yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
MÖ 3. yüzyıl dolaylarında yaşayan Teoman, bilinen ilk Hun (Hiung-nu) hükümdarıdır.واليقين مراتبه ثلاثة، كل واحدة أعلى مما قبلها: أولها: علم اليقين، وهو العلم المستفاد من الخبر.
Bu yasaya göre; her etki eşit büyüklükte ve ters yönde bir tepki doğurur.لكل قوة فعل قوة رد فعل، مساوٍ له في المقدار ومعاكس له في الاتجاه.
O ve arkadaşlarını Paris’te yaşayan Mısırlı prens Mustafa Fazıl Paşa davet etmiş ve maddi himayesine almıştı.وقد قام الأمير المصري مصطفى فاضل باشا بدعوته إلى باريس هو ورفاقة وعرض عليهم الحماية والدعم المالى.
Bu dönemde bölgede yaşayan topluluklar genel olarak küçük topluluklar olarak yaşamaktaydı.في يومنا هذا، يعيش معظمنا في مجتمعات أكثر تعقيدا من تلك المجتمعات البسيطة.
E. coli O157:H7 bazı mandıralarda bulunmuştur ve sağlıklı sığırların bağırsaklarında yaşayabilir.كولي أو157:إتش7، وغالباً ما تصل إلى الخس عبر احتكاكه ببراز الحيوانات.
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.يدرس تاريخ علم الأحياء تطور الأحياء من الزمن القديم إلى المعاصر.
Ardından aşiretin Özalp'ta yaşayan 40 akrabası gözaltına alındı.وتم القبض على أربعة من التشاروا على قيد الحياة في سالسيبويدس.
Bu sebeple ki Finlandiya'da yaşayan çoğu Türk gencin annesi Findir.وهكذا، فإن العديد من المراهقين الأتراك لديهم أم فنلندية.
Dünya'da yaşayan tek kişiler artık kardeşlerdir.العائلة الوحيدة الموجودة في هذه البلدة هي آل القاق.
Esaret içinde kutup ayıları 30 yıl yaşayabilmekteler.ومن الجدير بالذكر أنه يمكن للدب القطبي أن يعيش حتى 30 عاماً في الأسر.
Amerika'da yaşayanların çoğu Güney Amerika'da yaşar.تستوطن معظم دول أمريكا الجنوبية.
Kırk erenlerin sonsuza kadar yaşayacağına inanılır.بعض الأصدقاء بقوا معنا إلى الأبد. "
Seattle'da yaşayan nüfusun %12'si 65 yaşın üzerindedir.في جودبور، 14 في المئة من السكان تقل أعمارهم عن ست سنوات من العمر.
Fifanın yaşayan 125 en iyi futbolcusu listesindedir.أفضل 125 لاعب كرة قدم حي.
2015 yılında kullanılacak slogan "Drømmen lever" (Yaşayan rüya).(2015) عشيقة أمريكا "Fire In Dreamland".
Avustralya'da yaşayan keseli hayvanlardan vombatların dışkısı kare biçimindedir.في اسكتلندا، معبر الماشية علامة التحذير من الفيلة المعدلة مخرب.
Şorlar, Rusya'da yaşayan bir Türk halkı.تركي: هو المواطن الذي يعيش في تركيا.
Yaşayanların çoğu nüfusu tahminen 20 bin olan Summerside şehrinde yaşarlar.حوالي 300,000 نسمة يعيشون ضمن مسافة 20 دقيقة من مركز بلدة سويندون.
Yaşayan türlerin %40'ı Afrika'da bulunur.24% من تلك الوفيات تحدث في أفريقيا.
İki ülkede yaşayan halkların birbirleri ile ilişkileri ülkelerin kuruluşlarından öncesine dayanmaktadır.وفي عام 1999، ازدادت العلاقات بين البلدين مرة أخرى إلى مستوى نشاط الوزارات.
Ardından yörede yaşayan Rumlar'ın büyük bir kısmı ise İstanbul'a göç etmeye zorlanmıştır.وما زال بعض سكان الإقليم يطالبون بإلحاقه إلى بريتاني.
Helena Bonham Carter, Jenny rolünde: Spectre'de yaşayan, boşanmış piyano öğretmeni.قامت هيلينا بونهام كارتر بدور جينى معلمة البيانو المطلقة والمقيمه في سبارتشا.
Bu deyimi Zanzibar, Tanzanya ve Kenya'da yaşayan halk yaygın kullanmaktadır.وتستخدم هذه العبارة بشكل شائع في زنجبار وكينيا.
Serbest yaşayanların ömür uzunluğu hakkında bilgi yoktur.لا يعرف الباحثون شيئا عن حياته ألبتة.
Mahallede yaşayan ailelerin hepsi akrabadır.كلنا شركاء في الوطن.
2006 rakamlarına göre; Amerika'da yaşayan insanların 1.516.126 Danimarka soyundan gelmektedir.ذكر أن ما مجموعه 1,516,126 من الأمريكيين ذو أصول دانماركية في مسح 2006 للمجتمع الأميركي.
Ölüler, tüm yaşayanları alt edecek!سأجعل الحياة بائسة لكل من يبقيهم.
Menoraji yaşayan kadınlar ise demir eksikliğine karşı daha hassastır.وبشكل عام النساء أكثر عرضة من الرجال للإصابة بفقر الدم بعوز الحديد.
