Yağışlı sezon haziran ayında başlar.The rainy season begins in June.
Yağmurlu sezonun ne zaman biteceğini tahmin etmek mümkün değil.There is no telling when the rainy season will be over.
Yağmur yağacak gibi geliyor.It feels like rain.
Yağışlı görünüyor.It looks rainy.
Yağmur gece boyunca sürdü.The rain lasted through the night.
Yağmur elbiselerimi sırılsıklam etti.The rain soaked through my clothes.
Yağmur çiftlik bitkileri üzerinde iyi bir etkiye sahipti.The rain had a good effect on the farm crops.
Ara vermeden bütün gün boyunca yağmur yağıyordu.It was raining all day long without intermission.
Aralıksız yağmur yağdı.It rained nonstop.
Yağmur yağışı durdu.It has stopped raining.
Yağmur kara dönüştü.The rain changed into snow.
Yağmur dört gün sürdü.The rain lasted four days.
Yağmur yağacağını sanmıyorum, ancak her ihtimale karşı bir şemsiye alacağım.I don't think it will rain, but I'll take an umbrella in case it does.
Yağmura rağmen tatilimizden zevk aldık.In spite of the rain, we enjoyed our holiday.
Yakında yağmur duracaktır.It will stop raining soon.
Şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily.
Yağmur bütün gece durmadı.The rain never let up all night.
Yağmur bir hafta sürdü.The rain lasted a week.
Yağmur duracağı yerde arttı.Instead of stopping, the rain increased.
Yağmur henüz durmadı, değil mi?The rain hasn't stopped yet, has it?
Henüz yağmur durdu mu?Has it stopped raining yet?
Her zaman yağmur yağıyor.It is raining all the time.
Yağmur son iki gündür sürüyor.The rain has lasted for the past two days.
Ne zaman yağmur başladı?When did it begin to rain?
Yağmur beş gün sürdü.The rain lasted five days.
Yağmur daha da şiddetli yağdı.The rain fell even harder.
Yağmur bütün gün devam etti.The rain continued all day.
Yağmur miktarı ekinlerin büyümesini etkiler mi?Does the amount of rain affect the growth of crops?
Yağmurlu günler hariç, ben büroya bisikletimle giderimI go to the office by bicycle except on rainy days.
Yağmurlu günler beni depresif yapar.Rainy days make me depressed.
Yağmurlu bir günde en iyisi evde kalmaktır.The best bet on a rainy day is to remain indoors.
Yağmurda yürümek istiyorum.I like to walk in the rain.
Yağmurda dışarı çıkmaktansa evde kalmayı tercih ederim.I would rather stay at home than go out in the rain.
Yağmurda dışarıya çıktığı için soğuk aldı.He caught a chill because he went out in the rain.
Eğer yağmurda bırakırsan, bir bisiklet paslanır.A bicycle will rust if you leave it in the rain.
Canım yağmurda şarkı söylemek istiyor.I feel like singing in the rain.
Yağmur yağması halinde, gitmem.In case it rains, I won't go.
Yağmur yağma ihtimaline karşı ceketini al.Take your coat in case it rains.
Yağmurdan sonra güneş bulutların arasından belirdi.After the rain, the sun emerged from the clouds.
Beyzbol maçını yağmurdan dolayı iptal etmek zorundaydık.We had to call off the baseball game because of the rain.
Yağmur gitmemi engelledi.The rain prevented me from going.
Yağmurdan dolayı dışarı çıkamadım.Because of rain, I could not go out.
Yağmur dışarı çıkmamızı engelledi.The rain kept us from going out.
Yağmur gelmemi engelledi.The rain prevented me from coming.
Yağmur nedeniyle onlar maçı iptal etmek zorunda kaldı.Because of the rain they had to cancel the game.
Yağmurdan dolayı oyunu iptal etmek zorunda kaldık.We had to call off the game because of rain.
Yağmur nedeniyle oyun iptal edildi.We called off the game on account of rain.
Yağmur beyzbol oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing baseball.
Yağmur dan dolayı evde kaldım.I stayed home because of the rain.
Yağmur tenis oyunumuzu bitirmemizi önledi.The rain prevented us from finishing our game of tennis.
Yağmur yüzünden maçı iptal etmek zorunda kaldık.We had to call off the game because of the rain.
Yağmur yürüyüş yapmamızı engelledi.Rain prevented us from taking a walk.
Oyun yağmur yüzünden iptal edildi.The game was called off on account of the rain.
Yağmur dışarıda tenis oynamamızı engelledi.The rain prevented us from playing tennis outside.
Yağmur yüzünden oyun iptal edildi.The baseball game was called off due to rain.
Yağmur onun buraya gelmesini engelledi.The rain prevented him from coming here.
Yağmur, çocukların okul bahçesinde beyzbol oynamalarına engel oldu.The rain prevented the boys from playing baseball on the playground.
Yağmur, pikniğe gitmemize imkan vermedi.The rain made it impossible for us to go on the picnic.
Bahçe yağmurdan sonra harap oldu.The garden was destroyed after the rain.
Yağmurdan sonra, sokakta su birikintileri vardı.After the rain, there were puddles on the street.