Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.لقد أخذوه .. - اعتقد انه كان يوم عيد ميلاده - فقد أخذوه بدعوة إلى وجبة الغداء
Onu dışarı çıkarmışlar -- yaşgünüymüş-- ve onu dışarı öğle yemeğine çıkarmışlar.学生たちからランチに誘われて パサディナにある
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10 september is niet jouw verjaardag. Het is 10 oktober." En ik zei, "Wat?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10. syyskuuta ei ole syntymäpäiväsi. Se on 10. lokakuuta." Ja minä sanoin, "Mitä?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10 tháng 9 không phải là sinh nhật con. Mà là 10 tháng 10." và tôi nói , "Cái gì?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10. září nejsou tvoje narozeniny. Jsou 10. října." A já řekla: "Cože?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10 вересня - не твій день народження. Він 10 жовтня". Я скрикнула:
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10 сентября не твой день рождения. Твой - 10 октября." И я сказала: "Что?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10-ти септември не е рождения ти ден. А 10-ти октомври". Попитах:
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.10 سبتمبر\ايلول ليس عيد ميلادك. انه 10 أكتوبر\تشرين الاول "، قلت :" ماذا؟ "
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.9월 10일은 너 생일이 아니란다. 너 생일은 10월 10일이야" 그래서 전 "뭐라고?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Der 10. September ist nicht dein Geburtstag. Es ist der 10. Oktober. Und ich sagte:
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.El 10 de septiembre no es tu cumpleaños. Es el 10 de octubre." Y dije, "¿Qué?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim."Il tuo compleanno non è il 10 settembre. È il 10 ottobre." E io dissi: "EH?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim."Nem szeptember 10-e a születésnapod. Október 10-e." Mire én: "Mi van?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim."O teu aniversário não é a 10 de setembro. É a 10 de outubro." E eu disse:
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Ton anniversaire n'est pas le 10 septembre. C'est le 10 octobre. Et j'ai dit "Quoi ?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Twoje urodziny nie są 10. września. Są 10 października." A ja na to: "Jak to?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Ulang tahunmu bukan 10 September, tapi 10 Oktober." Dan saya berkata, "Apa?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Ziua ta nu e pe 10 septembrie. E pe 10 octombrie." Și eu zic: "Ce?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.Τα γενέθλιά σου δεν είναι 10 Σεπτεμβρίου. Είναι 10 Οκτωβρίου." Της λέω, "Τι;" (Γέλια)
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.ה-10 בספטמבר הוא לא יום ההולדת שלך, אלא ה-10 באוקטובר." ואני אמרתי, "מה?"
Senin yaşgünün 10 Eylül değil, 10 Ekim."..."Ne?" dedim.(笑)
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.그가 9살 생일때부터 알았던 환경은 오직 악당행위 뿐이었다는 것을
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Ale musíte pochopiť, že od svojich deviatych narodenín jediné prostredie, ktoré poznal bolo zločinecké.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Anda harus tahu, sejak ulang tahunnya yang ke-9, ia hanya mengenal lingkungan premanisme.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Hay que entender que desde los nueve años el único entorno que conoció fue el ambiente de pandillas.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Man er nødt til at forstå at han siden niårs-alderen kun havde oplevet dette hårdkogte bandemiljø.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Musicie jednak zrozumieć, że od dziewiątych urodzin, jedynym znanym mu środowiskiem byli gangsterzy.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Musíte přitom pochopit, že od svých devátých narozenin jediné prostředí, které znal, byla galérka.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Trebuie să ințelegeți însă că de la nouă ani singurul mediu pe care l-a cunoscut a fost un mediu de gangsteri.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Πρέπει να καταλάβετε όμως ότι από τα ένατα του γενέθλια, το μοναδικό περιβάλλον που ήξερε ήταν οι συμμορίες.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Вам слід розуміти, що починаючи з дев'яти років, єдиним оточенням, в якому він перебував, були бандити.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.Однако нужно помнить, что со своего девятого дня рождения он вращался исключительно в преступной среде.
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.ברם, עליכם להבין שמאז יום הולדתו התשיעי הסביבה היחידה שהכיר
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.و بالرغم من ذلك، يجب عليكم أن تفهموا أنه منذ بلوغه التاسعة، البيئة الوحيدة التي عرفها
Şunu anlamalısınız ki, dokuzuncu yaşgününden itibaren, bildiği tek dünya, suçlular dünyası oldu.彼は9歳の誕生日からずっと ギャングの世界しか 知らなかったということです