yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Herkes, vatandaşlığın ülkesine bakılmaksızın Svalbard'da süresiz olarak yaşayabilir ve çalışabilir.Imigrantes também podem trabalhar e viver em Svalbard sem um visto.
29 Haziran, 1970) Long Beach, Kaliforniya'da yaşayan bir profesyonel kaykaycıdır.Mike V, (nascido em 29 de Junho de 1970) é um skatista profissional que mora em Long Beach, Califórnia.
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.Esta ação arrecadou £51 milhões para a empresa, que estava a enfrentar dificuldades financeiras.
Yumurtaları insan bedeni dışında en fazla üç hafta yaşayabilir.Fora do organismo humano, os ovos podem sobreviver por até três semanas.
Apartmanlarda yaşayanlar için kişisel özellikler ekleniyor.Os residentes vivem em apartamentos individuais.
Butch - Tom ve Jerry düşmanı sokakta yaşayan siyah sokak kedisi.Butch, o gato Malandro - Um gato preto que mora na rua que é o inimigo de Tom, Jerry e Spike.
Fakat bazı İslam toplumlarında sivil yasaya göre çocuk evlilikleri yasaktır.Nas nações islâmicas, muitos países não permitem o casamento infantil de meninas sob seu código civil de leis.
Yasaya göre, Sekreterlik Başkanlığı'na tabi olup gizli kararname ve kanunlar tarafından yönetilir.Por lei, a Secretaria é subordinada ao Gabinete do Presidente e é administrada por decretos e leis secretas.
Bölgede yaşayan vatandaşlar özerklik talebinde bulunmaktalar.Os fiéis da ilha queixavam-se.
Bugün mahallede yaşayanlar özet olarak böyle bir silsileye sahip.Hoje, a cidade carece desse tipo de lazer.
Beldede yaşayan halkın büyük bölümü kendilerini Manav olarak tanımlamaktadır.Pelo menos é assim que boa parte dos moradores o descrevem.
Göl alanında 318 yaşayan kuş türü kayıtlıdır fakat bunların 22 tanesi nesli tükenmek tehlikesinde olan türdür.Das 33 ordens de aves que ocorrem no Brasil, 22 possuem espécies ameaçadas de extinção.
Eğer bu durum sağlanmazsa kayıp yaşayacaklardır.Caso não consiga, você a perderá.
Boston'daki karantina altına alınan bölgede yaşayan Joel, partneri Tess ile birlikte kaçakçılık yapmaktadır.Vinte anos depois, Joel é um contrabandista na zona de quarentena de Boston junto com sua parceira Tess.
Halkın üçte biri Maya kökenlidir ve kırsal alanlarda yaşayan birçok insan İspanyolca bilmez.Um terço de sua população é descendente dos maias, sendo que muitos deles não falam espanhol.
Nic (Annette Bening) ve Jules (Julianne Moore) Kaliforniya'da yaşayan evli lezbiyen bir çifttir.Nic (Annette Bening) e Jules (Julianne Moore) são um casal lésbico casado vivendo na área de Los Angeles.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nasceu numa família grega nobre de Atenas chamada Sarantapeco.
Ornithorhynchidae familyasının ve Ornithorhynchus cinsinin yaşayan tek temsilcisidir.É o único representante vivo da família Ornithorhynchidae, e a única espécie do gênero Ornithorhynchus.
Antik dönemde Suriye'de yaşayan ustalar E. m. asurus'un fildişlerinden oyma eserler vermiştir.Os artistas da Síria antiga utilizavam as presas do E. m. asurus para fazer esculturas de marfim.
Tanrılar kendi tasvirlerinde yaşayarak gizli konumlarından ayrılıp fiziksel bir biçim içine girerdi.Ao habitar essas imagens, os deuses deixaram seu estado oculto e assumiram uma forma física.
Ben yaşadığım için siz de yaşayacaksınız.Com você eu vivo a sofrer.
C. albicans insan ağzı ve sindirim sistemi içinde yaşayan pek çok organizmadan biridir.A Candida albicans está entre os muitos organismos que vivem na boca e no sistema digestivo humano.
Mısır'ın tüm tapınaklarında yaşayan tanrıların tamamı Mısır panteonunun tamamını oluşturmaktaydı.Os deuses residentes nos templos do Egito representavam, coletivamente, todo o panteão.
Bu yasaya bir de Avogadro yasası'nın eklenmesi, ideal gaz yasasını ortaya çıkarır.Em adição à lei de Avogadro ao resultado da lei geral dos gases se obtém a lei dos gases ideais.
James Bowen, 15 Mart 1979 Surrey doğumlu, Londra’da yaşayan yazar ve sokak sanatçısıdır.James Bowen (Surrey, 15 de março de 1979) é um autor e artista de rua, baseado em Londres.
Yaşayan son genrō olarak, 1920'ler ve 1930'larda Japonya'nın en saygın devlet adamıydı.Foi o último genrō, e o mais distinguido estadista japonês nas décadas de 1920 e 1930.
New York'un Upper West Side'da en yakın arkadaşı Grace Adler ile birlikte yaşayan bir avukattır.Ele é um advogado gay que vive em Nova Iorque com sua melhor amiga, Grace Adler.
