Yağmur yağdığı için gitmedim.Since it rained, I did not go.
Yağmur pencerelere vuruyordu.The rain was beating against the windows.
Şiddetli yağmur yağmaya başladı.A heavy rain began to fall.
Şiddetli yağmur yağıyordu fakat o arabayla gezmekte ısrar etti.It was raining hard, but she insisted on going for a drive.
Sağnak yağmura rağmen, o dışarı çıkmaya karar verdi.In spite of the heavy rain, he decided to go out.
Çok yağmur yağdı ve dolayısıyla beyzbol maçı iptal edildi.It rained heavily, and consequently the baseball game was called off.
Şiddetli yağmur yağıyor.It is raining hard.
Keşke yağmur dursa.I wish the rain would stop.
Yağmur sona erdi ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It left off raining and we managed to finish our game of tennis.
Yağmur durduğunda beyzbol oynayalım.Let's play baseball when the rain stops.
Yağmur durursa dışarı gidebilirim.I may go out if the rain lets up.
Yağmur durduktan sonra, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğundan dolayı, yürüyüş için dışarı çıktı.Since it stopped raining, he went out for a walk.
Yağmur durduğu için onlar oyuna devam ettiler.The rain being over, they went on with the game.
Bir gökkuşağı belirmeden önce, hemen hemen yağmur durmuştu.Scarcely had the rain stopped before a rainbow appeared.
Keşke yağmur yağmasa.If only it would stop raining!
Yağmur duruncaya kadar bekle.Wait till the rain stops.
Yağmurun durmasını bekleyelim.Let's wait for the rain to stop.
Yağmur durur durmaz eve gideceğiz.We shall leave for home as soon as it stops raining.
Yağmur yüzüme yağıyordu.The rain was falling in my face.
Her zamankinden daha kötü yağmur yağıyor.It is raining worse than ever.
Çok yağmur yağmaya başladı.It began to rain in earnest.
O yağmur korkusuyla pencereyi kapattı.He closed the window for fear of rain.
Yağmur yağmazsa dışarı çıkalım.Let's go out unless it rains.
O kadar çok yağmur yağıyordu ki içerde oynadık.It was raining hard, so we played indoors.
Aşırı derecede yağmur yağıyor.It is raining heavily.
Yağmur çiselemeye başladı.It began to sprinkle.
O kadar şiddetli yağmur yağıyordu ki gidişimizi ertelemek zorunda kaldık.It was raining so hard that we had to put off our departure.
Yağmur henüz durdu, bu yüzden gidelim.The rain just stopped, so let's leave.
Ben sadece yağmurun birkaç saat daha gecikmesini umuyorum.I only hope that the rain holds off for a few hours more.
Her tarafta yağmur yağıyor.The rain is raining all around.
Yağmur durduğunda yürüyüşe çıkarız.When the rain stops, we'll go for a walk.
Yağmur üç gün sürdü.The rain lasted three days.
Tam beş gündür yağmur yağıyor.It has been raining a full five days.
Bu yağmur şiddetlenmeden önce eve gidelim.Let's get home before this rain gets any stronger.
Uzay aracı yakında aya ulaşacak.The space ship will get to the moon soon.
Uzay gemisi mükemmel bir iniş yaptı.The spaceship made a perfect landing.
Uzayda yolculuk yapabileceğimiz zaman geldi.The time has come when we can travel through space.
Sağ tarafınıza yatın.Lie on your right side.
Keşiş ahşap bir kulübede yaşıyordu.The hermit lived in a wooden hut.
İçme suyundaki asit yağmuru insan sağlığını etkiler.Acid rain in drinking water affects human health.
Alkol içtikten sonra sürüş yapmak kabul edilemez bir davranıştır.Driving after drinking alcohol is not acceptable behavior.
Çok fazla içmek hayatınızı bir harabe yapacaktır.Too much drinking will make your life a ruin.
Taşınırken bana yardımcı olur musun?Could you help me when I move?
Şimşek çaktığında köpek yatağın altına saklandı.The dog hid under the bed whenever lightning flashed.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetiştirilir.Rice is grown in rainy regions.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetişir.Rice is grown in rainy regions.
Bir ya da iki gün içinde sana cevap vereceğim.I'll give you an answer in a day or two.
Bir kitap ince, diğeri ise kalın. Kalın olanının yaklaşık 200 sayfası var.One book is thin. The other is thick. The thick one has about 200 pages.
Banyo yaptıktan sonra oldukça tazelenmiş hissediyorum.I feel quite refreshed after taking a bath.
Bazı bebekler bir yaşından önce bile yüzmeyi öğrenirler.Some babies learn to swim even before they are one year old.
İlk treni yakalayabilmek için çabucak yürüdüm.I walked quickly so that I might catch the first train.
Yapılacak en iyi şey bir uzmanın onu onarmasını istemektir.The best thing to do is to ask an expert to repair it.
En iyi yazan çocuk ödülü kazanır.The boy who writes best wins the prize.
En yakın telefon kulübesi nerede?Where is the nearest telephone box?
En yakın seyahat acentası nerededir?Where's the nearest travel agency?
En yakın eczane nerede?Where's the nearest drugstore?
En yakın müze nerede?Where's the nearest museum?
En yakın kütüphane nerededir?Where's the nearest library?
Bana en yakın ankesörlü telefonun nerede olduğunu söyler misiniz?Can you tell me where the nearest pay phone is?