yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Köyde yaşayan hiç kimsenin Bulgaristan ile doğrudan bir bağlantısı bulunmamaktadır.El problema es que nadie en la localidad conocía a la verdadera señora Corban.
Herkes rutin hayatını yaşayabilmektedir.Cada red funciona a su manera.
Latin Amerika'da yaşayan üç tapir türünden biridir.Es una de las cuatro especies de tapir existentes en América.
Yusuf beş yıldır annesi ile yaşayan bu uzak akrabadan habersizdir.Yusuf no conocí a Ayla, que llevaba cinco años viviendo con su madre.
Günümüzde yaşayan kırsıçanımsı türleri gayet küçük boy memelilerdir.Si se los socializa desde pequeños son muy buenas mascotas.
Yaşayan kütüphane – sadaka.Espina bífida Mielomeningocele Biblioteca de Salud: Espina bífida.
Denizlerde yaşayan omurgasız hayvanlarda iç parazit olarak yaşarlar.Vive en zonas marinas ya que es un animal marino.
Bununla beraber, bir durumda üstün olmayan herhangi kimse dahi bu duyguyu yaşayabilir.En este, incluso un hombre alto no sobreviviría.
Kuzeyde yaşayan türler güneye göç eder.Es probable que algunas especies migren hacia el norte.
Bölgede yaşayanların çoğu tarafından yenilen temel gıda balıktır.El alimento básico para la mayoría de los habitantes de la zona es el pescado.
Yaşayan canlılarla simbiyozdurlar dolayısıyla onlar olmadan hayatlarını sürdüremezler.Los insectos no pueden sobrevivir sin sus simbiontes.
Cleopatra Biggles: Kilmore Koyu'nda yaşayan kedilere düşkünlüğüyle bilinen bayan.Miss Biggles (Cleopatra Biggles): Amante de los gatos y vecina de Kilmore Cove.
4 yaşında ergiliğe ulaşan bu kakadular 50 yıla kadar yaşayabilirler.Son cautivos resistentes, capaces de vivir hasta 50 años.
İslam, Kamboçya'da yaşayan Çamların çoğu ve Malay azınlıkların takip ettiği dindir.El Islam es la religión de la mayoría de las minorías cham y malayas en Camboya .
Keçi:Çiftlikte yaşayan bir keçidir.Salvaje: Es la cabra que tiene Pedro en su casa.
Huzur ve sevinci tanıyacak, Mükemmel bir mutluluk içerisinde yaşayabilmemiz için.Esperemos que encontrará la paz y la alegría en algún momento.
Yaşayan insanlar kendilerini göremezler.A estas criaturas nadie vivo puede verlas.
Ailenin diğer ülkelerde yaşayan dostları ve akrabaları da teker teker Vermalara gelir.Familiares y amigos del padre, de vez en cuando, pueden aparecer en algún episodio.
Bunlar, değişiklik dönemlerinin, bu değişiklikleri yaşayanların aracılığıyla doğrudan anlatımıdır.Estos movimientos se explican por los cambios en los modos de vida.
Derin sularda yaşayan diğer ahtapot türleri gibi, Bathypolypus arcticusun mürekkep keseleri yoktur.Al igual que muchos cefalópodos de aguas profundas, el calamar vampiro carece de depósitos de tinta.
Kaçin bölgesinde yaşayan ve nüfusu 1.2 milyon olan bu kişiler Jingpo olarak da bilinmektedir.La mayoría de los 1,4 millones de habitantes del Estado son de la etnia kachin, también llamada jingpo.
Bugün, Türkiye'de yaşayan Kosova Türklerinin az sayılmayan bir kısmı Priştine kökenlidir.Hoy en día sólo una pequeña parte de la industria de entretenimiento japonés está prohibida en Corea.
Köyden, Uşak ilinde yaşayanlar ticaret ile uğraşmaktadırlar.Y la gente del mismo pueblo ayuda al mayordomo con sus tareas.
Yaşayan halkın Torul'dan gelmesi nedeniyle, karadeniz kültürü hakimdir.Si estoy acá, es porque ésta es la parte cultural de la feria.
Yalnızca bir cins Dendrocygna ve bu cinsin içinde yaşayan sekiz tür içerir.Incluye sólo un género, Dendrocygna, que agrupa ocho especies.
Yahudi Kübalılar, Kübalı Yahudiler veya Yahudi kökenli Kübalılar Küba'da yaşayan bir etnik ve dini grup.Cubanos judíos, Judíos cubanos, o los cubanos de ascendencia judía, han vivido en Cuba durante siglos.
Bir süre İsviçre'de yaşayan aile, daha sonra Güney Fransa'nın Nice kentine yerleşti.Visitó, antes de llegar a su destino, algunas ciudades del sur de Francia.
Bir insan üzerinde yaşamadıkları zaman, üç günden fazla yaşayamazlar.No puede vivir fuera de un ser vivo por más de unos breves instantes.
Köyde yaşayan birçok kişi de filmde figuran olarak rol almıştır.Se puede ver a gran cantidad de habitantes del municipio como figurantes en el filme.
