ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bilgisayarımı çalıştıramıyorum. Ne yapmam lazım?I can't start up my computer. What am I supposed to do?
Onu bu kadar sinirlendiren şey konusunda yanılıyorsun.You are mistaken as to what makes him so nervous.
Onu niçin yapmamam gerektiğini anlamıyorum.I don't see why I should not do that.
Onu ne için yapıyorsun?What are you doing that for?
Ne yapacağımı bilmediğim için yardım istedim.Not knowing what to do, I asked for help.
Ne yapacağımı bilmediğim için polisi aradım.Not knowing what to do, I telephoned the police.
Ne yaptıysam onun telefon numarasını hatırlayamıyorum.I can't for the life of me remember her phone number.
Ne yaparsam yapayım onun adresini hatırlayamıyorum.I can't for the life of me remember her address.
Ben sadece bir alışkanlık yaratıcısıyım, sanırım.I'm just a creature of habit, I guess.
Ne pahasına olursa olsun Amerika'da yaşamak istiyorum.At all costs, I want to live in America.
Nasıl oldu da böyle bir hatayı yaptın?How come you made such a mistake?
Nasıl o kadar pasif olabilirsin? Neden misilleme yapmıyorsun?How can you be so passive? Why don't you retaliate?
Bana seni öyle depresif yapan şeyi söyle.Tell me what makes you so depressed.
Bu yanlış anlama nasıl ortaya çıktı?How did this misunderstanding ever arise?
Ne yapacağım konusunda bir fikrim yoktu.I had no idea what to do.
Niçin tavsiyemi yapmadın?Why didn't you follow my advice?
Onun gibi aptalca bir şeyi sana yaptıran nedir?What made you do a silly thing like that?
Onlar sana niçin yaşamak için İngilizce öğrenmek zorundasın diyorlar?Why do they say you have to learn English to survive?
Ne yapacağını bilmediği için, sessiz kaldı.Not knowing what to do, she remained silent.
Sorun nedir? Yardım edebilir miyim?What's the trouble? Can I be of any help?
Ev ödevime yardım et, lütfen.Help me with my homework, please.
Yalvarırım affet beni.I beg you forgive me.
Kırmızı biber dilimi yaktı.The chili burnt my tongue.
Dikkatli dinlemen için sana yalvarıyorum.I beg of you to listen carefully.
Lütfen bana bir iyilik yapar mısın?Would you please do me a favor?
Lütfen beni yalnız bırak.Please leave me alone.
Lütfen yarın sabah beni yedide uyandırmayı unutma lütfen.Please remember to wake me up at seven tomorrow morning.
O yalanın nedeni nedir?What is the reason for that lie?
Ben belki size yardımcı olamam.I cannot possibly help you.
Buraya yakın bir tuvalet var mı?Is there a toilet near here?
Almanya İtalya ile ittifak yaptı.Germany made an alliance with Italy.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nın nüfusunun yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Almanya'nın nüfusu Amerika'nınkinin yarısından daha azdır.The population of Germany is less than half that of the United States.
Kapıyı açtım ve yan yana duran iki erkek çocuk gördüm.I opened the door and saw two boys standing side by side.
O, kapıyı açar açmaz yanan bir şeyin kokusunu aldı.The instant he opened the door, he smelt something burning.
Yavaşça kapıya doğru yürü.Walk slowly to the door.
Bir kapı ya kapalı ya da açık olmalı.A door must be either shut or open.
Kapının yanında bir köpek var.There's a dog by the door.
Kapının yanında bir erkek çocuk var.There is a boy near the door.
Kapıya en yakın oturan oğlanı tanıyorum.I know the boy who is sitting closest to the door.
Kapının yanında duran genç benim erkek kardeşimdir.The boy standing by the door is my brother.
Ceketini kapının yanındaki askıya as.Hang your jacket on the hook by the door.
Kapının yanındaki bisiklet benimdir.The bicycle by the door is mine.
Kapı yavaşça açıldı.The door opened slowly.
Çadırı kurmak yarım saatimizi aldı.It took us half an hour to set up the tent.
TV izlemeden önce ödevinizi yapacaksınız.You're to do your homework before you watch TV.
TV izlemeden önce ev ödevini yap.Do your homework before you watch TV.
Televizyon izlemeden önce ödevini yap.Do your homework before you watch TV.
Televizyon seyrettikten sonra, ev ödevimi yapacağım.I'll do my homework after I watch television.
TV açık bırakıp yatmaya gitmesi onun dikkatsizliği.It was careless of him to go to bed with the TV on.
TV günlük yaşamda önemli bir rol oynar.TV plays an important part in everyday life.
Televizyon yaratıcı gücümüzü köreltebilir.Television can dull our creative power.
Televizyon izleyicileri eğlendirmesinin yanı sıra onları aydınlatır.Television enlightens the viewers as well as entertains them.
Televizyon bilgimizi genişletmemize yardımcı olur.Television helps us widen our knowledge.
TV'ye göre, yarın yağmur yağacak.According to the TV, it will rain tomorrow.
Televizyonda gösterilen şey, sanki, toplumun neye benzediğinin bir yansımasıdır.What is shown on television is, as it were, a reflection of what society is like.
Bir TV olmadan yapamayız, değil mi?We can do without a television, can't we?
Şirket televizyonda yeni bir araba tanıtımı yapıyor.The company is promoting a new car on TV.
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
Ama o gelmezse ne yapacaksın?But what will you do if he doesn't come?

İlgili Sayfalar