yaşaya ile cümle

yaşaya kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
O, bitişikte yaşayan adamdır.That's the man who lives next door.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacak mısın?Will you live in Sasayama next year?
Amerika'da günde bir dolarla yaşayabileceğini düşünüyor musun?Do you think you can live on a dollar a day in America?
Chizuko "Bir turna kuşu bin yıl yaşayabilir" dedi.Chizuko said, "A crane is supposed to live for one thousand years."
Sensiz yaşayamam.I can't live without you.
Balina denizde yaşayan çok büyük bir memelidir.The whale is a very large mammal which lives in the sea.
Sapparo'da yaşayan erkek kardeşime bir mektup göndereceğim.I will send a letter to my brother who lives in Sapporo.
Oksijensiz yaşayamazsınız.You can't live without oxygen.
Bize bitişik yaşayan adam ünlü bir aktördür.The man who lives next door to us is a famous actor.
Sürekli onunla beslenerek yaşayamayız.We cannot live on it forever.
Gelecek ay burada yaşayacağız.We will be living here next month.
Amerika'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in America.
İngiltere'de yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in England.
Osaka'da yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Osaka.
Osaka'da yaşayan bir halam var.I have an aunt who lives in Osaka.
Los Angeles'ta yaşayan bir teyzem var.I have an aunt who lives in Los Angeles.
Londra'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend living in London.
Kyoto'da yaşayan bir amcam var.I have an uncle who lives in Kyoto.
Sapparo'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Sapporo.
Yaşayacak evim yok.I have no home to live in.
Nara'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend living in Nara.
Paris'te yaşayan amcam bizi görmeye geldi.My uncle, who lives in Paris, came to see us.
Osaka'da yaşayan amcam/dayım dün bizi ziyaret etti.My uncle, who lives in Osaka, visited us yesterday.
Benim bitişiğimde yaşayan adam bir doktor.The man who lives next door to me is a doctor.
Ben yazın klimasız yaşayamam.I can't survive without air conditioning in the summer.
Kyoto'da yaşayan bir arkadaşım var.I have a friend who lives in Kyoto.
Ben refah yaşayacağım.I'll live on welfare.
Ben onun doksan yaşına kadar yaşayacağına eminim.I am sure of his living to be ninety years old.
Yasaya uyacağım.I will follow the law.
Hokkaido'da yaşamak istedim ama yaşayamadım.I wanted to live in Hokkaido, but I couldn't.
Gelecek yıl Sasayama'da yaşayacağım.I will live in Sasayama next year.
Ben şu an için yaşayan bir kişiyim.I'm a person who lives for the moment.
Havasız ve susuz yaşayamayız.We cannot live without air and water.
Biz yasaya itaat etmeliyiz.We ought to obey the law.
Gerçek şu ki, biz hava olmadan yaşayamayız.The truth is that we can't live without air.
Yeni yolun tepede yaşayan insanlara faydası olacaktır.The new road will benefit the people living in the hills.
Hiç kimse kendi başına kendisi için yaşayamaz.No one can live by and for himself.
İnsanlar sonsuza kadar yaşayamazlar.People can't live forever.
İnsanlar sürekli yaşayamazlar.People can't live forever.
İnsanlar Mars'ta yaşayamaz.Humans can't live on Mars.
İnsan gıda olmadan 40 gün kadar yaşayabilir fakat susuz en fazla 7.Human beings can live up to 40 days without food, but no more than 7 without water.
Biz gıda olmadan yaşayamayız.We cannot exist without food.
Eğer su olmasa canlılar yaşayamaz.If it were not for water, no living things could live.
Su olmadan hiçbir şey yaşayamadı.Without water, nothing could live.
Su olmasa yaşayamayız.If it were not for water, we couldn't live.
Su olmasaydı yaşayamazdık.If it were not for water, we couldn't live.
Eğer su ve tuz olmasa biz yaşayamayız.If it were not for water and salt, we could not live.
Yaşayanların sayısı ölülerinkinden daha azdı.The number of the living was smaller than that of the dead.
Jack davasından kazandığı parayla refah içinde yaşayabilmeli.With the money Jack won from his lawsuit, he should be able to live on easy street.
Havaalanın yakınlarında yaşayanlar için gürültü en ciddi problemdir.Noise is the most serious problem for those who live around the airports.
Güneş olmasaydı, dünyada yaşayamazdık.Without the Sun, we could not live on the Earth.
Hiç kimse iki yüz yaşına kadar yaşayamaz.No man can live to be two hundred years old.
Kimse tek başına yaşayamaz.Nobody can live by himself.
Hiç kimse yiyecek olmadan yaşayamaz.Nobody can exist without food.
Dünyada yaşayan her şey birbirine bağlıdır.All living things on earth depend one another.
Çin ve Tibet dağlarında yaşayan siyah ve beyaz renkli ayılara "panda" denir.The black and white bears living in the mountains in China and Tibet are called 'pandas'.
Şehirde yaşayan insanlar kır yaşantısının zevklerini bilmezler.People living in town don't know the pleasures of country life.
Tokyo'da yaşayan teyzem bana güzel bir bluz gönderdi.My aunt, who lives in Tokyo, sent me a beautiful blouse.
Japonya'da yaşayan insanlar Japon ülkesi anayasasına göre hareket etmelidir.The people who live in Japan must act according to the Japanese country constitution.
Japonya'nın kuzeyinde yaşayan insanlar kışın karda kayak yapmanın tadını çıkarır.The people who live in the north of Japan enjoy skiing in the winter in the snow.
İlgili Sayfalar