Ana içeriğe geç
Sözlük

yaşlar ile cümle

yaşlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
13-22 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler Gençlik Kliniği Nupoli’den yardım alabilirler.13-22 岁的青年人可前往青年诊所 Nupoli 获取有关麻醉品滥用问题的援助。
13-22 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler Gençlik Kliniği Nupoli’den yardım alabilirler.Unga i åldern 13-22 med missbruksproblem kan få hjälp vid Ungdomspolikliniken Nupoli.
13-23 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler gençlik merkezinden yardım alabilirler.13–23-vuotiaat nuoret, joilla ongelmia päihteiden kanssa, voivat saada apua nuorisoasemalta.
13-23 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler gençlik merkezinden yardım alabilirler.13至23岁的青年人若有麻醉品问题,也可以从青年中心得到帮助。
13-23 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler gençlik merkezinden yardım alabilirler.Los jóvenes de 13–23 años de edad podrán dirigirse en estos casos al Centro Juvenil.
13-23 yaşlarındaki uyuşturucu problemleri olan gençler gençlik merkezinden yardım alabilirler.Unga i åldern 13–23 med missbruksproblem kan få hjälp vid ungdomsstationen.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --제가 약 14-15살 됐었을때 하루는 제형이 어디서 났는지는 모르는데
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --6本組のビールを 持って帰ってきて -どこで手に入れたのか知りませんが-
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Als ich so 14 oder 15 war, kam eines Tages mein Bruder nach Hause und brachte dieses Sixpack Bier mit.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Đến khi tôi 14, 15 tuổi một ngày kia, anh tôi về nhà và mang về 6 chai bia
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Když mi bylo asi 14 nebo 15, přinesl brácha domů šest piv
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Kiedy miałem ok.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Quand j'avais environ 14 ou 15 ans, un jour, mon frère est venu à la maison et il avait ce pack de bière -
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --Toen ik 14 of 15 was, kwam mijn broer op een dag thuis met zes blikjes bier.
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --כשהייתי כבן 14 או 15, יום אחד אחי חזר הביתה והייתה לו שישיית בירות --
14 15 yaşlarındayken bir gün, ağabeyim eve elinde altılı bir bira paketiyle geldi --وعندما بلغت ال ١٤ أو الـ ١٥ عاد أخي إلى البيت ومعه ست زجاجاتٍ من البيرة --
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.그 때 저는 14살이었습니다. 오콜로마네 집에서 논쟁 중이었죠.
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.Aveam vreo 14 ani și dezbăteam împreună la el acasă.
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.Ich war etwa 14, als wir bei ihm zuhause am Streiten waren.
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.Tenía unos 14 años, estábamos en su casa, discutiendo.
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.Мне было где-то 14, когда мы спорили у него дома.
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.كنت بالرابعة عشر من عمري في بيته نتناقش
14 yaşlarımdayken Okuloma'nın evinde tartışıyorduk.読み終えた本から得た知識で 2人共 毛を逆立てていました
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.제가 16살쯤 되었을 때, 저의 어머니는 그곳에 저를 데려갔죠.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Cuando tenía unos 16 años, mi madre me llevó allí.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Mama m-a dus acolo când aveam cam 16 ani.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Má matka mě tam vzala.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Mẹ tôi đã đưa tối đến đó.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Miałam około 16 lat, zabrała mnie tam matka.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Quand j'avais environ 16 ans, ma mère m'a amenée là bas.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Toen ik een jaar of 16 was, nam mijn moeder me er mee naartoe.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Когато навърших 16 години майка ми ме заведе там.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.Тогда мне было 16 лет. Моя мама повезла меня туда.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.כשהייתי בערך בת 16, אימי לקחה אותי לשם.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.عندما كان عمري 16 عاماً، أخذتني أمي إلى هناك.
16 yaşlarındayken, annem beni oraya götürdü.地域奉仕を重視する母が
17–64 yaşları arasındaysanız;är 17–64 år gammal
17–64 yaşları arasındaysanız;olet 17–64-vuotias
17–64 yaşları arasındaysanız;tiene entre 17 y 64 años de edad
17–64 yaşları arasındaysanız;vous avez entre 17 et 64 ans
17–64 yaşları arasındaysanız;вам от 17 до 64 лет
17–64 yaşları arasındaysanız;كان عمرك 17 – 64 سنة
17–64 yaşları arasındaysanız;您的年龄在17-64岁之间;
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlar18–22 år och har bott i Finland i flera år
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlar18–22-vuotias henkilö, joka on asunut Suomessa useita vuosia
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlarSi su edad está comprendida entre los 18 y los 20 años y lleva bastante tiempo viviendo en Finlandia.
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlarune personne âgée de 18 à 22 ans qui vit en Finlande depuis plusieurs années ;
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlarчеловек в возрасте 18–22 лет, проживший в Финляндии несколько лет
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlarالشخص الذي يبلغ 22 عاماً وقد سكن في فنلندا لعدة سنوات.
18–22 yaşlarında, Finlandiya’da uzun süre kalmış olanlar被芬兰公民收养的12至17周岁间的儿童 过去五年在芬兰居住的北欧国家公民
1.83 metre boyundaydı. 80'li yaşlarına kadar yaşadı, ve MS 720 yılında bu anıta gömüldü.Miał 180 cm wzrostu, dożył osiemdziesiątki, a gdy umarł, pochowano go u stóp świątyni w 720 roku naszej ery.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.그래서 제 생각에는 20대 30대에 일어나는 일의 하나는 여러분들이 자신의 행복을 한정짓는 것을 배우기 시작한다는 것입니다.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.A čo sa nám stane, keď máme vyše 20, 30 rokov, je, že sa naučíme chrániť si svoje šťastie.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.A jedna z věcí, které se pak dějí, když je vám dvacet nebo třicet, je to, že se naučíte své štěstí chránit.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.És a körülményektől függően, úgy a 20-as 30-as éveinkben, megtanuljuk határok közé szorítani boldogságunkat.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Mislim, da v dvajsetih in tridesetih letih ljudje pričnemo svojo srečo omejevati.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Şi parte a ce se întâmplă, cred, când ai 20-30 de ani, este că începi să înveţi să-ţi îngrădeşti fericirea.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Wat er gebeurt als je 20 of 30 bent, is dat je je geluk leert in te dekken.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.Y parte de lo que sucede, creo, a los 20 ó 30 años es que uno empieza a aprender a regular la felicidad.
20'li 30'lu yaşlara gelindiğinde ise mutluluğu zaptetmeyi öğreniyorsunuz.И, я думаю, отчасти, начиная с возраста 20 и 30 лет вы учитесь "хеджировать" ощущение счастья.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod