Tek gerçek farkı yaşlanmanın sıtmadan daha fazlasını öldürdüğüdürНо тут большая разница - старение убивает намного больше, чем малярия.
Tek gerçek farkı yaşlanmanın sıtmadan daha fazlasını öldürdüğüdürההבדל האמיתי היחיד הוא שהזדקנות הורגת הרבה יותר אנשים ממלריה.
Tek gerçek farkı yaşlanmanın sıtmadan daha fazlasını öldürdüğüdürتقتل عدداً أقلً بكثير، من الذين تقتلهم الشّيخوخة!
Tek gerçek farkı yaşlanmanın sıtmadan daha fazlasını öldürdüğüdür今日は特別に イギリスの方向けに
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.A lényeg az, hogy az öregedéspárti révület nem annyira butaság.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.A principal resposta é que o transe a favor do envelhecimento não é tão estúpido quanto parece.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Dan jawaban dasarnya adalah kerasukan akan penuaan tidak sebodoh yang terlihat.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Die grundlegende Anwort darauf ist, dass die pro-Alterungs Trance gar nicht so dumm ist wie es scheint.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.E la risposta fondamentale è che la trance pro-invecchiamento non è ottusa come sembra.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.En het fundamentele antwoord is dat de pro-veroudering trance niet zo dom is als het eruit ziet.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Et la réponse fondamentale est que la transe en faveur du vieillissement n'est pas si bête que ça.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Iar raspunsul fundamental este ca hipnoza pro-imbatranire nu este atat de prosteasca pe cat pare.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.그리고 아주 기본적인 답변은 노화되는 것을 좋아하는 게 그다지 나쁘지만은 않다는 것이지요.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Ponieważ, pro-starzeniowy trans ma jakiś sens.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Y la respuesta fundamental es que el trance del pro-envejecimiento no es tan insensible como parece.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Και η θεμελιώδης απάντηση είναι ότι η κατάσταση ύπνωσης πριν τη γήρανση δεν είναι τόσο ανόητη όσο φαίνεται.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.Фундаменталният отговор е, че трансът относно остаряването не е толкова тъп, колкото изглежда.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.והתשובה העקרונית היא שהטרנס הזה בעד הזדקנות אינו מטופש כמו שהוא נראה.
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.والجواب المهم هنا هو... هذه الفكرة ليست بالغباء الذي تبدو عليه...
Temel cevap şudur; yaşlanma öncesi sessizliği gözüktüğü kadar aptalca değildir.老化への誤った妄想は根強く人々を縛り付けます 積極性こそ 避けがたい老化に対処する賢明な道なのです
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladım3 volte, cioè 3 anni, e cominciavo a diventare vecchio.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladım3 пъти, което означава 3 години, и започнах да остарявам.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımBa lần, nghĩa là ba năm, và tôi bắt đầu trưởng thành hơn.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımDreimal, das heißt drei Jahre, und ich wurde langsam alt.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımDrie keer, dat betekent drie jaar... en ik werd ouder.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladım세 번이나, 즉 삼년동안이나 난 도전했고, 서서히 나이를 먹기 시작했어요
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımTrei incercari, asta inseamna 3 ani, si deja eram prea batran.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımTres veces, lo que significa tres años, y me estoy haciendo mayor.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımTrois fois, cela veut dire trois ans, et je commençais à vieillir.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımTrzy lata, zaczynałem się starzeć.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımТри раза - это значит три года... Я начинал взрослеть.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımשלוש פעמים, זה אומר שלוש שנים, ואני החלתי להזדקן.
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladımثلاث مرات , هذا يعني ثلاث سنوات وانا أكبر
Üç defa ki bu üç yıl demektir ve ben yaşlanmaya başladım大変だ、諦めたくないと思いました
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Aber Arthritis wird nicht vom Altern ausgelöst.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Artritidu nezískáte pouze stárnutím.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Dan rematik tidak disebabkan oleh penuaan.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.En artritis wordt niet veroorzaakt door veroudering.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.E non è l'invecchiamento che causa l'artrite.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Et ce n'est pas le vieillissement qui provoque l'arthrose.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Không phải tuổi tác gây ra chứng viêm khớp.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.노화가 관절염을 야기하지는 않습니다.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Powodem nie jest starzenie.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Şi nu îmbătrânirea cauzează artrita.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Természetesen nem csak az öregedés okozhat ízületi gyulladást.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Y la vejez no es la causa de la artritis.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Артритът не се причинява от стареене.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Однако причина артрита - не старение.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.Проте, причиною артриту є не старіння.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.וזה לא זקנה שגורמת לדלקת פרקים.
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.وليس فقط التقدم بالعمر الذي يصيبك به
Ve iltihaba sebep olan yaşlanma değil.些細な怪我からくる痛みが 数十年も続いたのち
Yani, bizimkisi gibi bir gezegen yaşlanmaya mahkum, giderek daha da yaşlanacak.그럼, 지구를 우리처럼 세대로 나눈다면
Yani, bizimkisi gibi bir gezegen yaşlanmaya mahkum, giderek daha da yaşlanacak.Nasza planeta, tak jak my, starzeje się.
Yani, bizimkisi gibi bir gezegen yaşlanmaya mahkum, giderek daha da yaşlanacak.אז, כוכב כמו שלנו יהיה לו גיל, וגיל מבוגר,
Yani, bizimkisi gibi bir gezegen yaşlanmaya mahkum, giderek daha da yaşlanacak.إذن، كوكب مثل كوكبنا سيكون لديه عمر مديد وطويل،
Yani, bizimkisi gibi bir gezegen yaşlanmaya mahkum, giderek daha da yaşlanacak.現在は その絶頂期なのです
Yaşlanma: çok ciddi bir problem. her yıl 300.000 kalça kemiği kırılıyor.노화: 아주 거대한 문제입니다. 일년에 3십만명이 골반에 골절을 당합니다.
Yaşlanma: çok ciddi bir problem. her yıl 300.000 kalça kemiği kırılıyor.Altern: Das Problem ist enorm. 300.000 Hüftfrakturen jahrlich.
Yaşlanma: çok ciddi bir problem. her yıl 300.000 kalça kemiği kırılıyor.El envejecimiento es un problema enorme. Trescientas mil caderas rotas al año.