ya ile cümle

ya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Televizyon olmadan yaşayamam.I can't live without a TV.
Televizyonsuz yaşayamam.I can't live without a TV.
Onu sen olmadan yapamazdım. Teşekkür ederim.I couldn't have done it without you. Thank you.
Herhangi bir değişiklik yapmam gerekip gerekmediğini bana bildir.Let me know if I need to make any changes.
O sana her ne söylerse yap.Do whatever he tells you.
O sana ne söylerse yap.Do whatever he tells you.
Yaşamın maliyetini büyük ölçüde artırmıştır.The cost of life increased drastically.
Yanımdasın; şimdi her şey iyi.You're by my side; everything's fine now.
Yarın buluşuyor muyuz?We're meeting up tomorrow?
Buraya yakın bir öğrenci yurdu var mı?Is there a youth hostel near here?
Hayat siz diğer planları yapmakla meşgulken size olanlardır.Life is what happens to you while you're busy making other plans.
Yapacak çok fazla şeyler var!There are too many things to do!
At öldüğünden beri o, eyerde yalnız.It's lonely in the saddle since the horse died.
Bir konuşma yapsan ve hiç kimse gelmese ne olur?What if you gave a speech and nobody came?
Biri nerede bir telefon konuşması yapabilir?Where can one make a phone call?
Nasılsın? İyi bir yolculuk yaptın mı?How are you? Did you have a good trip?
Yarım milyon çocuk Nijer'de hâlâ yetersiz beslenme ile karşı karşıyadır.Half a million children still face malnutrition in Niger.
Onların ne düşündüğünü sormayın. Ne yaptığını sorun.Don't ask what they think. Ask what they do.
Siz bir şeyi kanıtlamaya çalışırken, bu onun doğru olduğunu bilmenize yardım eder.When you're trying to prove something, it helps to know it's true.
Yanlış anlaşılabilen herhangi bir şey olacaktır.Anything that can be misunderstood will be.
Tutku acı yaratır.Passion creates suffering.
Paris'te öğretim yapmak istiyorum.I'd like to study in Paris.
Yaratılışçılık, bir sözde-bilimdir.Creationism is a pseudo-science.
Roma bir günde yapılmadı.Rome wasn't built in a day.
Sen yaşamımın büyük aşkısın.You are the great love of my life.
Hesap yapmak herkesin önünde tatmin olmanın kabul edilebilir tek sosyal yoludur.Doing math is the only socially acceptable way to masturbate in public.
Yabancı dilleri çok ilginç buluyorum.I find foreign languages very interesting.
İstediğini yapamadığında, yapabileceğin şeyi yap.When you can't do what you want, you do what you can.
Bunu bilerek yaptın!You did this intentionally!
Aynı anda tırnaklarımı kesip ütü yapamam!I can't cut my nails and do the ironing at the same time!
O senden seks yaşamını anlatmanı istemiyor.He doesn't want you to tell him about your sex life.
Bu yavru penguen çok sevimli.This baby penguin is too cute!
Kabul edelim ki, bu imkansız. Biz onu asla yapmayacağız.Let's face it, it's impossible. We're never gonna make it.
Yatakta para kazanamadığınız sürece, yatakta kalmayınız.Don't stay in bed, unless you can make money in bed.
Yağmur yağıyor.It is raining.
Bugün plaja gitmeyi planlıyordum fakat sonra yağmur yağmaya başladı.I was planning on going to the beach today, but then it started to rain.
Özgürlük her şeyi mümkün olduğu kadar zararsız yapabilmekten oluşur.Liberty consists of being able to make everything as harmless as possible.
Yarın, ben kütüphanede çalışacağım.Tomorrow, I'm going to study at the library.
Ben her gün öğle yemeği yaparım.I make lunch every day.
Denize yakın yaşıyorum. Bu yüzden sık sık plaja giderim.I live near the sea so I often get to go to the beach.
Geçen yıl Londra'ya gittik.We went to London last year.
Biz geçen yıl Londra'ya gittik.We went to London last year.
Yapacak bir şeyiniz yoksa, odanızın tavanına bakın.If you don't have anything to do, look at the ceiling of your room.
Orkestra akort etme sırasında kulak tırmalayan sesler yapar.The orchestra makes discordant noises when tuning up.
Arkadaşım verimli bir yazar olduğumu söylüyor ama aylardır herhangi bir şey yazmadım.My friends say I'm a prolific writer, but I haven't written anything for months.
James derste hatalar yapmaktan ve azarlanmaktan çok korkardı.James had a great fear of making mistakes in class and being reprimanded.
Spenser'in annesi onun yaptığı her küçük hatayı sık sık irdeler.Spenser's mother often scrutinizes him for every small mistake he makes.
Dersler yakında tekrar başlıyor.Classes are starting again soon.
Üzgünüm, yapabileceğimi sanmıyorum.Sorry, I don't think I'm gonna be able to.
Herhangi bir yaşam belirtisi vermememe rağmen hayattayım.I am alive even though I am not giving any sign of life.
Bu dünya için çok yaşlıyım.I am too old for this world.
Yaşam vergi ödeyince başlar.Life begins when you pay taxes.
Yarın dersim var.I have class tomorrow.
Onlar çok fazla gürültü yapıyor. Konsantre olamıyorum.They're making too much noise. I can't concentrate.
Sabah kahvaltısı için gözleme yaptık.We made pancakes for breakfast.
Hapishanedeki yaşam bir hayvanın yaşamından daha kötüdür.Life in prison is worse than the life of an animal.
Ödevimi yapamayacak kadar tembelim.I'm too lazy to do my homework.
Kahretsin, gecenin bir yarısında beni aramaya cesaret eden pislik kim ?!Holy crap, who's the asshole who dares call me in the middle of the night?!
O sadece ilginç bir dizi makale yayınladı.He has just published an interesting series of articles.
Yaşam uzun değil geniştir!Life is not long, it is wide!

İlgili Sayfalar