yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.No habría más que esperar y recoger los frutos maduros».
Asher Wertheimer, Londra'da yaşayan ve sanat simsarlığı yapan zengin bir yahudiydi.Obermayer, que era ciudadano suizo, era Doctor en Derecho y marchante de vinos en Wurzburgo.
Bütün dersler uygulamalıdır ve deneyerek, gözlemlenerek, yaşayarak gerçekleştirilir.Esta es una sabiduría que toma vidas enteras de escuchar, observar y experimentar...
İlde yaşayan insanlara Mayennais denilmektedir.A los infectados se les llama majini.
Japonya'da yaşayan öğrenci bir kızdır.Es una chica normal que estudia secundaria en Japón.
Kadınlar 40 yaşın üstüne kadar yaşayabilirler.Pueden vivir hasta los 40 años.
Yaşayan en yaşlı Bolşevik olarak 1984 yılında tekrar Parti’ye kabul edilir.En 1983 participó del Acto del Obelisco.​ Es electo nuevamente diputado en 1984.
Afrika pençeli kurbağası (Xenopus laevis), Pipidae familyasından Güney Afrika'da yaşayan bir kurbağa türü.La rana africana de uñas (Xenopus laevis) es una especie acuática de anuro sudafricano de la familia Pipidae.
Devletimde barış içinde yaşayacaklar.Creo en la posibilidad de vivir en un país en paz.
Gılgamış Destanı'nda Ninsun Uruk'ta kral olan oğluyla beraber yaşayan bir insan, kraliçe olarak geçer.En el Poema de Gilgamesh, Ninsun es retratada como una reina humana que vive en Uruk con su hijo como rey.
Bunlar göçebe ve yerleşik yaşayanlara acı deneyimler yaşattılar.Llega a ser muy perjudicial para las personas y seres vivos que aquí habitan.
Bölgede yaşayan birçok Dürzî, sürgün edildi.Muchos personajes de renombre en la zona debieron partir al exilio.
Boyoz - İzmir'in Yaşayan ve Unutulmuş Unluları.El Bogotazo, Memorias del Olvido.
Dünyada yaşayan en hızlı darbeci hayvandır.¿Cuál es el animal más resistente del mundo?
Hava yoksa insan on dakika bile yaşayamaz.In assenza di aria, l'uomo non sopravvivrebbe nemmeno dieci minuti.
Bu şehir, yağmur yağmazsa yakında şiddetli bir su sıkıntısı yaşayacaktır.Se non pioverà presto, questa città andrà incontro a una grave siccità.
Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.Mi stavo solo chiedendo se siete riusciti a trovare un posto in cui vivere.
Bizimle birlikte yaşayacağınızı düşündüm.Pensavo che avreste vissuto insieme a noi.
Sonsuza kadar yaşayacakmışsın gibi hayal et. Bugün ölecekmişsin gibi yaşa.Sogna come se dovessi vivere per sempre. Vivi come se dovessi morire oggi.
Bu acıyla nasıl yaşayacağımı bilmiyorum.Non so come vivere con questo dolore.
İspanya'da yaşayan bir arkadaşım var.Ho un'amica che vive in Spagna.
İlki sadece 10 yaşayan hücreye (minimum olduğu kanıtlanan) sahiptir.Il primo ha solo 10 celle vive (che sono state dimostrate essere il minimo).
Fransa'da yaşayan Müslümanların sayısı konusundaki varsayımlar oldukça değişkendir.Le stime sul numero dei musulmani in Francia variano molto.
Film, “Yaşayan ya da ölü insanlara her benzerlik yalnızca tesadüfidir.Il film si apre con un avvertimento: «Any resemblance to people living or dead is purely accidental...
500 yıl veya daha uzun süre yaşayabilir ve bazı makamlara göre sıklıkla 1000 yaşına ulaşır.Generalmente vive 500 anni, occasionalmente può raggiungere i 1.000 anni.
Yasaya göre 45 yaşında veya aşmış bir Çin vatandaşı olmalıdır.Deve essere un cittadino cinese di almeno 45 anni di età.
Musdağ (Buzdağ)’da yaşayan bir hakandır.Il Corano è un essere vivente.
Bugün yaşayan tek temsilcisi Dugong (Dugong dugong).Sono presenti anche ampie popolazioni di dugongo (Dugong dugon).
Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası getirilmiştir.Per i contravventori sono previste pene detentive e pecuniarie.
Mehmedbeyova hâlâ yirmi yaşlarında yaşayan bir ikon haline geldi.Leyla Mammadbeyova divenne un'icona vivente quando aveva ancora vent'anni.
Eğer bu durum sağlanmazsa kayıp yaşayacaklardır.Se non dovesse riuscirci, questi perderanno la vita.
1929'dan beri beraber yaşayan Dalí ve Gala, 1934'te bir devlet nikâhıyla evlendiler.Dalí e Gala, dopo aver convissuto a partire dal 1929, si sposarono nel 1934 con una cerimonia civile.
