavaşça indi.The balloon descended gradually as the air came out.
Hava olmasa hiçbir yaratık yaşayamaz.Were it not for air, no creatures could live.
Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.No living thing could live without air.
Havasız hiçbir şey yaşayamazdı.Without air, nothing could live.
Hava olmasa hiçbir şey yaşayamaz.But for air, nothing could live.
Havasız yaşayamayacağımız açıktır.It is clear that we cannot live without air.
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.If there were no air, man could not live even ten minutes.
Hava olmasa yaşayamayız.If it were not for air, we could not live.
Ayda havasız rüzgar ya da ses olmayabilir.Without air there can be no wind or sound on the moon.
Bir yarasa gökyüzünde bir kelebek gibi uçuyor.A bat flying in the sky looks like a butterfly.
Gökyüzü yavaş yavaş bulutlandı.The sky has gradually clouded over.
Gökyüzü yavaşça bulutlandı.The sky has gradually clouded over.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
Acemi bir muhabir olarak görevini iyi yapıyorsun.You are doing well for a cub reporter.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındı.Cares and worries were pervasive in her mind.
Endişeler ve üzüntüler onun aklında yaygındılar.Cares and worries were pervasive in her mind.
Zorluk zamanlarında bize yardımcı olur.It helps us in times of difficulty.
Biz ödemeyi banka transferiyle yapacağız.We will make the payment by bank transfer.
Bir banka arıyorum. Buraya yakın bir tane var mı?I'm looking for a bank. Is there one near here?
Bankanın yanında eski bir arkadaşa rastladım.I ran across an old friend near the bank.
Lütfen parayı bir bankaya yatır.Please deposit the money in a bank.
Bankaya para yatırdığında, onu biriktirirsin.When you put money in the bank, you deposit it.
Bankaya 1,000 dolar yatırdım.I made a deposit of $1,000 at the bank.
Cumaya kadar el yazmasını tamamlayabilir misiniz?Can you manage to complete the manuscript by Friday?
O para kazanmak için her şeyi yapacak.He will do anything to make money.
Asit metali yaktı.The acid burned the metal.
Para sevgisi bütün erkekler için yaygındır.Love of money is common to all men.
Zengin tüccar çocuğu evlatlık aldı ve onu mirasçısı yaptı.The rich merchant adopted the boy and made him his heir.
Zengin olsam fakirlere yardım ederim.Were I rich, I would help the poor.
O zengin ve bir dilenci gibi yaşıyor.He is rich yet he lives like a beggar.
Ödünç vermek ya da ödünç almak istemiyorum.I don't want to lend or borrow.
Ben sana parayı yarın vereceğim.I will give you the money tomorrow.
Yanımda biraz param var.I have some money with me.

İlgili Sayfalar