ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bütün gün çok yağmur yağdı.It rained hard all day.
Ben bütün gün yatakta kalmak zorunda kaldım.I had to stay in bed all day.
Tüm bu işi bir günde yapmayı zor buluyorum.I find it difficult to do all this work in a day.
Yağmurdan kaçarken doluya tutulmak gibi.Out of the frying pan and into the fire.
Bir şey yapmaya karar verdikten sonra ona sadık kalın.Once you have decided to do something, stick to it.
Bir anda iki şey yapamam.I can't do two things at a time.
Bir seferde bir şey yapın.Do one thing at a time.
Bir seferde bir şey yapmaya çalış.Try to do one thing at a time.
Allah aşkına burada ne yapıyorsun?What on earth are you doing here?
Nasıl oldu da bunu yaptın?How in the world did you do it?
Allah aşkına neden yeni yapılmış evini sattın?Why on earth did you sell your newly-built house?
Allah aşkına odamda ne yapıyorsun?What on earth are you doing in my room?
İş mi şimdi bu yaptığın?What's the big idea?
Allah aşkına ne yapıyorsun?What on earth are you doing?
O yaklaşık 10 milyon yen mi?Is it about ten million yen?
Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.You'll be able to speak English better if you practice hard.
Tek başıma yaşamaya başladım.I began living by myself.
Yalnız bırakıldığında bebek ağlamaya başladı.Left alone, the baby began to cry.
Ben yalnız olmaktan hoşlanmam.I dislike being alone.
Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.An old man was at rest under the tree.
Yaşlı bir adam konuşmamıza girdi.An old man broke into our conversation.
Yaşlı bir adam ortaya çıktı.An old man came along.
Bir adam yaklaştı.A man drew near.
Bir kız kalabalığın arasından krala yaklaştı.A girl approached the king from among the crowd.
Küçük çocuk yalnız bırakıldığında yaramazlık etti.The little boy got into mischief when he was left alone.
Yalnız bırakıldığımda, bazen canım ağlamak istiyor.Left alone, I sometimes feel like crying.
Beni yalnız bırak.Leave me alone.
Yalnız yaşamaya alıştım.I got accustomed to living alone.
Yalnız gitmektense evde kalmayı tercih ederim.I'd rather stay home than go alone.
Ben yalnız gideyim.Let me go alone.
Yalnız gitmek istemiyorum.I don't want to go alone.
O onun yalnız gitmesine izin verdi.She allowed him to go alone.
O ona yalnız gitmesi için izin verdi.She allowed him to go alone.
O dağa yalnız tırmanmanın tehlikeli olduğunu düşünüyorum.I think it's dangerous to climb that mountain alone.
Buraya yalnız geldin mi?Did you come here alone?
Elimizden gelenin en iyisini yapmak için birlikte çalışalım.Let's work together to do our best.
Bir hafta boyunca yağmur yağmaya devam etti.It kept raining for a week.
Haftada kaç kez banyo yaparsınız?How often a week do you take a bath?
Bir haftadır grip yüzünden yataktayım.I've been laid up with flu for the last week.
Bir saat önce kar yağışı durdu.It stopped snowing an hour ago.
Lütfen benim için resepsiyonda yaklaşık bir saat bakar mısın?Please cover for me at the reception desk for about one hour.
Önceki gün Narita'ya vardım.I arrived at Narita the day before yesterday.
Evvelsi günden beri yağmur yağıyor ama bu öğleden sonra açabilir.It has been raining since the day before yesterday, but it may clear up this afternoon.
Evvelsi günden beri ara sıra yağmur yağıyor.It has been raining on and off since the day before yesterday.
Evvelsi gün biz Osaka'ya vardık.The day before yesterday we arrived at Osaka.
Her satırı yazın.Write on every other line.
Tek kelimeyle, O işe yaramaz.In a word, she isn't any use.
Yaklaşık 1830 yılında, aile anayurdu Almanya'dan Şikago'ya taşındı.The family moved from their native Germany to Chicago around the year 1830.
Güney Amerika'ya romantik bir yaz tatili geçirmek için gittim.I went to the South Pacific for a summer of romantic adventure.
Bir şey üzerine konsantre olmalısın ve onu iyi yapmayı öğrenmelisin?You should concentrate on one thing and learn to do it well.
Bir şey için onu yapmayı öze alamadım.For one thing, I couldn't afford to do that.
Bana bir iyilik yapar mısın?Would you do me a favor?
Bir şans elde ederek bir kader yaratacaksın.You'll make a fortune by taking a chance.
Doktorlar ve hastaneler tekrar sağlıklı olabilecek insanlara yardım etmelidir.Doctors and hospitals should help the people who can get healthy again.
Doktorlar hasta ya da yaralı kişiye yardım etmeli.Doctors should help the sick or injured person.
Doktor bütün gece hasta yaşlı adamla oturdu.The doctor sat up all night with the sick old man.
Doktorlar her zaman uzun süre yaşamaz.Doctors do not always live long.
Cerrah, ona akciğer ameliyatı yaptı.The surgeon operated on her for lung cancer.
Doktor hastasına biraz ilaç yazdı.The physician prescribed his patient some medicine.
Doktor ona daha fazla egzersiz yapmasını tavsiye etti.The doctor advised him to do more exercise.

İlgili Sayfalar