yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu kuşlar her yerde yaşayabilirler.Questo uccello vive in tutto il mondo.
Yaşayan yosun hayvancıkları, Linnean sınıflandırma sistemiyle uygun bir şekilde sınıflandırılmaktadır.Tradizionalmente, i gruppi animali sono classificati all'interno di un sistema basato sul rango di Linneo.
Kentsel alanlarda yaşayan nüfusun oranı, 1980 yılında %20'den 2014 yılında %50'den fazlaya çıktı.La percentuale di popolazione che vive con meno $1 al giorno si è dimezzata in 20 anni.
İlçede yaşayanların birçoğu emekli, geri kalan kısmı ise tarım ve hayvancılık ile uğraşmaktadır.La maggior parte degli abitanti sono contadini, mentre il resto lavora nei servizi e nel commercio.
1959) 1 Şubat Frank Buckles, I. Dünya Savaşı'nın Amerikalı yaşayan son gazisi (ö.Frank Buckles, ultimo sopravvissuto statunitense della prima guerra mondiale; cavaliere.
Daha sonrasında bu yaşayan kişiler katliamı aktardılar.Da allora cercarono di giustificare il massacro.
Kraliçe arılar 5 seneye kadar yaşayabilirler.La regina può vivere anche 4 o 5 anni.
Tuna nehrinde yaşayan bir türü Abramis brama danubii adını taşır.Nel mar Mediterraneo è presente la specie Brama brama.
Bizim gibi yaşayan insanlar, bizimkiler gibi kentler anlatılıyor.Il terreno subvolvano è disseminato di campi e città, proprio come il nostro mondo.
Edward Cole’a kanser teşhisi konur ve 6 ay, en iyi ihtimal ile bir yıl yaşayacağı söylenir.Gli venne diagnosticato un cancro polmonare, sei mesi di vita al massimo.
İtalya'da yaşayan göçmenlerin ülke içindeki dağılımı ise oldukça dengesizdir.La parziale dispersione nel resto d'Italia testimonia l'immigrazione interna.
Rose Tyler, Londra'da yaşayan sıradan bir genç kızdır.Rose Tyler è una ragazza che lavora come commessa nella Londra del ventunesimo secolo.
Bu çocukların on tanesi yaşayabildi (üç erkek ve yedi kız).Nella casa entrano sei persone (tre ragazze e tre ragazzi).
Pasifik adalarından Yeni Kaledonya'da yaşayan karga türüdür.Oggetto in fibra vegetale proveniente dalla Nuova Caledonia.
Uzun boyunlu, kalın gagalı, sığ sularda yaşayan kuşlardır.Occhi ben sviluppati, ocelli assenti.
Eskiden yaşayan insanların bulunmadığı bir mahalledir.In un quartiere dove difficilmente la gente collabora.
İğdecik mahallesinde yaşayan halkın %90'ı Türkmen soylu Manavlardan gelmektedir.Circa il 90% dei pappagalli turchesi risiede nel Nuovo Galles del Sud.
Bu hareket ciddi mali sıkıntılar yaşayan şirkete 51 milyon £ kazandırdı.L'accordo apporta £ 51.000.000 alla Società, che in quel momento storico era in gravi difficoltà finanziarie.
2015 yılında kullanılacak slogan "Drømmen lever" (Yaşayan rüya).Ordinanza balneare sull'utilizzo del demanio marittimo - Anno 2009.
Bu tür önceden Kuzey Yarımkürede yaşayan kılkuyruk ile aynı tür içinde sınıflandırılmıştır.Vi era in passato un'identica cappella in prolungamento del braccio settentrionale.
Yaşayan plasentalı memeliler içinde bilinen en fazla diş içeren dentisyon formülü: 3.1.4.33.1.4.3'dür.La formula dentaria era 3.1.4.3/ 3.1.4.3.
Hatta son zamanlara kadar soyadı çaputçu olan mahallede yaşayan aileler vardı.Ci sono anche quartieri che hanno da poco il loro nome.
Kafestekiler 30-40 yıl yaşayabilir.Questo squalo può vivere dai 30 ai 40 anni.
Sensiz yaşayamam.Я не могу жить без тебя.
Yasaya uyacağım.Я буду соблюдать закон.
Yaşayanların sayısı ölülerinkinden daha azdı.Выживших было меньше, чем погибших.
Kyoto'da yaşayan bir amcam var.У меня есть дядя, который живет в Киото.
Tom'un Boston'da yaşayan bir sürü arkadaşları var.У Тома много друзей, живущих в Бостоне.
Balık suyun dışında yaşayamaz.Рыба не может жить вне воды.
İnsan parasız yaşayamaz.Без денег нельзя выжить.
