Yarışı koştuktan sonra, Jane iki bardak arpa çayı içti.Having run the race, Jane had two glasses of barley tea.
O, yarışta beşinci geldi.He came in fifth in the race.
O, yarışta beşinci oldu.He came in fifth in the race.
Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.Competition is neither good nor evil in itself.
Arz yakında talebi geçecek.Supply will soon overtake demand.
Yazlar Kyoto'da çok sıcaktır.Summers are very hot in Kyoto.
Kyoto'da yaşadığım zamanlarda,müzeyi sıklıkla ziyaret ederim.I would often visit the museum when I lived in Kyoto.
Uzun süredir ilk kez Kyoto'da şiddetli kar yağdı.A heavy snow fell in Kyoto for the first time in ages.
Kyoto'da hem eski hem de modern yapıları görebilirsiniz.In Kyoto, you can see both old and modern buildings.
Ben tam olarak Kyoko'nun nerede yaşadığını bilmiyorum, ama Sannomiya yönünde.I don't know exactly where Kyoko lives, but it's in the direction of Sannomiya.
Lütfen yabanmersini kavanozunu Takako'nun göremeyeceği bir yere sakla.Please hide the blueberry jam where Takako can't see it.
Balık yemek sağlığın için yararlıdır.Eating fish is good for your health.
Balıklar suda yaşar.Fish live in the water.
Balık suyun dışında yaşayamaz.Fish cannot live out of water.
Balık denizde yaşar.Fish live in the sea.
Nasıl balık yakalayacağını sana göstereceğim.I'll show you how to catch fish.
Boğazımda yapışmış bir balık kılçığı var.I got a fish bone stuck in my throat.
Balık bu nehirde yaşamayı bıraktı.Fish have ceased to live in this river.
Balıkçı yakaladığı balığın büyüklüğünü abarttı.The fisherman exaggerated the size of the fish he had caught.
Oturma odasıyla yemek odası yan yanadır.The living room adjoins the dining room.
Geçen yıl bir düşük yaptım.I had a miscarriage last year.
Geçen yıl yaptığımız gibi birlikte dışarı çıkabiliriz.We could go out together like we did last year.
Geçen yıl çok yağmur aldık.We had a lot of rain last year.
Geçen kış epeyce kar yağdı.We had a good deal of snow last winter.
Geçen yaz babamın doğduğu yeri ziyaret ettim.I visited my father's hometown last summer.
O, geçen yaz oraya gitti.She went there last summer.
Geçen yaz, ben bir çiftlikte yarım zamanlı çalıştım.Last summer, I worked part time on the farm.
Geçen Yaz İtalya'ya seyahat ettim.Last summer I traveled to Italy.
Geçen yaz her zaman sabah yürüyüşe çıkardım.Last summer, I always took a walk in the morning.
Geçen yaz epeyce yağmur yağdı.We had a good deal of rain last summer.
Geçen yaz Paris'i ziyaret ettiğimi asla unutmayacağım.I'll never forget visiting Paris last summer.
Geçen yaz ziyaret ettiğim köy, Nagano bölgesi'ndeki küçük bir köydü.The village which I visited last summer was a small one in Nagano Prefecture.
Biz sütten peynir ve tereyağı yaparız.We make milk into cheese and butter.
Süt bana yaramıyor.Milk does not agree with me.
Tereyağ ve peynir sütten yapılır.Milk is made into butter and cheese.
Süt, tere yağına dönüştürülür.Milk is made into butter.
İnek yararlı bir hayvandır.A cow is a useful animal.
Inek, uzun, yeşil çimenlerin arasında çok yavaş hareket ediyordu.The cows were moving very slowly through the long green grass.
İnekler otla yaşar.Cows live on grass.
Eski arkadaşım bana yazdı, yurt dışından dönüşü ile ilgili bilgi verdi.My old friend wrote to me, informing me of his return from abroad.
Maaş yaş ve deneyime göre tespit edilir.The salary is fixed according to age and experience.
Yeteneğine göre ödeme yapılacak.You will be paid according to your ability.
Paula Grayson'a göre, bu insanlara ödeme yapmanın en iyi tolu.This is a better way of paying people, according to Paula Grayson.
Yazıcıya kağıt lazım.The printer needs paper.
Ağlamak işe yaramaz.Crying is of no avail.
Ağlamamış genç bir adam acımasızdır ve gülmeyecek yaşlı bir adam bir aptaldır.The young man who has not wept is a savage, and the old man who will not laugh is a fool.
Cankurtaran başkalarına yardım etmek hiç hazırdır.The lifeguard is ever ready to help others.
İlk yardım ekibi gelinceye kadar dayanmaya çalış.Try to hold on until a rescue team arrives.
Yardım gelmeden saatlerce bekledik.We waited for hours before help arrived.
Yaralılar ambulanslarla en yakın hastaneye götürüldü.The ambulances carried the injured to the nearest hospital.
Tıbbi yardıma ihtiyacım var.I need medical help.
Aniden yağmur yağmaya başladı.Suddenly rain began to fall.
Aniden yağmur yağdı.Suddenly, it rained.
Ansızın büyük yağmur damlaları karanlık gökyüzünden düşmeye başladı.All of a sudden, large drops of rain began falling from the dark sky.
Birden fren yapma.Don't brake suddenly.
Acele edersek, onu yaparız.If we hurry, we'll make it.
Sanırım acele edersek onu yapacağız.I think we'll make it if we hurry.
Acele edersen otobüsü yakalarsın.Hurry up, and you'll catch the bus.
Acele edin, yardım edin.Hurry, help.
Acele et, ve treni yakalayabileceksin.Hurry up, and you will be able to catch the train.