ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
TV ve radyo ile haber iletişimi artık çok yaygın.The communication of news by TV and radio is very common now.
Radyoya göre, yarın kar yağacak.According to the radio, it will snow tomorrow.
Radyo haberleri ayrıntılı olarak yayınlıyor.The radio broadcast the news in detail.
Rugby yağmurdan dolayı hiç iptal edilmeyen bir spordur.Rugby is a sport which is never called off by rain.
Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.It goes without saying that camels are very useful in the Middle East.
Eğer bir deveye yaklaşırsanız, ısırılmayı göze alırsınız.If you go near a camel, you risk being bitten.
Biz aslanı canlı yakalamak zorundayız.We've got to catch the lion alive.
Aslanlar diğer hayvanları yiyerek yaşarlar.Lions live on other animals.
Eğer sakıncası yoksa bir süre yalnız bırakılmak istiyorum.I'd like to be left alone for a while, if you don't mind.
Tüm yabancı kelimelere bir sözlükte bakman gerekiyor.You should look up all unfamiliar words in a dictionary.
Ben çoğunlukla yarı uykudayım.I'm often half-asleep.
Olgun yansımadan sonra, onların teklifini kabul etmeye karar verdim.After mature reflection, I've decided to accept their offer.
Sık sık gölde paten yapmaya giderdim.I would often go skating on the lake.
Tüm işler ve hiçbir oyun Jack'i sıkıcı bir çocuk yapmaz.All work and no play makes Jack a dull boy.
Çok iyi yapıyorsun. Devam et.You are doing very well. Keep it up.
Avrupa'ya gitmeden önce seni görmek istiyorum.I'd like to see you before I leave for Europe.
Avrupa'ya giden bir arkadaşı yolcu etmek için havaalanına gittim.I've just been to the airport to see off a friend who was leaving for Europe.
Avrupa'ya gitmek yerine Amerika'ya gitmeye karar verdim.Instead of going to Europe, I decided to go to America.
İyi bir koltuk almak için yapmanız gereken tek şey, erken çıkmaktır.All that you have to do to get a good seat is to leave early.
İyi bir mektup yazmanın gerçek sırrı sanki konuşuyormuşsun gibi yazmaktır.The true secret of writing a good letter is to write as if you were talking.
İyi bir iş yapmak istiyorsanız, uygun araçları kullanmalısınız.If you want to do good work, you should use the proper tools.
İyi çitler iyi komşular yapar.Good fences make good neighbors.
İyi İngilizce yazma, çok fazla pratik gerektirir.To write good English requires a lot of practice.
Yavaş yavaş yürüyün.Walk slowly.
Yan gelip yatarsan ve dinlenirsen çok daha iyi hissedersin.If you sit back and rest, you will feel much better.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Acele etme. Alışveriş yapmak için bütün öğleden sonramız var.Take your time. We have all afternoon to shop.
Yavaş yavaş çalış.Work slowly.
Yavaş çalış, ve hatalar yapma.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş çalışırsan, hatalar yapmazsın.Work slowly, and you won't make mistakes.
Yavaş yavaş sür.Drive slowly.
Yavaş yavaş ve net bir şekilde konuşun.Speak slowly and clearly.
Yavaş ve istikrarlı yarışı kazanır.Slow and steady wins the race.
Yavaş konuşma o adamın özelliğidir.Slow speech is characteristic of that man.
Karısının ikinci kuzeni Yahudi yargı meclisinin üyesiydi.His wife's second cousin was a member of the Jewish ruling council.
Dün gece beş yangın vardı.There were five fires last night.
Dün gece bu şehirde bir yangın vardı.There was a fire in this city last night.
Yuji arkadaşına yaz tatilindeki macerası hakkında bir hikaye anlattı.Yuji told his friend a story about his adventure during the summer vacation.
Yapacak çok ev ödevim var.I have a lot of homework to do.
Daha yapılacak çok iş var.Much still remains to be done.
Yaptığın bir şeyde elinden geleni yap.Do your best in anything you do.
Yapılacak az şey var.Little remains to be done.
Yapılacak çok az şey olması beni hayal kırıklığına uğrattı.I was disappointed at there being so little to do.
Onu yapmanın birçok yolu var.There are a lot of ways of doing it.
Onu nasıl yapacağımı bana göster, lütfen.Show me how to do it, please.
Onun nasıl yapılacağını bana gösterin, lütfen.Show me how to do it, please.
Eğer varsa yapılmamış olarak bıraktıklarını yap.Do what you have left undone, if anything.
Açıkçası, yapmak istediğim her şeyi yapmak için zamanım yoktu.I simply haven't the time to do everything I want to do.
Yapacak çok şey olduğu için, depresyona girdim.Having much to do, I felt depressed.
Ona yapmamasını söylememe rağmen o düşüncesine yapışmış.He stuck to his opinion though I told him not to.
Onu yapmayın! İlaç deposunda bir bilgisayar var.Don't do that!!! There's a computer at the drug store.
Onu yapmamanı sana tekrar tekrar söyledim.I've told you over and over again not to do that.
Gerekli arama fikrinden hoşlanmadım, fakat o yapılmalıydı.I disliked the idea of the necessary call, but it had to be done.
Sonunda kar yağışı durdu ve hava ısındı.It has finally stopped snowing and has warmed up.
Sonunda yağmur durdu.The rain stopped at last.
Sonunda James Bond bir aktör olarak onu yaptı.At last, James Bond made it as an actor.
Kendine yapılmasını istemediğini başkalarına yapma.Do to others as you would be done by.
Eğer denerseniz, yapabilirsiniz.You can do it if you try.
Deneyinceye kadar ne yapabileceğini bilemezsin.You never know what you can do till you try.
Yanıktan kabarcıklar aldım.I got blisters from the burn.

İlgili Sayfalar