Hiç kimse yiyecek olmadan yaşayamaz.Никто не может прожить без еды.
Kaktüsler kuru yerde yaşayan bitkilerdir.Кактусы - это растения, которые растут в сухих местах.
Öyle içmeyi sürdürürse, sorun yaşayacak.Если он продолжит так пить, у него будут проблемы.
Sami, Leyla olmadan yaşayamaz.Сами не может жить без Лейлы.
Artık yaşayamam.Я не могу больше жить.
Tüm hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, yeryüzünde yaşayan her tür canlı gemiyi terk etti.Все звери, и все гады, и все птицы, все движущееся по земле, по родам своим, вышли из ковчега.
Bakın şu övüngen kişiye, niyeti iyi değildir. Ama doğru kişi sadakatiyle yaşayacaktır.Вот, душа надменная не успокоится, а праведный своею верою жив будет.
Çalışmadan yaşayabilir misin?Ты можешь жить без работы?
Doktorlar, White'ın sadece altı ay yaşayacağını öngördüler.Врачи давали Уайту лишь 6 месяцев жизни.
Parvana, Taliban kontrolündeki Afganistan'da yaşayan bir kız çocuğudur.Парвана — девочка, живущая в контролируемом талибами Кабуле, столице Афганистана.
Çünkü o gün yeryüzünde yaşayan herkesin başına gelecek.В этот день Земля поглощает клятвопреступников и клеветников.
385 yılında çıkardığı bir kararname ile rahipleri eşleriyle birlikte yaşayabileceği konusunda hüküm verdi.Указ 385 года гласил, что священники должны прекратить сожительство с жёнами.
New York'un Upper West Side'da en yakın arkadaşı Grace Adler ile birlikte yaşayan bir avukattır.Он является юристом, живущем в Верхнем Вест-Сайде в Нью-Йорке вместе со своей лучшей подругой Грейс Адлер.
İlk aşkı unutmayan, sonuncusunu da yaşayamaz.Кто не забудет своей первой любви, не узнает последней.
Avrupa jaguarı büyük bir olasılıkla yalnız yaşayan bir hayvandı.Европейский ягуар вёл, вероятно, одиночный образ жизни.
Pilot bölüm genel olarak dizininin New York'ta yaşayan altı ana karakterini tanıtır.В пилотном эпизоде представлены шесть основных персонажей сериала, проживающих в Нью-Йорке .
İmparator penguenlerin çok az düşmanı vardır ve 50 yaşına kadar yaşayabilirler.У императорских пингвинов существует немного врагов, и естественный возраст этих птиц может достигать 25 лет.
And kedisi, aynı bölgede yaşayan pampa kedisine oldukça benzer.Андская кошка внешне сильно напоминает пампасскую кошку, обитающую в том же регионе.
Yakın tarihli habere göre, Kürt bölgesinde yaşayan 400-730 Yahudi ailesi var.По последним сообщениям в регионе Иракского Курдистана проживают от 400 до 730 еврейских семей.
Bu durum bentik alanda yaşayan tüm canlılar üzerinde olumsuz bir etki yaratmıştır.Которая, кстати, привела к нечеловеческим прорывам во всех областях.
Makalenin yazarı 1890 yılında bu hikâyeyi bilen, hala yaşayan birkaç kişi olduğunu yazmıştır.По словам автора, в 1890 году ещё были живы люди, которые могли подтвердить факт совершения такой сделки.
Kabil'in içinde yaşayan benim!Я ж казак ещё живой!
Film aynı apartmanda yaşayan üç farklı karakterin hayatını anlatmaktadır.Фильм рассказывает о трёх женщинах, живущих в одной квартире.
Öte yandan karanlıkta ise görmede sorun yaşayabilirler.Увидеть его можно только в темноте.
1994'te "Yaşayan En Büyük Fransız Yazar" seçildi.В 1994 году избран величайшим из живущих писателей, пишущих по-французски.
Özbekistanlı Kırgızlar – Orta Asya'nın Özbekistan Cumhuriyetinde yaşayan Türk dilli halklardan biri.Təkəli или Təkəli eli) — одно из тюркских племен, входивших в племенное объединение кызылбашей.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.Большая часть жителей — пожилые люди.
Adalarda yaşayan cüce fillerin soyunun tükenmesi adaya insanoğlunun ayak basmasıyla bağlantılandırılmamıştır.Вымирание островных карликовых слонов не было связано с прибытием на острова человека.
Ağaç 100 yaşına kadar yaşayabilir.Один куст может жить до ста лет.
Eğer bu durum sağlanmazsa kayıp yaşayacaklardır.Если же они не смогут, то потеряют жизни.