yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Onun Tokyo'da yaşayan bir erkek kardeşi var.He has a brother who lives in Tokyo.
Tek başına yaşayacak kadar büyük değil.He is not old enough to live alone.
O, yaşayan en büyük sanatçıdır.He is the greatest living artist.
O benim yaşayan tek akrabamdır.He is my only living relative.
Ailesi konfor içinde yaşayabilsin diye gündüz ve gece çalıştı.He worked day and night so that his family could live in comfort.
O, yalnız yaşayamayacak kadar çok genç.He was too young to live alone.
Babasının beklentilerine uyarak yaşayacak.He will live up to his father's expectations.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
Onların yaşayacak hiç evi yok.They have no house to live in at all.
Onların yaşayacak bir evi yoktu.They had no house to live in.
Yaşayacak evleri yok.They have no house to live in.
Onlar bitişikte yaşayan insanlardır.They are the people who live next door.
Milli piyangoyu kazanırsam, lüks içinde yaşayabilirim.If I win the lottery, I'll be able to live high on the hog.
Kuzey Amerika'da emniyet kemerinizi bağlamamanız yasaya aykırıdır.In North America it is against the law to fail to fasten your seatbelt.
Sanırım şu andan itibaren bir yıl seninle birlikte yaşayacağım.I guess I'll be living with you a year from now.
Bitişikte yaşayan gence soralım.Let's ask the boy who lives next door.
Bitişikte yaşayan çocuk sık sık eve geç gelir.The boy who lives next door often comes home late.
Yaşlı insanlar, uğruna yaşayacak bir şeye ihtiyaç duyar.Old people need something to live for.
İnsan hayaller olmadan yaşayamaz.Man can't live without dreams.
Papua Yeni Gine'de yaşayan birçok Melanezyalının çok kıvırcık saçları vardır, değil mi?Most of the Melanesians living in Papua New Guinea have very curly hair, don't they?
Balinalar okyanusta yaşayan büyük memelilerdir.Whales are very large mammals that live in the ocean.
Yaşayan bir köpek, ölü bir aslandan daha iyidir.A living dog is better than a dead lion.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölecek.He who lives by the sword shall die by the sword.
Biri su olmadan yaşayamaz.One can't live without water.
İnsanlar hava olmadan yaşayamazlar.People can't live without air.
Bunlar, yandaki evde yaşayan insanlar.These are the people who live next door.
Balıklar suyun dışında yaşayamaz.Fish can't live out of water.
Susuz yaşayamazsın.You can't live without water.
Artık bu tarafta yaşayamazsın.You can't live on this side anymore.
Ben ısıya duyarlı olduğum gibi, yaz aylarında klima olmadan rahatça yaşayamam.As I'm sensitive to heat, I can't live comfortably without air-conditioning in summer.
Ben evlenene kadar annemin yaşayacağını umuyordum.I had hoped that my mother would live until I got married.
Hiçbir yaratık uzayda yaşayamaz.No creature whatsoever can live in space.
Hükümetlerimiz insan nüfusu içinde yaşayan uzaylılar haline geldi.Our governments have become space aliens living among a human population.
Doktor hastanın yalnızca birkaç gün yaşayacağını vurguladı.The doctor emphasized that the patient only had a few days to live.
İnsan sonsuza dek yaşayamaz.Man cannot live forever.
Kılıçla yaşayan kılıçla ölür.He who lives by the sword will die by the sword.
Ekoloji tüm çevremizde yaşayan şeylerle ilgili çalışmadır.Ecology is the study of living things all around us.
Kaktüsler kuru yerde yaşayan bitkilerdir.Cacti are plants that live in dry places.
Vahşi hayatta tek başına yaşayabilir misin?Could you survive alone in the wilderness?
Güneş olmasa yaşayamayız.If there was no sun, we would not be able to live.
Yasaya itaat etmek her zaman görevimizdir.It's our duty to always obey the law.
Artık bu nehirde yaşayan herhangi bir balık yok.There aren't any fish living in this river anymore.
Balina, denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal who lives in the sea.
Denizde yaşayan canlıların büyük bir çeşitliliği var.There's a great variety of creatures living in the sea.
İngilizce, kalbimde yaşayan dildir.English is the language that dwells in my heart.
Onlar Massachusetts'de istedikleri gibi yaşayabildiler.They were able to live as they wanted in Massachusetts.
Onun hafızası sonsuza dek yaşayacak.His memory will live forever.
Para büyük bir sıkıntı: Ne onunla yaşayabilirsin ne de onsuz.Money is a big bother: you can live neither with it nor without it.
İstediğimiz gibi değil, yaşayabildiğimiz gibi yaşarız.We live, not as we wish to, but as we can.
Yan dairede yaşayan kadın şu anda sosyal hizmetler için çalışıyor.The woman who lives next door is working for the Civil Service now.
Tímea, Polonya'da yaşayan bir Macardır.Tímea is a Hungarian living in Poland.
Bu alanda yaşayan insanlar su yokluğu nedeniyle ölüyor.People living in this area are dying because of the lack of water.
Onun ikisi de Kyoto'da yaşayan iki kız kardeşi var.He has two sisters who both live in Kyoto.
Böyle süslü bir evde yaşayabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.I never for a moment imagined I'd be able to afford to live in such a fancy house.
Sadece yaşayacak bir yer bulup bulamadığınızı merak ediyordum.I was just wondering if you have been able to find a place to live.
Dünyada herhangi bir yerde yaşayabilsen, nerede yaşamak istersin?If you could live anywhere in the world, where would you want to live?
Buralarda yaşayan biri var gibi görünmüyor.There doesn't seem to be anyone living around here.
Yaşayan her şey bir gün ölecek.Everything that lives will die sometime.
Tom bana işini kaybetse bile tasarrufları ile bir süre yaşayabileceğini söyledi.Tom told me that he could live off his savings for a while if he lost his job.
Tom Bostonda yaşayan bir adam tanıyor.Tom knows a man who lives in Boston.
İlgili Sayfalar