yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Yaşayacak bir yer buldun mu?Have you found a place to live?
Benimle birlikte yaşayabilirsin.You can live with me.
Sonsuza dek yaşayamazsın.You can't live forever.
Tom'un yanında yaşayan adam oldukça tuhaf.The man who lives next to Tom is quite peculiar.
O yaşayan bir ansiklopedi.She's a living encyclopaedia.
İnsan sadece ekmekle yaşayamaz.Man cannot live by bread alone.
Hiç kimsenin sana hayatını nasıl yaşayacağını söyleme hakkı yok.No one has the right to tell you how to live your life.
Tom artık burada yaşayamaz.Tom can no longer live here.
Tom tek başına yaşayamayacak kadar çok genç.Tom is too young to live by himself.
Yaşayacak hayatlarımız var.We have our lives to live.
Tom çok daha uzun yaşayamaz.Tom can't live much longer.
Tom benim yaşayan tek akrabam.Tom is my only living relative.
Su olmadan hiçbir yaratık yaşayamaz.Without water, no creature could live.
Nar bülbülü Birleşik Krallık'ta yaşayan en tanınmış ötücü kuşlardan biridir.The robin is one of the most well-known songbirds living in the United Kingdom.
Herkes barış içinde yaşayabilir.Everyone can live peacefully.
Dünya, Tanrı'nın yaşayan bir görüntüsüdür.The world is a living image of God.
Her zaman müzik dinliyorum; onsuz yaşayamam.I'm always listening to music; I can't live without it.
Yaşayacak bir yere ihtiyacım var.I need a place to live.
Tom bizimle birlikte yaşayacak.Tom is going to live with us.
Burada yaşayan insanların %30'unun hiç okyanus görmediği gerçekten doğru mu?Is it really true that 30% of the people who live here have never seen the ocean?
Tom yaşayacak bir yer bulmama yardım etti.Tom helped me find a place to live.
Tom'un yaşayan tek akrabası Boston'da yaşayan bir amca.Tom's only living relative is an uncle living in Boston.
Senden daha uzun yaşayabilirim.I may outlive you.
Gelip benimle yaşayabilirsin.You could come and live with me.
Hiçbir yaratık hava olmadan yaşayamaz.No creature can live without air.
Bu ülkede yaşayanların çoğu Sünni Müslümandır.In this country, most of the inhabitants are Sunni Muslims.
Yalnız yaşayamam.I can't live alone.
Burada mı yoksa orada mı yaşayacağız?Shall we live here or there?
Adada yaşayan başka biri olmalı.There must be someone else living on the island.
Bensiz yaşayamazdın.You couldn't live without me.
Sonsuza kadar birlikte yaşayamayız.We can't live together forever.
Ben o tür stresle yaşayamazdım.I couldn't live with that kind of stress.
Onunla yaşayabilirim.I can live with it.
Onsuz yaşayabilirim.I can live without it.
O düzenle yaşayabilirim.I can live with that arrangement.
Tom'un ikisi de Boston'da yaşayan iki erkek kardeşi var.Tom has two brothers who both live in Boston.
Bizimle birlikte yaşayacağınızı düşündüm.I thought you were going to live with us.
Sensiz yaşayamadım.I couldn't live without you.
Boston'da yaşayan birini tanıyor musun?Do you know anybody who lives in Boston?
Cennet ya da cehennem yoktur. Biz sadece şimdiki zamanda yaşayabiliriz.There is no heaven or hell. We can only live in the present.
Gözün görebildiği kadarıyla yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul as far as the eye could see.
İki ayı bir mağarada yaşayamaz.Two bears can't live in one cave.
Japonya'da yaşayan çok Brezilyalı var mı?Are there many Brazilians living in Japan?
Biri domuz olmadan nasıl yaşayabilir?How can one live without pork?
Şehrin bu kısmında yaşayan bir sürü zengin insan var gibi görünüyor.There seems to be a lot of rich people living in this part of town.
Bunun için çok fazla sorun yaşayabilirdim.I could get in a lot of trouble for this.
Böyle yaşayamazsın.You can't live like this.
Tom operasyondan sonra az çok normal bir hayat yaşayabildi.Tom was able to live a more or less normal life after the operation.
Müziksiz yaşayamam.I can't live without music.
Hayatını nasıl yaşayacağını sana söylemeyeceğim.I'm not going to tell you how to live your life.
İmparator John kendisini yaşayan bir tanrı ilan etti.Emperor John declared himself a living god.
Dan bir dersi yaşayarak öğrendim.Dan learnt a lesson the hard way.
Tom'un Boston'da yaşayan iki erkek kardeşi var.Tom has two brothers who live in Boston.
Çatımın altında yaşadığın sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.As long as you live under my roof you will live by my rules.
Yaşayan bir ruh yoktu.There wasn't a living soul.
Nasıl böyle yaşayabiliyorsun?How can you live like this?
Onu yapmak yasaya aykırı.It's against the law to do that.
Havayı bitirmeden önce ne kadar süre burada yaşayabiliriz?How long can we survive in here before we run out of air?
Bilim adamları, sadece Antarktika'da yaşayan bir uçan penguen kolonisi keşfetti.Scientists have just discovered a colony of flying penguins living in Antarctica.
Tom, kendi başına yaşayamayacak kadar yaşlı.Tom is too old to be living on his own.
İlgili Sayfalar