Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.Η μητέρα μου γιόρταζε τα γενέθλιά μου μαζί μου, χωρίς εμένα.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.Майка ми беше празнувала рождения ми ден с мен, без мен.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.Моя мама святкувала мій день народження зі мною, без мене.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.Моя мать праздновала мой день рождения со мной, но без меня.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.אמא שלי חגגה את יום הולדתי איתי, בלעדי.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.والدتي كانت تحتفل بعيد ميلاد معي ، دون علمي.
Annem, benimle ama benim haberim yokken yaşgünümü kutlamıştı bunca zaman.これを聞いて動揺したのは
Ann, John sana hani 40. yaşgününde yapacağını söyleyip de henüz yapmadığın o şeyi yapıp yapmayacağını soruyor.남자: 이번엔 앤 차례입니다. 존은 당신이 자신의 40번째 생일에 해 주겠다고 약속했지만 아직 해 주지 않은 그 일에 대해서 마음이
Ann, John sana hani 40. yaşgününde yapacağını söyleyip de henüz yapmadığın o şeyi yapıp yapmayacağını soruyor.Ann, John demande si vous voudriez
Ann, John sana hani 40. yaşgününde yapacağını söyleyip de henüz yapmadığın o şeyi yapıp yapmayacağını soruyor.Ann, John se ptá, jestli může udělat tu věc, cos mu slíbila ke 40. narozeninám, ale k níž ještě nedošlo.
Ann, John sana hani 40. yaşgününde yapacağını söyleyip de henüz yapmadığın o şeyi yapıp yapmayacağını soruyor.やらせてあげると言ったことを まだやらせていませんね 彼はそれをやらせてくれるかどうかを 知りたがっています
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.2048년 7월 27일은 제 100살 생일 입니다.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Den 27 juli 2048 är min 100-årsdag.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Den 27. juli 2048 fylder jeg 100 år.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Der 27. Juli 2048 ist mein hundertster Geburtstag.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.El 27 de julio de 2048 es mi cumpleaños número 100.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Heinäkuun 27. päivänä, 2048 täytän 100 vuotta.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Il 27 luglio 2048, che sarà anche il mio centesimo compleanno.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Le 27 juillet 2048, c'est mon 100ème anniversaire.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Ngày 27 tháng 7 năm 2048 là sinh nhật thứ 100 của tôi.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.No dia 27 de Julho de 2048 é o meu centésimo aniversário.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.Η 27η Ιουλίου 2048 θα είναι η μέρα των εκατοστών μου γενεθλίων.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.ה-27 ביולי, 2048 היא היומולדת 100 שלי.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.السايع و العشرون من يوليو 2048 في عيد ميلادي المائة.
Çünkü 27 Temmuz 2048 benim 100. yaşgünüm.私の100歳の誕生日です。 (笑い)
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.A fiam nem sokkal az első születésnapja után a "gaagaa" szót kezdte használni a water, azaz a víz szóra.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Anak saya, segera setelah ulang tahun pertamanya, mengatakan "gaga" untuk air.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Con trai chúng tôi, sau lần sinh nhật đầu của nó, nói "gaga" để chỉ "water".
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Fiul meu, după ce a împlinit un an, spunea "gaga" când voia apă ("water").
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.제아들이, 첫 돌이 갓 지나서, 물 이라는 뜻으로 "가가" 라고 말 합니다.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Kort na zijn eerste verjaardag ging mijn zoon "gaga" zeggen als hij water bedoelde.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Kurz nach seinem ersten Geburtstag sagte mein Sohn "gaga", wenn er Wasser meinte.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Mi hijo, poco después de su primer año, diría "gaga" queriendo decir agua.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Mio figlio, poco dopo il suo primo compleanno, diceva "gaga" al posto di acqua.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Môj syn krátko po svojich prvých narodeninách používal slovo "gaga" na označenie vody.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Mój syn, zaraz po swoich pierwszych urodzinach, zaczął mówić "gaga" mając na myśli wodę.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Mon fils, peu après son premier anniversaire, disait "gaga" pour parler d'eau.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Můj syn, krátce po svých prvních narozeninách, začal říkat slovo "gaga" a myslel tím vodu.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Λίγο μετά τα πρώτα του γενέθλια, ο γιος μου έλεγε "γκάγκα" και εννοούσε νερό.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Мій син, після свого першого дня народження почав говорити "гага", що означало "вода".
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Мой сын вскоре после первого дня рождения стал говорить "гага", что значило "вода".
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.Синът ми скоро след първия си рожден ден започна да нарича водата "гага."
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.בני, מייד לאחר יום-הולדתו הראשון, היה אומר "גאגה" בהתכוונו למים.
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.كان ابني، مباشرة بعد عيد ميلاده الأول، يقول "جاجا" ليعني الماء
Oğlum, birinci yaşgününden hemen sonra su (water) yerine "gaga" demeye başladı.ウォーター (water) をガガ (gaga)と言い それから半年かけて ゆっくりと
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.De tog med honom -- jag tror det var hans födelsedag -- de tog med honom på lunch.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Elvitték őt - azt hiszem a születésnapján - elvitték ebédelni.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Ils l'ont amené -- je crois que c'était pour son anniversaire -- ils l'ont amené déjeuner.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.학생들이 그를 -- 그 친구 생일이었을거에요. 학생들이 그와 점심먹으러 갔는데요.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.L-au dus-- cred că era de ziua lui-- l-au dus la un prânz.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Levaram-no — penso que por ocasião do seu aniversário — levaram-no a almoçar.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Lo avevano portato -- credo fosse il suo compleanno -- lo avevano portato fuori a pranzo.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Lo llevaron, creo que era para su cumpleaños,
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Mereka mengajaknya -- saya rasa saat hari ulang tahunnya -- mereka mengajaknya makan siang.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Sie luden ihn - ich denke, es war zu seinem Geburtstag - sie luden ihn zum Mittagessen ein.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Τον έβγαλαν -- νομίζω ήταν για τα γενέθλιά του -- τον έβγαλαν για γεύμα.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Вони запросили його - думаю, це було до його дня народження, вони запросили його на ланч.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Извели го -- мисля, че за рождения му ден -- извели го на обяд.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.Они позвали его — думаю, на его день рождения — они позвали его на обед.
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.הם לקחו אותו -- אני חושב שזה היה לכבוד יום הולדתו -- הם לקחו אותו לארוחת צהריים.