Ana içeriğe geç
Sözlük

ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yapılacak az şey var.Little remains to be done.
Yapılacak çok az şey olması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at there being so little to do.
Onu yapmanın birçok yolu var.There are a lot of ways of doing it.
Onu nasıl yapacağımı bana göster, lütfen.Show me how to do it, please.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Eğer varsa yapılmamış olarak bıraktıklarını yap.Do what you have left undone, if anything.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Yapacak çok şey olduğu için, depresyona girdim.Having much to do, I felt depressed.
Ona yapmamasını söylememe rağmen o düşüncesine yapışmış.He stuck to his opinion though I told him not to.
Onu yapmayın! İlaç deposunda bir bilgisayar var.Don't do that!!! There's a computer at the drug store.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Sonunda kar yağışı durdu ve hava ısındı.It has finally stopped snowing and has warmed up.
Sonunda yağmur durdu.The rain stopped at last.
Sonunda James Bond bir aktör olarak onu yaptı.At last, James Bond made it as an actor.
Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma.Do to others as you would be done by.
Eğer denerseniz, yapabilirsiniz.You can do it if you try.
Deneyinceye kadar ne yapabileceğini bilemezsin.You never know what you can do till you try.
Yanıktan kabarcıklar aldım.I got blisters from the burn.
Yanmış parmağı akan suda soğut.Cool the burned finger in running water.
Umutsuz insanlar çoğu kez korkunç şeyler yaparlar.Desperate men often do desperate things.
Umarım yakında hava açar.I hope it will clear up soon.
Çok geçmeden yağmur yağabilir.It may rain soon.
Yavaş yavaş parti sona erdi ve herkes eve gitti.By and by the party ended and everyone went home.
Daha iyisini bilecek kadar yeterince yaşlısın.You're old enough to know better.
Daha dikkatli sür yoksa kaza yapacaksın.Drive more carefully, or you will have an accident.
Daha dikkatli ol, yoksa hata yapacaksın..Be more careful, or you will make mistakes.
Daha yavaş konuşun.Speak more slowly.
Meseleleri daha geniş bir temelde yargılamalıyız.We should judge matters on a broader basis.
Yapacak daha fazla iş oluncaya kadar o, işten kovuldu.He was laid off until there was more work to do.
Daha erken yazmadığım için lütfen beni affet.Please forgive me for not having written sooner.
O beni kısa sürede ona yazmamakla suçladı.She accused me of not writing to her sooner.
Size kısa sürede e-posta yazmadığım için üzgünüm.Sorry I didn't e-mail you sooner.
Daha fazla zamanım olsaydı sana yazardım.If I had had more time, I would have written to you.
Daha fazla zamanım olsaydı daha iyi yapabilirdim.I could have done better if I had had more time.
Daha fazla zamanım olsaydı, daha uzun bir mektup yazardım.I would have written a longer letter if I'd had more time.
Bana yakın gel.Come closer to me.
Bana yaklaş.Come closer to me.
Daha yakına gel ve bu resme bir göz at.Come closer and have a good look at this picture.
Biraz daha egzersiz yapacağım.I'm going to get more exercise.
Daha ucuz bir yayınınız var mı?Haven't you got a cheaper edition?
Daha yavaş konuşmaz mısın?Won't you speak more slowly?
O, bana daha yavaş konuşmamı rica etti.He asked me to speak more slowly.
Daha yavaş yürüyün.Walk more slowly.
Daha yavaş sürer misin?Could you drive more slowly?
Daha yavaş yemelisin.You ought to eat more slowly.
Daha yavaş sür yoksa ceza yersin.Drive more slowly, or you'll get a ticket.
Lütfen daha yavaş konuşabilir misin?Could you speak more slowly, please?
Peynir sütten yapılır.Cheese is made from milk.
Tabii ki yaşam tarzımız Amerika'dan farklı.Of course our lifestyle is different from America.
Tabii ki, elimizden geleni yapmalıyız.Of course, we must do our best.
Sana yardım edeceğim, elbette.I will help you, of course.
Bir hayalet görsen ne yaparsın?What would you do if you saw a ghost?
Yarın hava güzel olursa dışarı çıkacağım.I will go out if it is fine tomorrow.
Yarın hava güneşli olursa, pikniğe gideriz.If it is sunny tomorrow, we will go on a picnic.
Eğer yarın çok kar yağarsa, bir kardan adam yapalım.If it snows much tomorrow, let's make a snowman.
Yarın hava güzel olursa,basketbol oynayacağızIf it is fine tomorrow, we will play baseball.
Yarın hava güzel olursa beyzbol oynayacağız.If it is fine tomorrow, we will play baseball.
Eğer yarın güzel bir gün olursa pikniğe gideriz.If it's a nice day tomorrow, we'll go on a picnic.
Yarın yağmur yağarsa evde kalacağım.If it rains tomorrow, I'll stay at home.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod