yaşaya ile cümle
yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Neredeyse tüm ülkelerde yoksul olarak yaşayan vatandaşlar bulunmaktadır.Casi todas las sociedades tienen ciudadanos viviendo en la pobreza.
Türklerden sonra, ülkede yaşayan en büyük etnik grup Kürtlerdir.Después de los turcos, el mayor grupo étnico en Turquía lo constituyen los kurdos.
Kuzeyde yaşayanları göçmendir.Es migratorio en el Norte.
15-20 yıl yaşayabilir.Pueden llegar a vivir entre 15 y 20 años.
Teorik olarak bir Bount bunu yaparak sonsuza kadar yaşayabilir.Algunos taoístas creen que pueden, en teoría, vivir para siempre.
Dizide Helen Hunt ve Paul Reiser New York'ta yaşayan yeni evli bir çifti canlandırmaktadırlar.El show muestra a Paul Reiser y a Helen Hunt como una pareja recién casada en la ciudad de Nueva York.
Evde yaşayan diğer aile üyeleri büyük annesi ve amcası Boniface Breton idi.En su casa vivían también su abuela materna y su primo Boniface Breton.
Ornithorhynchidae familyasının ve Ornithorhynchus cinsinin yaşayan tek temsilcisidir.Es el único representante vivo de la familia Ornithorhynchidae y del género Ornithorhynchus.
Ölüler, tüm yaşayanları alt edecek!¡Maten a los que queden!
Darbeden sonra bir sonraki on yedi buçuk yıl sürgünde yaşayacağı Brezilya'ya kaçtı.Posteriormente, se trasladaron a Brasil durante mes y medio.
Parvana, Taliban kontrolündeki Afganistan'da yaşayan bir kız çocuğudur.Parvana es una muchacha de once años que vive en Kabul en la época del gobierno de los talibanes.
Magnifico böyle bir yaşayan kızının olduğunu inkar eder.Magnifico niega que ella viva aún.
Diğer ülkelerde yaşayan Japonlar'a da nikkeijin (日系人) denilmektedir.La gente de ascendencia japonesa que vive en otros países recibe el nombre de nikkeijin (日系人).
Çok ürkek ve saklı yaşayan bir hayvandır.Es un animal muy huidizo y esquivo.
Avupa direyi Avrupa'da ve çevresindeki adalar ve denizlerde yaşayan bütün hayvanların bir listesidir.La fauna de Europa comprende todos los animales que viven en Europa y sus mares e islas circundantes.
Film, Romero'nun yönettiği altı filmlik Yaşayan Ölüler serisinin ilk filmiydi.Se disputa cuál fue la primera película de Romero.
Burada yaşayanların avcılıkla uğraştıkları söylenmektedir.Todavía hay familias que viven de su caza.
Daha sonra hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre'ye yerleşti.Vivió en Suiza hasta el final de sus días.
Orada yaşayanlar su ve beslenme ihtiyaçlarını karşılayamaz olur.Los pocos brasileños que viven allí tienen dificultades para conseguir agua y comida.
Yaşayan en büyük orkestra şeflerinden biri kabul edilir.Está considerado el director de orquesta vivo más importante del mundo.
Arızaya dayanıklılık ile nadiren sorun yaşayan sistemler arasında bir fark bulunmaktadır.Hay una diferencia entre tolerancia a fallos y sistemas que rara vez tienen problemas.
De Weldon bayrağı diken altı askerin yaşayan üç tanesinin hayatından hareketle heykeli yapmıştır.De Weldon hizo los retratos al natural de tres de los seis hombres alzando la bandera.
Ama belediye sınırları içinde yasayan şehir nüfusu küçülmektedir.La zona prohibida de la ciudad se reduce.
Böylece Âdem yaşayan varlık oldu.Aquel hombre pasó a ser un alma viviente.
Simun Petrus, “Sen, yaşayan Tanrı'nın Oğlu Mesih'sin” yanıtını verdi.Respondiendo Simón Pedro, dijo: «Tú eres el Cristo, el Hijo del Dios viviente».
Sıklıkla, yaşayan fosil olarak anılırlar.Se encuentran a menudo como fósiles.
Yani, insanlar doğumlarından itibaren bir yaşayarak öğrenme süreci içerisine girerler.Dice que la educación debe iniciarse desde el nacimiento.
Böylece makigiller familyası artık 20 yaşayan ve 2 soyu tükenmiş türden oluşur.La familia tiene dos géneros vivos y uno extinto.
Ben yaşadığım için siz de yaşayacaksınız.Yo también quiero que vivas más que yo.
Bu şekilde yaşayan insanlar, tamamen hayvanlarına bağlıdır.Para sobrevivir este pueblo depende mucho de sus animales.
Doktor Grenvil, Annina'ya Violetta'nın ancak iki üç saat daha yaşayabileceğini söyler.El doctor Grenvil le dice a Annina que Violetta no vivirá mucho puesto que su enfermedad ha empeorado.