Gerekli yaşam ortamı ve ihtiyaçları karşılandığı takdirde iki seneye kadar yaşayabilirler.Dependendo das condições de ambiente e alimentação podem chegar a viver de dois a três anos.
Ayrıca, Mersin’de yaşayanları müziğin evrensel dünyasıyla buluşturmuştur.Em vez disso, Antonio entrega-se aos prazeres da vida na capital.
Bölgede yaşayan birçok Dürzî, sürgün edildi.Porém, muitos deles foram brutalmente expulsos do condado.
Diana Abgar'ın annesi Avet, İran'ın Şiraz bölgesinde yaşayan Tateos Avetum ailesinden gelmektedir.A mãe de Diana Apcar, Avet, vinha da família Tateos Avetum, no distrito de Shiraz, no Irão.
Yasaya göre, mağdurlar suçlu sayılmaz.De salientar que corrupção não é um crime sem vítimas.
Bu yasaya göre çözünmüş gaz miktarı, gaz fazındaki kısmi basınç ile orantılıdır.Dessa forma pode-se dizer que a concentração do gás é proporcional à sua pressão parcial.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.A maioria desses falantes são bem idosos.
Orada birkaç yıl yaşayarak çalıştı.Ele viveu lá por alguns anos.
Bu yasaya göre bir yılda bir işçiye en fazla 270 saat fazla çalışma yaptırılabilir.O número total de horas extras trabalhadas não poderão exceder a 270 horas de um ano.
"Yaşayan ölülere ne oldu?"."O que aconteceu com meus pais?"
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.A idade média de um residente romano é de 43 anos, em comparação com a média italiana de 42.
3-4 yıl yaşayabilen faydalı bir böcektir.Têm uma vida útil de 3-4 anos.
Kuklakız: Yaşayan kukla.Alfarrabista: A Noite do Boneco Vivo.
Örgütü kuranlarda Varşova Gettosu'nda yaşayanlardı.A organização operava principalmente dentro do gueto de Varsóvia.
Ortalama 25 yıl kadar yaşayabilirler.Podem viver até 25 anos.
Fakat ilk gelenlerin evlatlarından yaşayan az sayıda yaşlı vardır.Nela ainda vivem alguns descendentes dos primeiros habitantes.
Bazı bölgelerde yaşayan nüfusun %25'inin bu enfeksiyondan muzdarip olduğuna inanılmaktadır.Em algumas áreas, acredita-se que até 25% das pessoas são afetadas.
Diğer ülkelerde yaşayan Japonlar'a da nikkeijin (日系人) denilmektedir.As pessoas com ascendência japonesa que nasceram em outros países são denominadas nikkeis.
Ve adam yaşayan can oldu.”Você é um homem morto!".
Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır.O guepardo é o animal terrestre mais rápido do mundo.
Chiapas'ta birçok insan kırsal alanda yaşayan yoksul çiftçilerdir.No entanto, um grande número de camaroneses vivem na pobreza como agricultores de subsistência.
Avustralya'da yaşayan memeli hayvanların büyük bölümü kangurular gibi keseliler grubundandır.Tais exemplos incluem a carne moída feita a partir de animais locais, como os cangurus da Austrália.
Şövalye Nils Olav, İskoçya'nın Edinburgh kentinde yaşayan bir imparator penguendir.O brigadeiro Sir Nils Olav é um pinguim-rei que reside no Zoológico de Edimburgo, na Escócia.
İstanbul'da yaşayan yeni evli bir çiftin içine düştükleri cehennemi konu alır.O problema é que agora o quarto está sendo ocupado por um casal de recém-casados.
Bu odada, 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne göç edene kadar yaşayacaktı.Aí ele ficou até emigrar para os Estados Unidos em 1981.
Bunu da önümüzdeki aylardan itibaren bütün Türkiye'de yaşayacağız” dedi.Eu espero que todos a ouçam no começo do próximo ano".
Ateş oğlunu görür görmez, anlamıştır artık onsuz yaşayamayacağını.Contemplando a esposa, descobriu que jamais poderia matá-la, pois não conseguiria viver sem ela.
Yaklaşık olarak 60.000 yaşayan, 60.000 kadar da soyu tükenmiş fosil türü bilinmektedir.No total já foram encontrados fósseis de pelo menos 60 espécimes de massospondylus.
Taşrada yaşayan Kürtler ise, daha çok geleneksel Kürt kültüründe kalmışlardır.Danças em círculo similares também são tradicionais em outras culturas da região.
Günümüzde yaşayan tüm cinsler ancak Pleistosen devrinde gelişmişlerdir.Atualmente não existe nenhum exemplar vivo, visto que se extinguiram já no Pleistoceno.
Lucas en eski yaşayan Olimpiyat Sporcuları'ndan birisi olarak kabul edilmekteydi.Kato é conhecido também por ser um dos mais bem sucedidos atletas olímpicos da Era Moderna.
Umar 1975 yılından bu yana, Cezayir'in Tinduf Vilayetinde sürgünde yaşayan bir Polisario Cephesi gazisidir.Omar é um veterano da Frente Polisario que viveu no exílio na província de Tindouf, na Argélia, desde 1975.
Telles'in ilk öykü kitabı, 1944 yılında basılan Praia Viva (Yaşayan Kumsal) adlı eseriydi.O sucesso se repetiu com Praia Viva (1944).

İlgili Sayfalar