ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Doktor çocuğun yaralı bacağını sardı.The doctor bandaged the boy's injured leg.
Doktor yaralı çocuğu kurtarmak için çok çalıştı.The doctor tried hard to save the wounded boy.
Doktor yaralarımı sardı.The doctor bound my wounds.
Doktor formda kalmak için biraz spor yapmaya başlamamı tavsiye etti.The doctor advised me to take up some sport to stay in shape.
Doktor bana yatak istirahati verdi.The doctor ordered me a complete rest.
Doktor beni yatağa yatırdı.The doctor had me lying in bed.
Doktor daha fazla egzersiz yapmamı tavsiye etti.The doctor advised me to take more exercise.
Doktor maratona katılmamı yasakladı.The doctor forbade me to take part in the marathon.
Doktor bana yakında iyileşeceğimi söyledi.The doctor told me that I would recover soon.
Doktor yatakta kalmamı buyurdu.The doctor ordered me to stay in bed.
Doktor diyet yapmam için talimat verdi.The doctor instructed me to go on a diet.
Doktor bana diyet yapmam gerektiğini tavsiye etti.The doctor advised me that I should go on a diet.
Doktor elinden geleni yapmasına rağmen hastanın iyileşmesi yavaş gerçekleşti.Though the doctor did his best, the patient's recovery was slow.
Doktor öğleden sonra altı ev görüşmesi yaptı.The doctor made six house calls in the afternoon.
Doktor onun yatakta kalması konusunda ısrar etti.The doctor insisted that he stay in bed.
Doktorun sana tavsiye ettiği gibi yapsan iyi olur.You had better do as the doctor advised you.
Doktorların yapması gereken şey hayatları kurtarmak ve ölüme karşı mücadele etmek.What doctors should do is to save lives and fight against death.
Bir doktorla görüşüp bir enjeksiyon yaptırsan iyi olur.You'd better see a doctor and get a shot.
Doktor gelinceye kadar acı içinde yattı.He lay in agony until the doctor arrived.
Doktor onu yarasını tedavi etti.The doctor treated her injury.
Doktor ona bir tatil yapmasını tavsiye etti.The doctor advised that she take a holiday.
Bir doktor olmak yolculuk sırasında bana çok yardımcı oldu.Being a doctor helped me greatly during the journey.
Ben tıp öğrenimi için Almanya'ya gitmeyi düşünüyorum.I'm thinking of going to Germany to study medicine.
Bir vasiyet yapmadan öldü.He died without having made a will.
Ben yasadışı otopark için 20 dolar para cezasına çarptırıldım.I was fined 20 dollars for illegal parking.
Gerçekten korsan yazılım kullanmamalısın.You really shouldn't use pirated software.
Yıprandıkları zaman giysilerinle ne yaparsın?What do you do with your clothes when they are worn out?
Gıda ve giysiler yaşamın gerekleridir.Food and clothes are necessities of life.
Yabancı bir kültürde yaşamaya uymak genellikle zordur.It is generally hard to adapt to living in a foreign culture.
Yapabilen yapar, yapamayan öğretir.He who can, does. He who cannot, teaches.
Kitap sade bir İngilizce ile yazıldığında senin tarafından bile okunabilir.Written in plain English, the book can be read even by you.
Çoğunlukla anlamlı değişiklikler yapılırsa ben siyasi reformdan yanayım.In the main, I am in favor of political reform if meaningful changes are made.
Kötü cadı adama kötü bir büyü yaptı ve onu bir böceğe çevirdi.The wicked witch cast an evil spell on the man and turned him into an insect.
Hiç kimse seni iradene karşı bir şey yapman için zorlayamaz.No one can force you to do anything against your will.
Kurul sosyal yardımı görüşüyor.The committee is discussing social welfare.
Komite uzun bir oturum yaptı.The committee had a long session.
Her büyük yazar İngilizce ile ilgileniyor gibi görünüyor.Every great writer seems to have been interested in English.
Orada korkunç bir canavar yaşardı.A hideous monster used to live there.
Gece geç saatlere kadar yatmazdım.I used to sit up late at night.
Parkın yanında bir kahve dükkânı vardı.There used to be a coffee shop near the park.
Daha önce o durumda yakalandığım için ne yapacağımı tam olarak biliyordum.Having been caught in that situation before, I knew exactly what to do.
Ben asla bunu tekrar yapmayacağım.I'll never do this again.
Rehberimiz bize otelin yeriyle ilgili yanlış bilgi verdi.Our guide misinformed us about the location of the hotel.
Bütün yapman gereken karanlığa kadar beklemek.All you have to do is wait until dark.
Bütün yapman gereken hava kararana kadar beklemek.All you have to do is wait until dark.
Hava karardı ve daha da kötüsü yağmur yağmaya başladı.It got dark, and what was worse, it began to rain.
Hava kararıyor. Lütfen benim için ışığı yak.It's getting dark. Please turn the light on for me.
Hava iyice kararıyor. Yakında yağmur yağabilir.It is getting darker. It may rain soon.
Karanlıktan sonra yalnız yürüme.Don't walk alone after dark.
Hava karardıktan sonra yalnız yürümeyin.Don't walk alone after dark.
Koyu bulutlar yağmura işaret eder.Dark clouds are a sign of rain.
Kara bulutlar yağmurun belirtisidir.Dark clouds are a sign of rain.
Kara bulutlar yağmur habercisidir.Dark clouds are a sign of rain.
Yatakta kalmalısın.You should stay in bed.
Kolay yaşamak savaşçı ruhu bozdu.Easy living corrupted the warrior spirit.
Bu kitabı ucuz olduğu için değil fakat yararlı olduğu için almanı istiyorum.I want to buy this book not because it is cheap, but because it is useful.
Adresi yanlış belirtilen mektup, ona hiçbir zaman ulaşmadı.Having been wrongly addressed, the letter never reached him.
Yaşlıların ruhları kötü havaya rağmen yüksekti.The senior citizens' spirits were high in spite of the bad weather.
Haksız kazançlar kısa ömürlüdür.Gerçek para yapmanın tek yolu her kuruşu kazanmaktır.Ill-gotten gains are short-lived. The only way to make real money is to earn every penny.
Odaya kötü bir koku yayıldı.A bad smell permeated the room.

İlgili Sayfalar