Çoğu Slovakya'da yaşayan 6 milyon kişi tarafından konuşulur.Es hablado por casi cuatro millones de personas, principalmente en Lituania.
Filipinler'in Luzon bölgesinde yaşayan endemik bir türdür.Es una especie endémica de Luzon en las Filipinas.
Kuzey Kutbu'nda yaşayan insan toplulukları yoktur ve herhangi bir zaman dilimine sahip değildir.No hay presencia humana permanente en el polo norte y no hay zona horaria en particular asignada.
Yaşayanların çoğu yaşlıdır.Muchos de sus hablantes son ancianos.
20 Haziran 1955, Batum), Rusya'da yaşayan Gürcü asıllı iş adamı.20 de junio de 1955 en Batumi), empresario ruso de origen georgiano.
Seksen yaşına kadar yaşayabilir.Puede vivir hasta los 4 años.
Bu odada, 1981 yılında Amerika Birleşik Devletleri'ne göç edene kadar yaşayacaktı.Aquí permaneció hasta que emigró a Estados Unidos en 1981.
Helena Bonham Carter, Jenny rolünde: Spectre'de yaşayan, boşanmış piyano öğretmeni.Helena Bonham Carter es Jenny, instructora de piano, enamorada no correspondida de Edward.
Ülkenin büyük ölçüde çöllerle kaplı olmasından dolayı, ülke yaşayanların %90'ı kıyı şehirlerinde yaşamaktadır.Debido a inviernos duros, noventa por ciento de la población descienden a la costa durante esa estación.
Ölüler diyârı (toprağın altı) ile yaşayanlar diyârı (toprağın üstü) arasında dolaşırlar.Rendían culto a los muertos, a quienes colocaban en bóvedas de piedra cubiertas de lajas.
Kurosava'nın annesi, Osaka'da yaşayan bir tüccar aileden geliyordu.Procedía de una familia de comerciantes de Osaka.
Eğer bu durum sağlanmazsa kayıp yaşayacaklardır.Sin estas necesidades, lo olvidarían.
Novara'da yaşayanların ortalam yaşı 44dır ve bu İtalya ortalaması olan 42 üstündedir.La edad mediana de los ferrarenses es de 49 años, siendo la media italiana de 42 años.
Avrupa'da yaşayan kuş türlerinin neredeyse yarısı ötücü kuştur.Aproximadamente la mitad de las aves europeas son paseriformes del suborden de pájaros cantores.
Güneyde yaşayan ırklar tepeliklerini yıl boyu muhafaza ederler.Algunas razas meridionales conservan la cresta durante todo el año.
Jar Jar Binks:Galaksi Senatosu'nda Naboo'da yaşayan Gungan'ları temsil etmektedir.Ahmed Best como Jar Jar Binks, un senador representante de los Gungan de Naboo.
İnsanlara nasıl yaşayacağını dikte eder.Ella no está diciéndole a la gente cómo vivir sus vidas.
Normal olarak her hane ortalama beş kişi olarak hesaplanır..Mücerret ise yalnız yaşayan demektir.Hay que descartar la idea de que Ötzi fuera un cazador solitario; la caza siempre se realiza en partidas.
1959) 1 Şubat Frank Buckles, I. Dünya Savaşı'nın Amerikalı yaşayan son gazisi (ö.1 de febrero: Frank Buckles, último excombatiente estadounidense de la Primera Guerra Mundial (f.
Onların kızı Hilal Sezgin, Almanya'da yaşayan bir gazeteci ve yazardır.Su nieto Hasan Cemal es actualmente un conocido escritor y periodista en Turquía.
Küba devriminin lideri Fidel Castro ile uzun yıllar birlikte yaşayan ve ondan bir çocuğu vardır.Su colaboración con Fidel Castro y el estado cubano duró ocho años.
Kentte yaşayan Rostov asil ailesi açıklanmıştır.Se presenta entonces a la familia Rostov.
Evlendikten sonra da ailesiyle yaşayan çiftler bulunmaktadır.Recién casados que viven con sus parientes políticos.
Kıyısal bölgelerde yaşayan koalalarda görülen keneler dışında genellikle dış parazitleri yoktur.Normalmente no sufren de parásitos externos, excepto las garrapatas en las zonas costeras.
Dünya nüfusu ya da dünya insan nüfusu, dünya üzerinde yaşayan insan sayısını verir.La población mundial, el conjunto de todos los habitantes de la Tierra.
Tarahumara Meksika da yaşayan bir yerli halktır.Tehhuatl timexihcatl → Tú eres mexicano.
1963, Kahire, Mısır) New York'ta yaşayan ve çalışan çağdaş bir sanatçıdır.1964, Ghana) es un artista de arte contemporáneo de nacionalidad africana que vive y trabaja en Londres.
"Yaşayan ölülere ne oldu?".¿Qué pasó con esos infortunados?
2015 yılında kullanılacak slogan "Drømmen lever" (Yaşayan rüya).Vivo despacio 2009 "Humo" 1.