Acele et, ve treni yakalayacaksınız.Hurry up, and you'll catch the train.
Yavaş yapabilirsin.You can take your time.
Hatalarla dolu uyduruk biçimde yazılmış bir raporu karalama.Don't dash off a sloppily written report filled with mistakes.
İşlerini aceleyle yaparsan hatalar yaparsın.You make mistakes if you do things in a hurry.
Acele ile yazıldığı için kitabın birçok hatası var.As it was written in haste, the book has many faults.
Aceleyle yazıldığından dolayı, bu mektubun içinde çok hatası var.Having been written in a hurry, this letter has many mistakes in it.
Acele edip hatalar yapmaktansa acele etmemen daha iyidir.It is better to take your time than to hurry and make mistakes.
Acele ettim ve otobüsü yakaladım.I hurried and managed to catch the bus.
Hızlı koşarsan treni yakalayabilirsin.If you run fast, you can catch the train.
Acele ettiğinde, hata yapmak kolaydır.When you're in a hurry, it's easy to make a mistake.
Biraz zaman yaratsak iyi olur.We'd better make some time.
Elimden gelen her konuda size yardım edeceğim.I will help you all I can.
Çok yakında bu molayı sona erdirsek ve işe geri gitsek iyi olur.Pretty soon we'd better wrap up this break and get back to work.
Tatilinde ne yaptın?What did you do on your vacation?
Yürüyüşe çıkmak için tatilden yararlanalım.Let's take advantage of the vacation to go on a hike.
Tatilinizden en iyi şekilde yararlanın.Make the most of your vacation.
Tatiller onun sağlığını iyi yapıyor gibi görünüyor.The holidays seem to be doing her health good.
Sadece sana yardım etmekten memnun olacağım.I'll be only too pleased to help you.
Tatil çok yakında sona erdi.The vacation came to an end all too soon.
Bana tatillerinde ne yaptığını anlat.Tell me what you did on your holidays.
Tatil sırasında hiçbir şey yapmadım.I did nothing during the holidays.
Tatillerde genellikle ne yaparsın?What do you usually do on holidays?
Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.Too long a holiday makes one reluctant to start work again.
Uzun bir süre yazmadığım için lütfen beni affet.Please forgive me for not having written for a long time.
Yamaçta duran bina okulumuzdur.The building which stands on the hillside is our school.
Sigara içmek kesinlikle yasaktır.Smoking is strictly prohibited.
Sigara içmek artık tüm yerli uçak seferlerinde yasaklandı.Smoking is now banned on all domestic plane flights.
Yoshio kutuyu kaldırmama yardım etti.Yoshio helped me lift the box up.
Görevini yapmalısın.You must do your duty.
Açlık hiçbir yasayı tanımaz.Hunger knows no law.
Yağmuru seviyorsun, değil mi?You like rain, don't you?
Yağmurdan hoşlanıyorsun, değil mi?You like rain, don't you?
Yarın okula gideceksin.You'll go to school tomorrow.
Çin tarihi öğrenimi yapıyorsun.You study Chinese history.
Kimya öğrenimi yapıyor musun?Do you study chemistry?
Nazik yardımınız için tekrar teşekkürler.Thank you again for your kind assistance.
Şirketinizle olan mali sorunlarımızı halletmede yardımınızı istirham etmek istiyoruz.We would like to ask your help in clearing up our financial problems with your company.
Bir fiyat indirimi yapabileceğinize inanıyoruz.We believe that you will be able to make a price concession.
Bir muhabir Dr Patterson'la konuşan bir goril olan Koko hakkında görüşme yapıyor.A reporter is interviewing Dr. Patterson about Koko, a talking gorilla.
O, kedi yavrusunu incitti mi?Did she hurt that kitten?
Muhabir: Ona bir kedi yavrusu aldınız mı?Reporter: Did you buy her a kitten?
Düzenli egzersiz yapmaya inanıyorum.I believe in exercising regularly.
Değişiklik olsun diye yürüyüş yapalım.Let's take a walk for a change.
Hasta ve yorgun, o, yatağa erken gitti.Sick and tired, she went to bed early.
Metoroloji dairesi bu gece yağmur yağacağını söylüyor.The weather bureau says it will rain tonight.
Fiyaka yapan kızlardan hoşlanmam.I don't like girls who put on airs.
Bakım onun görünüşünü on yaş büyük yaptı.Care has made her look ten years older.
Bakım onu çabuk yaşlandırdı.Care aged him quickly.
Balon yavaş yavaş indi.The balloon descended slowly.
Cesaretini topla ve yine yap.Take heart and do it again.
Aldırma. Herkes hata yapabilir.Never mind. Anyone can make mistakes.
Arabada eve giderken ertesi gün için planlar yapıyordu.In the car on the way home, he was making plans for the next day.
Evime giderken sağanağa yakalandım.I was caught in shower on my way home.
Geri dönenlerin Japonya'da yaşamaya alışma sorunu var.Returnees have trouble getting used to life in Japan.
Eve dönerken yağmura yakalanmıştım.I was caught in a shower on my way home.
Makine, yağdan tıkanmış.The machine was clogged with grease.
Bana bir şans verirsen onu yapabilirim.I can do it if you give me a chance.
Fırsattan yararlanmalısın.You must take advantage of the opportunity.
Bir aile birini bir makinede yaşatmak için parasının hepsini harcamamalı.A family should not spend all of its money to keep someone alive on a machine.
Ev ödevimi zaten yaptım.I have already done my homework.