Yatmaya gitmek zorundayım.I have to go to sleep.
Muiriel şimdi 20 yaşında.Muiriel is 20 now.
Yakında geri döneceğim.I will be back soon.
Kelimeler konusunda ne yapacağımı bilmiyorum.I'm at a loss for words.
Yakında vazgeçebilirim ve onun yerine sadece şekerleme yapabilirim.I may give up soon and just nap instead.
Yalnız olmak istememenin nedeni bu.It's because you don't want to be alone.
Çünkü yalnız kalmak istemiyorsun.It's because you don't want to be alone.
Çalışmanı bölmemek için elimden gelenin en iyisini yapacağım.I'll do my best not to disturb your studying.
Çalışmanı rahatsız etmemek için elimden geleni yapacağım.I'll do my best not to disturb your studying.
Yarın geri döndüğümde onları arayacağım.I'll call them tomorrow when I come back.
Geri döndüğümde onları yarın ararım.I'll call them tomorrow when I come back.
Ben o tür bir hayat yaşayamam.I can't live that kind of life.
Bu ne yazık ki doğrudur.It is unfortunately true.
Öyleyse ne yapmalı?So what?
Ne yani?So what?
Kaç tane yakın arkadaşın var?How many close friends do you have?
Çoğu kişi günlük hayatı hakkında yazı yazar.Most people write about their daily life.
Eğer sana marshmallow gönderebilseydim, Trang, yapabilecektim.If I could send you a marshmallow, Trang, I would.
Onu yapmak için, risk almak zorundasın.In order to do that, you have to take risks.
Bunu yapmak için riskler almak zorundasın.In order to do that, you have to take risks.
Yalnız olan herkes diğer insanlardan korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Yalnız olan her insan başkalarından korktuğu için yalnızdır.Every person who is alone is alone because they are afraid of others.
Sizinle yaşamamın yaşam tarzınızı etkilediğini düşünüyorum.I think my living with you has influenced your way of living.
Onu yapabilirsiniz.You can do it.
Ben yatmaya gitmeliyim.I have to go to bed.
Yatmak zorundayım.I have to go to bed.
Teorik olarak, ben matematik yapıyorum.Theoretically, I'm doing math.
Bilgisayarım bir şey için yararlı olmak zorunda.My computer has got to be useful for something.
Ne yazık, zayıflamaya ihtiyacım yok.It's too bad that I don't need to lose weight.
Artık ne yapacağımı bilmiyorum.I don't know what to do anymore.
Yapacak daha iyi hiçbir şeyim yok.I have nothing better to do.
Bu herhangi birinin yapabileceği bir şey değil.It's not something anyone can do.
Ne yapmakta olduğumu düşünüyorsun?What do you think I've been doing?
Sorun orada yatıyor.Therein lies the problem.
Tüm yapabileceğiniz birbirinize güvenmektir.All you can do is trust one another.
Yapmadığınız bir şey için niçin üzülüyorsunuz?Why are you sorry for something you haven't done?
Resmi yazıyı tamamen küçümsüyorum.I utterly despise formal writing!
Yabancı insanlar benim ilgimi çekiyor.Foreign people intrigue me.
Ne yaparsam yapayım, daha iyi yapabileceğimi söylüyor.Whatever I do, she says I can do better.
Yarın, aya inecek.Tomorrow, he will land on the moon.
Onsuz yaşamayı öğrendim.I learned to live without her.
Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.It's useless to keep on thinking any more.
Sanırım yapmak zorunda olduğumuz her şeyin arkasında yapmak istediğimiz bir şey vardır.I suppose that behind each thing we have to do, there's something we want to do...
Sanırım yapmak zorunda olduğumuz her şeyin arkasında yapmak istediğimiz bir şey var.I suppose that behind each thing we have to do, there's something we want to do...
Bunun niçin işe yaramayacağını sana açıklamak çok fazla zamanımı alır.It would take me too much time to explain to you why it's not going to work.
Bana mı gönderme yapıyorsun?Are you referring to me?
"Çok kibarsın" diye Willie yanıtladı."That's very nice of you," Willie answered.
"Bana yardım ettiğiniz için teşekkür ederim." " Bir şey değil.""Thank you for helping me." "Don't mention it."
"Bana yardım ettiğin için teşekkürler." "Rica ederim.""Thank you for helping me." "Don't mention it."
Yapabileceğim bir şey olup olmadığını bana bildirin.Let me know if there is anything I can do.
Bir Japon asla böyle bir şey yapmaz.A Japanese would never do such a thing.
Eğer bir yanlış görürsen sonra lütfen düzelt.If you see a mistake, then please correct it.
Doksan yıldan fazla yaşamak hiç ender değildir.It is not rare at all to live over ninety years.
Birisi öldüğünde çok yazık.It's a pity when somebody dies.
Tek yararlı cevaplar yeni soruları ortaya atandır.The only useful answers are those that raise new questions.
"Hamlet"'in şimdiye kadar yazılan en ilginç oyun olduğu söylenilmektedir.It is said that "Hamlet" is the most interesting play ever written.
2 ya da 3 yılda Fransızcada uzmanlaşmak oldukça zordur.It's quite difficult to master French in 2 or 3 years.
Televizyon olmadan yaşayamam.I can't live without a TV.
Televizyonsuz yaşayamam.I can't live without a TV.
Onu sen olmadan yapamazdım. Teşekkür ederim.I couldn't have done it without you. Thank you.