ya ile cümle
ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
İyi, onlar kötü haber tez yayılır diyorlar.Well, they say bad news travels fast.
Ee, kötü haber tez yayılır derler.Well, they say bad news travels fast.
O, beyaz bir yalandır.It is a white lie.
Onun yaptığında hiçbir kötü niyet yoktu.There was no malice in what he did.
Kötülüğe karşı iyilik yap.Render good for evil.
"Kötü bir soğuk algınlığına yakalandım." "Bu çok kötü""I caught a bad cold." "That's too bad."
Kötü bir soğuk algınlığım vardı, ve daha da kötüsü kar yağmaya başladı.I had a bad cold, and to make matters worse, it began snowing.
Kötü haber çabuk yayılır.Bad news travels fast.
Zarardan yarar sağlamalısın.You should make the best of a bad situation.
Yanlış yaptığınızda hemen özür dilemek zorundasınız.You have to apologize at once when you have done wrong.
Kötü bir soğuk algınlığına yakalandım.I have caught a bad cold.
Sevgi ile tek başına yaşayamazsın.You cannot live by love alone.
Sevgi dolu yaşlı bir çifti izlemek keyifli.It is pleasant to watch a loving old couple.
Yardımseverlik evde başlar.Charity begins at home.
Yuvamızı sevgi ve mutluluk dolu yapacağımızı umuyoruz.We hope we will make our home full of love and happiness.
Aso dağı aktif bir yanardağdır.Mt. Aso is an active volcano.
Yaşlılara saygı göstermeliyiz.We should respect the old.
Biz uygar bir toplumda yaşıyoruz.We live in a civilized society.
Biz erken bir başlangıç yaptık.We got an early start.
Biz hepimiz er ya da geç öleceğiz.We all shall die sooner or later.
Bu eve geçen ay taşındık. Yakında yerleşeceğiz.We moved into this house last month. We will settle down soon.
Herhangi bir açıklama yapılmadan kovulduk.We were ordered away without any explanation.
Yaşadığımız kadar çalışmalıyız.We must work as long as we live.
Biz elimizden geleni yapmalıyız.We should do our best.
Hepimiz şimdiki zamanın yanı sıra geçmişle ve gelecekle bağlandık.All of us are connected with the past and the future as well as the present.
Yazım hatalarına karşı önlem almalıyız.We must guard against mistakes in spelling.
Biz yağmur ormanlarından vazgeçemeyiz.We cannot dispense with the rainforests.
Dünyamız yalnızca evrenin küçük bir parçasıdır.Our world is only a small part of the universe.
Bana ya özgürlük verin ya da ölüm verin!Give me liberty or give me death.
Ben önümüzdeki hafta Avrupa'ya gidiyorum.I'm going to Europe next week.
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.I'll be sixteen years old next month.
Her gün yaklaşık iki saat çalışırım.I study about two hours every day.
Genellikle saat onda yatarım.I usually go to bed at ten.
Onun yardımını istemedim fakat kabul etmek zorunda kaldım.I didn't want his help, but I had to accept it.
Kahvaltıdan sonra biraz iş yaptım ve dışarı çıktım.I did some work after breakfast and went out.
Bir başvuru formu yazdım.I wrote off for an application form.
Yanımda neredeyse hiç param yok.I have almost no money with me.
Nasıl yazacağımı öğreniyorum.I'm learning how to type.
O işte iyi yapma umutlarım var.I have hopes of doing well in that business.
Onu yapmak istemedim.I didn't mean to do that.
Ben Judy'ye bir mektup yazacağım.I will write Judy a letter.
Her zamankinden daha geç yatmaya gittim.I went to bed later than usual.
Kelebekleri bir fileyle yakaladım.I captured butterflies with a net.
Onu fazla mesai yapmaktan muaf tuttum.I exempted her from working overtime.
Bu olumlu fırsattan yararlandım.I availed myself of this favorable opportunity.
Öğretim tarzımın yanlış olduğunu düşünüyor musun?Do you think that my way of teaching is wrong?
Teyzem New York'ta yaşıyor.My aunt lives in New York.
Böyle yapmak için özel bir nedenim yok.I have no particular reason to do so.
Yapacak bir sürü işim var.I have a lot of work to do.
Yarın matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Yarın bir matematik dersimiz olacak.We will have a math class tomorrow.
Biz yatağa gittiğimizde, "iyi geceler" diyoruz.When we go to bed, we say "good night".
Biz araba içinde yaklaşık 100 mil katettik.We covered some 100 miles in the car.
Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.We all try hard to make the grade in life, but only a few succeed.
Senin yardımından endişeliyiz.We are anxious for your help.
Çabalarımız yakında meyvesini verecek.Our efforts will soon bear fruit.
Telefon çaldığında banyo yapıyordum.I was taking a bath when the telephone rang.
Küçük emeklilik maaşıyla yaşamak, onun için zordur.It's hard for him to live on his small pension.
Bana yardım etme zahmetine girdiğiniz için çok naziksiniz.It is kind of you go out of your way to help me.
Yan tarafımda bir ağrı var.I've got a pain in my side.