Filler bugün yaşayan en büyük kara hayvanlarıdır.Elephants are the largest land animals alive today.
Yaşayan hiçbir şey havasız yaşayamazdı.No living thing could live without air.
Çılgınlık yapmadan yaşayan insan düşündüğü kadar akıllı değildir.Who lives without folly is not so wise as he thinks.
Yakında yaşayan çiftçi araştırmak için geldi.The farmer that lived nearby came to investigate.
O, okul dışında, evi olmayan, karton kutularda yaşayan insanları gördü.Outside the school, she saw people with no homes living in cardboard boxes.
Güneş sönse bütün yaşayan şeyler ölür.If the sun were to go out, all living things would die.
Eğer güneş olmasaydı yaşayan her şey ölürdü.If it were not for the sun, every living thing would die.
Eğer Güneş olmasaydı, yaşayan hiçbir canlı Dünya üzerinde var olamayacaktı.If it were not for the sun, no living creatures could exist on the earth.
O yaşayan bir fosil!He is a living fossil!
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike has a friend who lives in Chicago.
Tatsuya'nın New York'ta yaşayan bazı arkadaşları var.Tatsuya has some friends who live in New York.
Denizde yaşayan canlıların çoğu, kirlilikten etkilenir.Most living creatures in the sea are affected by pollution.
Orada yaşayan insanlar bizim arkadaşlarımız.The people who live there are our friends.
Cam evlerde yaşayan insanlar taş fırlatmalılar.People who live in glass houses shouldn't throw stones.
Bu, denizde yaşayan bir hayvan türüdür.This is a kind of animal that lives in the sea.
Burada yaşayan insanlar üst tabakaya aittir.The people living here belong to the upper class.
Burada yaşayan herkes zengin değildir.Not everyone who lives here is rich.
O, bitişikte yaşayan adamdır.That's the man who lives next door.
Balina denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal which lives in the sea.
Sapparo'da yaşayan erkek kardeşime bir mektup göndereceğim.I will send a letter to my brother who lives in Sapporo.
Bize bitişik yaşayan adam ünlü bir aktördür.The man who lives next door to us is a famous actor.
Amerika'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in America.
İngiltere'de yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in England.
Osaka'da yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Osaka.
Osaka'da yaşayan bir halam var.I have an aunt who lives in Osaka.
Los Angeles'ta yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Los Angeles.
Londra'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend living in London.
Kyoto'da yaşayan bir amcam var.I have an uncle who lives in Kyoto.
Sapparo'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Sapporo.
Nara'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend living in Nara.
Paris'te yaşayan amcam bizi görmeye geldi.My uncle, who lives in Paris, came to see us.
Osaka'da yaşayan amcam/dayım dün bizi ziyaret etti.My uncle, who lives in Osaka, visited us yesterday.
Benim bitişiğimde yaşayan adam bir doktor.The man who lives next door to me is a doctor.
Kyoto'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Kyoto.
Ben şu an için yaşayan bir kişiyim.I'm a person who lives for the moment.
Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.The new road will benefit the people living in the hills.
Yaşayanların sayısı ölülerinkinden daha azdı.The number of the living was smaller than that of the dead.
Havaalanın yakınlarında yaşayanlar için gürültü en ciddi problemdir.Noise is the most serious problem for those who live around the airports.
Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.All living things on earth depend one another.
Çin ve Tibet dağlarında yaşayan siyah ve beyaz renkli ayılara "panda" denir.The black and white bears living in the mountains in China and Tibet are called 'pandas'.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.My aunt, who lives in Tokyo, sent me a beautiful blouse.
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
Onun Tokyo'da yaşayan bir erkek kardeşi var.He has a brother who lives in Tokyo.
O, yaşayan en büyük sanatçıdır.He is the greatest living artist.
O benim yaşayan tek akrabamdır.He is my only living relative.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
Onlar bitişikte yaşayan insanlardır.They are the people who live next door.
Bitişikte yaşayan gence soralım.Let's ask the boy who lives next door.
Bitişikte yaşayan çocuk sık sık eve geç gelir.The boy who lives next door often comes home late.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Balinalar okyanusta yaşayan büyük memelilerdir.Whales are very large mammals that live in the ocean.
Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.A living dog is better than a dead lion.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.He who lives by the sword shall die by the sword.
Bunlar, yandaki evde yaşayan insanlar.These are the people who live next door.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.He who lives by the sword will die by the sword.
Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.Ecology is the study of living things all around us.
Kaktüsler kuru yerde yaşayan bitkilerdir.Cacti are plants that live in dry places.