Bölgede yaşayan halkın Şenköy ismini kullanmaması bundan kaynaklanır.De ella toma surge la denominación no oficial de la zona.
2009-10 sezonunda takım, Football League Two ikinciliği yaşayarak Football League One'a yükseldi.En la temporada 2008/2009 ganó la Football League Two y subió a la Football League One.
Babası Brezilya'da yaşayan Suriye asıllı bir Yahudi'dir.Su madre es una judía iraquí que vive en Israel.
Manav Halil kendi halinde yaşayan bir adamdır.Garrison sigue siendo un hombre por dentro.
Alınan bu göçler Dünya'nın başka yerlerinde yaşayan Yahudilerin ülkeye yerleşmesinden kaynaklanıyordu.Estos asentamientos fueron formados por inmigrantes provenientes de otros estados de la república.
Yaşayan 3 türü bulunur ve her üç tür de nispeten kabacadır.Hay tres especies en el género, todos arbustos caducifolios.
Erkekleri ise 5 yıl gibi daha kısa yaşayabilirler.Los machos, sin embargo, tienden a vivir una vida mucho más corta de hasta cinco años.
Ancak kızı fazla yaşayamadı ve doğduktan kısa süre sonra öldü.No llegó a conocer a su madre, que falleció poco tiempo después de su nacimiento.
Ölmeden önce yaşayan son Alman mareşaliydi.Fue el primer rey de los alemanes que fue asesinado.
Ortalama 25-30 yıl kadar yaşayabilirler.Pueden vivir entre 25 y 30 años.
Selçuklular ondan önce çekilmişlerdir oda yaşayan haçlıların kurtarılmasını yönetmiştir.Los coureur des bois precedieron a la era de los voyageurs, y éstos parcialmente les sustituyeron.
Sovyet halkı: Sovyetler Birliği'nde yaşayan yurttaşları betimleyen ön ad.Unión Soviética Unión Soviética - Heredados por sus estados sucesores.
7000 metreye kadar derinlikte yaşayabilirler.Pueden vivir en profundidades de hasta 800 m.
(Dörtlü: Prima che d'altri vivere - "Baskasının olarak yaşayacağıma").(Página 281) -“ No hay nada más terrible que vivir fuera de su propia esfera.”
Yalnızca Brezilya'da yaşayan bir çeşit maymun türü.Uma nova especie do Brasil.
Yaşayan bütün türler İndriinae alt familyasına aittir.La propiedad pertenece aún a lejanos descendientes de la familia Sévigné.
Malta'da ilk yaşayan insan belirtileri Yeni Taş Çağına dayanmaktadır.Los primeros vestigios de población humana se remontan a la Edad de Piedra.
Adada yaşayan birçok sivil Japonya'ya kaçmıştır.Muchos de estos funcionarios huyeron de la isla durante la invasión japonesa.
İlde yaşayan insanlar Loir-et-Chériens olarak adlandırılmaktadır.Su gentilicio francés es Loir-et-Chériens.
Bafour'ları Sahra'nın orta kesimlerinde yaşayanlar izledi.Tuvieron descendencia en que sigue la casa de Sástago.
Biyoloji tarihinde antik çağlardan günümüze yaşayan dünyanın incelenmesi ele alınmaktadır.La historia de la biología remonta el estudio de los seres vivos desde la Antigüedad hasta la época actual.
Her birinin kendi yasal konumları ve yasaya bağlı hakları vardır.Cada uno tiene su propia competición y sus propias reglas.
Hayvancılık ise yüksek köylerde yaşayan halkın geçim kaynağıdır.Es un pez popular deportivo, en los Estados que retienen suficientes poblaciones.
Bölgelerinde yaşayan Mûmak denen fil benzeri hayvanları savaşlarda kullanmaktadırlar.Las hormigas, por ejemplo, la emplean en disputas territoriales contra otras de su especie.
Bu göç sebebiyle köyde yaşayan nüfus her geçen yıl azalmakta ve haliyle yaş ortalaması da yükselmektedir.Tras caer la maldición sobre todo el pueblo, los vecinos también se convertirán cada 100 años.
Aynı yıl People dergisi tarafından 2005 yılı için "Yaşayan En Seksi Adam" seçildi.Fue nombrado el "Hombre Vivo Más Sexy" en noviembre de 2005.
Bir ölünün yaşayanlarla iletişim kurması mümkün müdür?¿Qué quieres decir con hablar con un muerto?
50 yıldan fazla yaşayabilir ve ömür boyu aynı eşle çiftleşirler.Necesitarán 15 años para poder vivir de su granja.
Bangladeş ve Hindistan dışında yaşayan popülasyonlar ise kritik tehlikede olarak değerlendirilmektedir.Siempre he considerado que estas leyes tanto en la India y Pakistán,son injustas en su mayoría.
Bireyler 40 yaşından fazla yaşayabilirler.Hay individuos que pueden vivir más de cuarenta años.
Hiç şampiyonluk yaşayamadı.No logró puntos de campeonato.