yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Burada yaşayan insanları tanıyor musun?Do you know the people who live here?
Tom çocukken, onun karşısındaki caddede yaşayan kıza saplantılı oldu.When Tom was a kid, he became obsessed with the girl who lived across the street from him.
Tom çocukken, sokağın karşı tarafında yaşayan kıza kafayı takmıştı.When Tom was a kid, he became obsessed with the girl who lived across the street from him.
Mavi yüzgeçli orkinos kırk yıla kadar yaşayabilir.Bluefin tuna can live up to 40 years.
Bana nasıl yaşayacağımı öğretme!Don't teach me how to live!
Tur grubundaki tek erkek bendim. Diğerleri de İstanbul'da yaşayan 7 Arap kadındı.I was the only man in the tour group. The others were 7 Arab women who live in Istanbul.
Sen aşk olmadan yaşayamazsın.You can't live without love.
Eğer bir düğmeye basarsan, ya yaşayacak ya da öleceksin.If you push a button, either you will die or you will live.
Tom yaşadı, Tom hayatta, Tom yaşayacak.Tom lived, Tom is alive, Tom will live.
Şimdiye kadar ne kadar yaşayacağımı hiç merak etmedim.I have never ever wondered how long I will live.
Ben böyle yaşayamam.I can't live like this.
Ben her yerde yaşayabilirim.I could live anywhere.
Nerede yaşayacağım?Where will I live?
Onlar nerede yaşayacak.Where will they live?
Belediye başkanı yasaya aykırı hareket edenlere tolere edilmeyeceğini söyledi.The mayor said that lawbreakers wouldn't be tolerated.
İnternet artık onsuz yaşayamayacağımız bir şey.The Internet is now something we can't live without.
Cep telefonu onsuz yaşayamayacağımız bir icat.The cellphone is an invention we can't live without.
O onsuz yaşayamadığım tek kişi.She is one person I can't live without.
Az sayıda insan yüz yaşına kadar yaşayabilir.Few people manage to live to the age of one hundred.
Tom ve Ken zıt hayatlar yaşayan en iyi arkadaşlardı.Tom and Ken were best friends living opposite lives.
Paranız tek merkezdeki bir bilgisayarda yaşayan bir hayalet gibi.Your money is like a ghost, living in a centralized computer.
Tom onu yaparken herhangi bir sorun yaşayacak gibi görünmüyordu.Tom didn't seem to be having any trouble doing that.
Tom yasaya karşı gelmedi.Tom didn't break the law.
Tom yasaya karşı geliyor.Tom is breaking the law.
Yaşayacak güzel bir yer bulmak kolay değil.Finding a good place to live isn't easy.
Tom yakın ilişkilerden çekinen yalnız yaşayan biridir.Tom's a loner who shuns close relationships.
Evet. Sanırım onunla yaşayabilirim.Yeah. I think I can live with that.
Bize yakın yaşayan pek çok insan var.There are many people living near us.
Ben yaşayarak öğrendim.I've learned that the hard way.
Beklentilerine göre yaşayamadığım için üzgünüm.I'm sorry that I couldn't live up to your expectations.
İçki içmek yasaya aykırı değildir.Drinking isn't against the law.
Mercanlar binlerce yıl boyunca yaşayabilirler.Corals can live for thousands of years.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğu cahildir.Most of the peasants living in this godforsaken village are illiterate.
Bu kahrolası köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Bu kasvetli köyde yaşayan köylülerin çoğunluğu ne okuyabiliyor ne de yazabiliyor.The majority of the peasants living in this godforsaken village cannot read nor write.
Nadiya Savchenko gerçekten yaşayan bir efsane.Nadiya Savchenko is a real living legend.
Onun doksan yaşına kadar yaşayacağından eminim.I'm certain that he will live to be ninety.
Evren sadece hayattan dolayı vardır ve yaşayan her şey kendini besler.The universe exists only because of life, and everything that lives feeds itself.
Şangay'da ne kadar yaşayacaksın?How long are you going to live in Shanghai?
Boston'da ne kadar süre yaşayacaksın?How long are you going to live in Boston?
Bu kentte, bir odada sekiz ya da on kişi yaşayan binlercesi var.In this city, there are thousands who live eight or ten to a room.
Ne olmadan yaşayamazsın?What can't you live without?
Ben yaşayanları hatırlıyorum ve ölüleri unutamıyorum.I remember the living and I can't forget the dead.
Tekrar yasaya karşı gelmeyeceğim.I will never break the law again.
Hiç Avustralya'da yaşayan Kanadalı tanıyor musun?Do you know any Canadians living in Australia?
Ben sonsuza kadar yaşayacağım.I will live forever.
Keşke böyle bir evde yaşayabilsem.I wish I could live in a house like this.
O evde yaşayan adam hakkında daha fazla şey öğrenmek istiyorum.I want to know more about the man who lives in that house.
Tom nerede yaşayacak?Where's Tom going to live?
Oksijensiz yaşayamayız.We can't live without oxygen.
Tom şimdi nerede yaşayacak?Where's Tom going to live now?
Bir teknede yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives on a boat.
Annemin annesi benim yaşayan tek büyük ebeveynimdir.My mother's mother is my only living grandparent.
Burada yaşayan insanlar bizim dostlarımızdır.The people who live here are our friends.
Bir insan su olmadan ne kadar süre yaşayabilir?How long can a person live without water?
O tek başına yaşayacak kadar oldun değil.He is not mature enough to live alone.
Yeryüzündeki tüm yaşayan varlıklar karbon içerirler. Sen bile karbon içeriyorsun.All living things on Earth contain carbon. Even you contain carbon.
Yeryüzündeki tüm yaşayan şeyler karbon içerirler.All living things on Earth contain carbon.
Boston'da yaşayanlarınız sorunun ne olduğunu bilir.Those of you that live in Boston know what the problem is.
İlgili Sayfalar