Esaret altında yaşayan kuşlar 35 yıldan fazla yaşamışlardır.أما الطيور اللتى تعيش تحت الأسر قد تصل اعمارها إلى 35 عام.
New Orleans'ta yaşayan Amerikalı bir özel araştırmacı.هو مصور أميريكي مستقر في نيويورك.
Beldede yaşayan halk genelde iyi eğitim almış insanlardan oluşmaktaydı.عموما يعد السكان في سويسرا قد تلقوا تعليما جيداً.
Sığ denizlerin çekilmesiyle bu sularda yaşayan pek çok canlı türü yok olmuştur.وقد تم العثور على العديد من المخلوقات الغريبة في المياه العميقة هناك.
Yırtıcı şekilde yaşayan kuşlardır.وهي من الطيور المُهددة بالانقراض.
Yüzbaşı Lebyadkin kentte yaşayan bir emekli asker.العريف عبد القادر, العسكري المتقاعد في البصرة.
Ayrıca Diyarbakır'da yaşayan Reşkotanlar da vardır.هناك أيضا "جيوب مورغاني" أخرى موجودة في البلعوم.
Kent içinde yaşayan 10 aileden 3'nin gelir seviyesi ABD "ulusal fakirlik eşiği" altındadır.المقياس الأكثر شيوعاً للفقر في الولايات المتحدة هو "عتبة الفقر" التي وضعتها الحكومة الأمريكية.
Susuz yaşayamazsın.لا تستطيع العيش بدون ماء.
Doktorlar, White'ın sadece altı ay yaşayacağını öngördüler.Os médicos predisseram que White teria apenas seis meses de vida.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.A primeira tem apenas dez células vivas (o que se provou que é o mínimo).
Ülke dışında yaşayan Arjantinliler Arjantin Büyükelçiliği veya Konsolosluğunda aynı prosedürü takip etmelidir.Argentinos residentes no exterior devem seguir o mesmo procedimento no consulado argentino.
Hamster - Ayrıca Dr. Bigby laboratuvarında yaşayan bir akıllı bir hamster.Hamster - Um hamster inteligente que também vive no laboratório do Dr. Bigby.
O içimde yaşayan bir erkek.Ele é o menino que vive dentro de mim.
Bir insan üzerinde yaşamadıkları zaman, üç günden fazla yaşayamazlar.Quando não se encontram ligados a um ser humano, eles são incapazes de viver para além de três dias.
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.As estimativas do número de muçulmanos na França variam amplamente.
Şarap, doğal ve yaşayan bir üründür.O vinho é um alimento natural e perecível.
385 yılında çıkardığı bir kararname ile rahipleri eşleriyle birlikte yaşayabileceği konusunda hüküm verdi.Escreveu um decreto no 385, afirmando que os padres deveriam parar de conviver com suas esposas.
Ağaç 100 yaşına kadar yaşayabilir.A árvore pode viver mais de cem anos.
Karl trenden ayrılır, ama diğerleri rejenerasyon sonrası hafıza kaybı yaşayan Doktor ile kalır.Karl sai, mas os outros seguem a Doutora, que sofre de amnésia pós-regenerativa.
Çoğunlukla 0 ve 1 sırasıyla ölü ve yaşayan hücreleri temsil etti.Com frequência 0 e 1 representavam células mortas e vivas, respectivamente.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.Acho que as sociedades que procuram o bem, o amor e a beleza viverão sempre em paz.
Makalenin yazarı 1890 yılında bu hikâyeyi bilen, hala yaşayan birkaç kişi olduğunu yazmıştır.O autor do artigo escreve que, em 1890, havia poucas pessoas ainda vivendo que conheciam a história.
15-20 yıl yaşayabilir.Podem viver de 15 a 20 anos.
Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan olsa da orada yaşayan Yahudi aileleri de vardır.A população é predominantemente muçulmana, mas há também famílias judaicas que residem lá.
White, AIDS ile yaşayan çocuklar için çok sayıda yardım kampanyasına katıldı.White participou de numerosos eventos em prol de crianças com aids.
Dizinin oyuncu kadrosu Serenityde yaşayan dokuz kişidir.O elenco principal retrata os nove personagens que moram na Serenity.
Varsayıma göre insanlar doğru olmayan bir şeye inanırlarsa sürekli kuşkular yaşayacaklardır.A assunção é que, se as pessoas acreditam em algo falso, irão ser constantemente assoladas por dúvidas.
2010 nüfus sayımı, Çin'de yaşayan yabancı vatandaşların sayısını 593.832 olarak kaydetti.O censo de 2010 registrou um total de 593 832 cidadãos estrangeiros que viviam na China.
Kuzey krili (Meganyctiphanes norvegica), Kuzey Atlantik Okyanusunda yaşayan bir kril türüdür.O krill-do-norte (Meganyctiphanes norvegica) é um crustáceo que vive no Atlântico Norte.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.O número de pessoas vivendo abaixo da linha de pobreza caiu de 30% em 2000 para 14% em 2008.
İki alt türü bulunur; güneyde yaşayan S. s. sibilatrix ve kuzeyde yaşayan S. s. fostersmithi.Existem duas subespécies: S.s. sibilatrix, do sul, e S.s. fostersmithi, do norte da América do Sul.