yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Susuz yaşayamazsın.No puedes vivir sin agua.
Mike'ın Şikago'da yaşayan bir arkadaşı var.Mike tiene un amigo que vive en Chicago.
Kyoto'da yaşayan bir amcam var.Tengo un tío que vive en Kioto.
Sapparo'da yaşayan bir arkadaşım var.Tengo un amigo que vive en Sapporo.
Hiç kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.Nadie puede vivir doscientos años.
Burada yaşayan herkes zengin değildir.No todos los que viven aquí son ricos.
Ben o tür bir hayat yaşayamam.No puedo vivir esa clase de vida.
insanlar çalışmak için yaşayacaklarına,yaşamak için çalışıyorlar.La gente trabajará para vivir, en lugar de vivir para trabajar.
Su olmasaydı, yaşayamazdık.Si no hubiera agua, no podríamos vivir.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacağım.El año que viene viviré en Sasayama.
Tom kızı Boston'da yaşayan bir adam tanıyor.Tom conoce a un hombre cuya hija vive en Boston.
Tom yaşayacak.Tom vivirá.
Ben onsuz yaşayamam.No puedo vivir sin ella.
İnsanlar Mars'ta yaşayamaz.Los humanos no pueden vivir en Marte.
Her zaman yalnız yaşayan biriydim.Yo siempre fui una persona solitaria.
Osaka'da yaşayan bir teyzem var.Tengo una tía que vive en Osaka.
O adada yaşayamazsınız.No podéis vivir en esa isla.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacak mısın?¿Vivirás en Sasayama en año que viene?
Paris'te yaşayan amcam bizi görmeye geldi.Mi tío que vive en París vino a vernos.
Onların yaşayacak hiç evi yok.No tienen una casa en la que vivir.
Almanya'da yaşayan bir arkadaşım var.Tengo un amigo que vive en Alemania.
Susuz bir gün daha yaşayamayız.No podemos vivir sin agua un día más.
Orada yaşayan insanlar bizim arkadaşlarımız.Los que viven ahí son amigos nuestros.
Kyoto'da yaşayan iki kız kardeşi var.Ella tiene dos hermanas que viven en Kioto.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.Quería vivir en Hokkaido, pero no pude.
Kamboçya'da yaşayacağım.Voy a vivir en Camboya.
Ben onunla yaşayabilirim.Puedo vivir con ello.
Tom olmadan yaşayamam.No puedo vivir sin Tom.
Türkiye'de yaşayan ve çalışan birçok arkadaşım var.Tengo muchos amigos que viven y trabajan en Turquía.
Rusya Federasyonu yaşayacak.La Federación Rusa vivirá.
Böyle yaşayamayız.No podemos vivir así.
Boston'da yaşayan bir kuzenim vardı.Tenía un primo que vivía en Boston.
Ben bu acıyla nasıl yaşayacağım?¿Cómo voy a vivir con este dolor?
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.Ninguna criatura puede vivir en el espacio.
Burada yaşayan insanlar bunu yapmayı biliyor.La gente que vive aquí sabe hacerlo.
Sensiz yaşayacağım.Viviré sin ti.
Eğer sol tarafında bir pencere açılırsa kıyamete kadar azab içerisinde yaşayacak.Cuando ella va a cerrar la puerta él sigue intentando seducirla recordándole su forcejeo antes ese día.
İkisi, Hampstead'da yaşayan diğer sanatçılarla birlikte fikirlerini paylaştılar.Ambos intercambiaron ideas con otros artistas que vivían en Hampstead.
O içimde yaşayan bir erkek.Él es el chico que vive dentro de mí.
Köyde yaşayanların çoğu Müslüman'dır.La mayoría de sus habitantes son musulmanes.
Hamster - Ayrıca Dr. Bigby laboratuvarında yaşayan bir akıllı bir hamster.Hamster - Un hámster inteligente que también vive en el laboratorio del Dr. Bigby.
Dizinin oyuncu kadrosu Serenityde yaşayan dokuz kişidir.El conjunto del reparto representa a los nueve personajes que viven en Serenity.
Özellikle günümüz İsrail topraklarında yaşayan Müslümanlarla da sorunlar yaşandı.También hubo conflictos con los musulmanes, especialmente en el área del actual Israel.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.Creo que las sociedades que buscan el bien, el amor y la belleza vivirán siempre en paz.
1985 yapımı zombi filmi Yaşayan Ölülerin Dönüşü'nde yer almıştır.En 1985 actuó en la película The Return of the Living Dead.
Bir tır parkında alkolik annesiyle yaşayan 17 yaşındaki bir kızı konu almaktadır.Se trata de una niña de diecisiete años que vive en un parque de caravanas con su madre alcohólica.
Aşağıdaki liste şu an yaşayan ve supercentenarian olan kişilerdir yaşı 110 veya daha yaşlı olan kişilerdir.Un supercentenario o superlongevo es aquella persona que ha alcanzado la edad de 110 años o más.
Butch - Tom ve Jerry düşmanı sokakta yaşayan siyah sokak kedisi.Butch - Un gato negro que vive en la calle que es el enemigo de Jerry y Tom.
Film aynı apartmanda yaşayan üç farklı karakterin hayatını anlatmaktadır.La película cuenta la historia de tres personajes que viven en un mismo edificio.
ABM temsilcileri "öğrenme", uyarlama ve üreme yaşayabilirler.Los agentes MBA pueden experimentar “aprendizaje”, adaptación y reproducción.
Aralık 1984'te teşhis konuldu ve sadece 6 ay yaşayabileceği öngörüldü.Se le diagnosticó la enfermedad en 1984 y le pronosticaron solo seis meses de vida.
Bretonlar, Fransa'daki Breton bölgesinde yaşayan bir Kelt etnik grup.Los bretones forman un grupo étnico situado en la región de Bretaña, Francia.
Po Dharma, Kamboçya'da yaşayan Müslüman Çamları bir gelenekçi dalı ve bir ortodoks dalına ayırt eder.Po Dharma divide al musulmán Cham en Camboya en una rama tradicionalista y una ortodoxa.
Napoleon - Bir fare gri Dr. Bigby bilimsel laboratuvar yaşayan arkadaşı Jerry.Napoleón - Un ratón gris amigo de Jerry, que vive en el laboratorio científico del Dr. Bigby.
O zaman nasıl yaşayabilirler?¿Cómo puedo entonces estar yo vivo?.
O, B612 Asteroidinde tek başına yaşayan bir prenstir.El Principito vive en el pequeño asteroide B612.
Ancak bunlar yaşayan temsilcilerinden daha büyük olmuşlardır.Aunque éstos son más grandes que los auténticos.
Günümüzde yaşayan en büyük etçillerin (kurt ve ayı) soyları tehlike altındadır.Hoy en día los carnívoros más grandes (lobos y osos) están en peligro de extinción.
18 yıla kadar yaşayabilirler.Puede llegar a vivir 18 años.
Litvanca, Letonca ile birlikte yaşayan iki Baltık Dili'nden biridir.El lituano es uno de los dos idiomas bálticos aún vivos (junto con el letón).

İlgili Sayfalar