Varsayıma göre insanlar doğru olmayan bir şeye inanırlarsa sürekli kuşkular yaşayacaklardır.L'assunto è che, se la gente crede in qualcosa di falso, sarà costantemente assalita dai dubbi.
Dizide Helen Hunt ve Paul Reiser New York'ta yaşayan yeni evli bir çifti canlandırmaktadırlar.Paul Reiser ed Helen Hunt interpretano una giovane coppia sposata che vive a New York.
Aşağıdaki liste şu an yaşayan ve supercentenarian olan kişilerdir yaşı 110 veya daha yaşlı olan kişilerdir.Un supercentenario è un individuo umano che ha raggiunto o superato i 110 anni di vita.
Sarah Clarke, Renée Dwyer: Bella'nın Arizona'da yeni kocası Phill ile yaşayan annesi.Sarah Clarke è Renée Dwyer, madre di Bella che rimane a vivere in Arizona, con il suo nuovo compagno Phil.
Toplu halde yaşayan bir kuş değildirler ve nadiren büyük sürülerde görülürler.Ora non è bellissimo, ad eccezione dei grandi occhi scuri".
Çünkü aileyle yaşayan ve Alzheimer hastası olan babası için endişelenmektedir.È preoccupato per il padre anziano e malato di Alzheimer.
İrini Atina'da yaşayan bir soylu aileye, Sarantapechos ailesine mensuptu.Irene nacque in una nobile famiglia di Atene chiamata Saratanpechos.
Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan olsa da orada yaşayan Yahudi aileleri de vardır.La popolazione è in prevalenza musulmana, ma vi risiedono anche famiglie di ebrei.
1985 yapımı zombi filmi Yaşayan Ölülerin Dönüşü'nde yer almıştır.Nel 1985 è stato protagonista del cult movie Il ritorno dei morti viventi.
Almanca, Avrupa Birliği içinde yaşayan yaklaşık 90 milyon kişinin (%18) anadilidir.Il tedesco è la lingua principale per circa 90 milioni di persone (18%) nell'Unione europea.
Jennifer Simpson, Romsdalen, Norveç'te yer alan Granite Yetimhanesinde yaşayan bir çocuktur.Jennifer Simpson è una quattordicenne che vive nell'Orfanotrofio Granite a Romsdalen, in Norvegia.
Avrupa jaguarı büyük bir olasılıkla yalnız yaşayan bir hayvandı.Il giaguaro europeo, probabilmente, era un animale solitario, forse abitante delle foreste.
Yaşayacak çok az zamanı kalmıştı" dedi.Mi resta poco da vivere oramai!".
Valencia, Kaliforniya'da yaşayan Posey'in Jesse ve Derek adında iki erkek kardeşi vardır.Ha vissuto a Valencia, in California, e ha due fratelli, Jesse e Derek.
Gary Hedges: Watterson'ların evlerinin karşısında yaşayan kişidir.Gary: Un alce viola che abita vicino i Watterson.
Bu gelişme, düzlüklerde yaşayanlara büyük bir dezavantaj getiriyordu.Tale svolta fu dolorosa per chi viveva stanzialmente nelle pianure.
Vahşi olarak yaşayan nüfusu 420 olarak tahmin edilmektedir.La popolazione residua in natura è stimata intorno ai 420 esemplari.
1982'de ilk filmi Jivaya raduga'yı (Yaşayan Gökkuşağı) yönetti .Nel 1982 ha diretto il suo primo film, Živaja raduga (Arcobaleno vivente).
Diğerleri - Lost adlı Amerikan televizyon dizisinde, adada yaşayan kurgusal karakterlerdir.Q – personaggio della serie televisiva Le isole perdute.
Ve adam yaşayan can oldu.”Un uomo che ha vissuto".
Sürü şeklinde yaşayan, barışçıl balıklardır.Pesce abbastanza pacifico, vive in gruppo.
Kuzey Frizya da yaşayan ortalama 165.000 nüfus dan yaklaşık daha 10.000 kişi Frizce konuşabiliyor.Su 164.000 abitanti delle zone della Frisia Settentrionale, 10.000 parlano ancora frisone.
Neron'un içinde yaşayan benim!È fra le vittime di Nerone.
18 yıla kadar yaşayabilirler.Possono vivere sino a 18 anni.
Amerikalılar, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan insanlar.Per me, per tutti coloro che amano l'America.
Uzun ömürlü bir ağaç olup, yaklaşık 2000 yıl kadar yaşayabilir.Grande albero sempreverde che può vivere per più di mille anni.
Bu alt tür, konakçı olmadan ancak birkaç gün yaşayabilir.Esso è in grado di sopravvivere senza un ospite per pochi giorni.
Yaşayan Ölülerin Gecesi'nin ilk gösterimi 1 Ekim 1968'de Pittsburgh'daki Fulton Theater'da yapıldı.La prima del film fu il 1º ottobre 1968 al Fultom Theatre di Pittsburgh.

İlgili Sayfalar